Mustafa Karaalioğlu
Suriyeli göçmenler bahsinde baştan beri iki farklı görüş çarpışıyor, malum. Bir kısım ülkelerinde yaşayamaz hale gelen milyonlarca insanın Türkiye’de ağırlanmasının bir insanlık görevi olduğunu, bir kısım da -ki bunlar çoğunlukta- bir an önce geri gönderilmeleri gerektiğin söylüyor. İktidar ise, uzun bir süre ensar/muhacir benzetmesinden hareketle insanlık görevi pozisyonunu savunuyordu. Sonra bu pozisyon zayıfladı ve bilindiği gibi “Açarız kapıları göndeririz Avrupa’ya” tehdidi sık tekrarlanmaya başladı.
Bu mesele Barış Pınarı harekatını sonlandıran Ankara ve Soçi mutabakatlarının da öncelikli müzakere maddesiydi. Yani ABD ve Rusya ile Türkiye’deki Suriyelilerin geri gönderilmesi için uzun müzakereler yapıldı. Yapıldı yapılmasına ama netice alınamadı. Çünkü, Türkiye’nin göçmen yükü iki ülkenin de umurunda değildir. Üstelik, meseleyi ABD ve Rusya ile konuşup maliyeti Avrupa’ya yüklemek gibi bir ilginç bir yol izledik. ABD Başkanı Trump bile Avrupa’nın mali destek vermesi gerektiğini söyledi. Çünkü, kapılar açılırsa mülteciler Avrupa ülkelerine gidecekti!
Bütün bunlar olurken -ya da olmazken- Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz gün Suriyelilerin varil bombalarına geri gönderilemeyeceğini söyledi. Cümleleri şöyle: “Ana muhalefet bunları tekrar ülkelerine göndereceğiz diyor. Biz varil bombalarıyla inleyen yerden kaçan bu insanları asla ve kat’a varil bombalarına teslim etmeyiz. Türkiye’nin ana muhalefeti eder. Ama biz etmeyiz. Biz insanı seviyoruz.”
Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri hala Suriyelilerin pazarlık konusu haline gelip Avrupa’yı tahdit unsuru olmayacağını garanti etmiyor. Şimdiden sonra da her an bu cümleyi duyabiliriz. Ancak Cumhurbaşkanı aslında göçmen meselesin bam teline dokunan bir bilgi vermiş oldu. Mevcut durumda; yani Esad işbaşındayken Türkiye’de veya başka ülkelerde -Ürdün, Lübnan, Irak ve Avrupa- bulunan Suriyeliler geri dönemez. “Varil bombası” hatırlatması aslında Esad’ın düşman olarak gördüğü milyonlarca vatandaşının geri döndüklerinde yine hayati risk altına göreceklerini anlatıyor.
İç savaş boyunca 13 milyonu aşkın Suriyeli yer değiştirdi; yarısı ülke içinde yeni ve güvenli yer aramaya çıktı, yarısı da Türkiye dahil çeşitli ülkelere göç etti. Bu insanlar Şam’da Esad rejimi devam ettiği için göç ettiler. Şimdi Esad orada otururken ve üstelik savaşı kazanmış, arkasına Rusya’nın sınırsız desteğini almışken kim güven içinde geri dönebilir? Mevcut siyasi şartlarda imkansız bir proje…
Türkiye’nin kapıları açarak Suriyelileri Avrupa’ya gönderme fikri de uygulanabilir değildir. Birincisi, biz kapıları açtığımız kadar Avrupa kapıları kapatacaktır. Geçiş olamayacaktır. İkincisi ise, böyle bir adım attığımızda Suriye’den ve başka merkezlerden Avrupa’ya geçiş şansını denemek isteyen çok daha fazla göçmen Türkiye’ye ulaşmayı deneyecektir. Azaltmak şöyle dursun, kapıları açarak göçmen sayısını artırırız!
Bilelim ki bu mesele artık Avrupa için de ikincildir ve Türkiye çaba göstermezse hiçbir ülke bu konuda parmak kıpırdatmayacaktır.
Göçmen yükünün tamamını tahliye etmek değilse bile hiç olmazsa azaltılması uzun vadeli bir programla mümkündür. Gerilimle veya tehditle değil uzlaşma ve diyalogla yürüyecek bir program gerekiyor. Suriyeli göçmenleri bir pazarlık unsuru olarak kullanmak bugüne kadar sürdürdüğümüz politikamızla çeliştiği gibi esasen mümkün de değildir. Bu gerçeği bilerek, önce Esad’ın hayati risk faktörü olmaktan çıkmasını sağlayıp ya da vatandaşları için güvenilirliğini garanti altına almak gerekiyor. Ardından da geri dönmesi mümkün olan göçmenlerin yerleşimi için kaynak üretme adına küresel bir kampanyaya başlamak zarureti vardır.
Suriyeli göçmenler meselesine isteyen gurur duyacağımız bir insanlık görevi, isteyen de kurtulmamız gereken bir yük olarak baksın… Ama artık kalıcı bir göçmen gerçeğimiz vardır. Bugünden yarına çözümü düşünmek de hayaldir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025