Nabi YAĞCI-Taraf Yazıları
Yapay siyasi kriz patladığında, tam o günlerde ben de bildik siyasetten birkaç günlüğüne uzaklaşmıştım. Gazeteler birikti ama okumadım, TV’ye bakmadım. Ama yine de yanımda gazete okuyanın gazetesine yan gözle bakmaktan kendimi alamıyordum. Hani vapurda, otobüste yapılır ya, onun gibi. Dedik ya huylu huyundan vazgeçmez.
Bildik siyasete biraz uzaktan, uzaklaşarak bakmak her zaman iyi gelir.
Türkiye’de son üç beş yıldır hep tansiyonu tepeye vurmuş halde siyaset yapılıyor. Gerilim sâridir, bulaşıcıdır; fırtına ortasında, sakin bir kıyı limanında kahve içerkenki gibi düşünmek hayli zordur. Fakat yapılabilirse, ara ara da olsa sakin kalmak becerilebilirse bu da insana çok değerli bir geniş düşünce ufku sağlıyor.
Bildik siyasete biraz uzaktan baktığımda ilk gördüğüm şey siyasi kültürümüzün kendini “açmaya” başladığıdır. Siyaseti belirleyen dış koşulların etkileri zayıflayıp, siyaset gemisi fırtınalı değil de normal veya az çok normal sularda seyretmeye başladığında, yolcuların dikkati dalgalardan sıyrılıp kendi içlerine döndüğünde masalardan yükselen kaşık, çatal seslerini, yolcuların konuşmalarını duyar olursunuz.
12 Haziran seçimlerin ertesinde 13 haziranda Türkiye’de siyaset gemisi aslında normal denebilecek koşullar içinde seyretme imkânına sahip olmuştu. Topal demokrasimizin kısıtlı imkânları içinde de olsa TBMM’de siyasi temsil eski dönemlerle kıyaslanamayacak ölçüde yükselmişti. Nitekim bu nedenle PKK de ateşkesi uzatmış, tehlike en azından yakın bir gelecek için savuşturulmuştu. En başta Kürt sorunumuz olmak üzere süregiden Ergenekon-Balyoz davalarının işaretlediği derin devletten, askerî vesayetten kurtulma sorunlarının varlığına rağmen göreceli bir sakin ortam nesnel olarak karşımıza çıkmıştı.
Bu çok önemli bir şanstı.
Şimdi olağan olarak olması gereken şey ortaya çıkan yeni siyasi konjonktürü değerlendirmek, topal demokrasinin ayakları üstünde durabileceği önkoşulları yaratarak yeni bir demokrasiye geçişin yolunu hazırlamaktı. Yeni bir demokrasiye geçiş, sivil demokratik yeni bir anayasa hazırlamakla olabilecekti. Bu zorlu dönemeci aşabilmek ise bazı önkoşullara bağlıydı. Yeni bir anayasa yapabilmenin önkoşullarını yaratmak üzere demokrasiyi genişletecek yasal düzenlemeleri süratle gerçekleştirmek en ivedi işti. Yani en önce Kürt meselemizde barışçı ortamı sağlayacak saydam ve yapıcı yeni bir diyalogun başlatılması, başta Terörle Mücadele Yasası olmak üzere yeni anayasa yapılması sürecinde önkoşul olan düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, siyasi katılımı genişletmek üzere Meclis içtüzüğünün değiştirilmesi, seçim barajının düşürülmesi gibi köklü Anayasa değişikliği gerektirmeyen yeni yasal düzenlemelerin süratle yapılması.
Öyle olmadı. Olağan olarak olması gerekenin yerini yapay siyasi kriz aldı.
Yapay siyasi krizin nedenleri ve sonuçları üstüne pek çok yorum ve spekülasyon var. Bunlar önemsiz değil elbette ama ben yukarıda söylediğim gibi bunları bir yana koyarak bakmak istiyorum. En azından üzerimdeki sakinlik henüz etkisini sürdürüyorken. Öyle baktığımda yapay siyasi krizin temeldeki nedeninin de siyasi kültürümüzün gelişmemişliği olduğunu görüyorum.
Kültür özümsediklerimizdir. Uzun uzun yıllar vesayet rejimi altında varolmuş bir sözde siyasetten gelişkin bir siyasi kültür beklemek zaten hayal olurdu. Vesayet rejimini kurumsal olarak sistemik dönüştürmeye verdiğimiz dikkati bu değişimin öznelerine vermiyoruz. Örneğin, HSYK veya YSK ya da Anayasa Mahkemesi’ni yapısal değişikliğe uğratacak yasal düzenlemeler elbette hayati derecede önemlidir ama yüksek yargıyı oluşturan hâkimler, hukukçular yaşları itibariyle 12 Eylül dikta döneminin kadrolarıdır.
Gerek devlet bürokrasisinin zihniyeti gerekse sağ ve sol siyasetlerin siyaset yapma alışkanlıkları vesayet kültürünün uzun yıllar içinde oluşmuş, yerleşmiş ve bu nedenle kolayca değişemez olan derin izleriyle maluldür. Tersini kimse iddia edemez. O halde bu hastalığımızın önce farkında olmak sonra onu deşifre etmek gerek.
Siyasi kültürümüzün geriliği kendini en önce vekâlet sisteminde gösteriyor. Yani vekâlet verenle vekâlet alan arasındaki ilişkide. Ya da temsil sisteminde. Hastalığın kendini gösterdiği ikinci mekân ise birincisiyle bağlı olarak temsilî sistem içinde “parlamentoya” yüklenen anlama ilişkindir.
Bizde vekâlet sistemi, vekâleti verenden (halktan) boş senet almaya benziyor, senedi bir kere aldıktan sonra üstüne dilediğinizi yazabilirsiniz! Bizim siyasi kültürümüzde parlamentonun anlamı üstünde ise gelecek yazımda duracağım.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.05.2012
3.05.2012
30.04.2012
28.04.2012
26.04.2012
23.04.2012
21.04.2012
19.04.2012
16.04.2012
14.04.2012