Nabi YAĞCI-Taraf Yazıları
Geçtiğimiz cumartesi günü Taraf’a yazımı göndermedim, çünkü o gün artık ayrılmaya karar vermiştim. Ama içim “haksızlığa isyan” duygularıyla doluydu; İsyan, öfke, kırgınlık, üzüntü duygularının etkisi altında yazmak istemedim. Biraz yatışmayı bekledim.
Zira böyle bir cesur gazeteye Türkiye’nin hâlâ ihtiyacı var, ona haksızlık yapmak istemem fakat ne var ki, kimilerinin sola, solun tarihine gerçek eleştiri yerine haksızlık yaptıklarını, sahte bir tarih yazılmak istendiğini düşünüyorum.
Cesaret evet, ama yetmez…
Solu ve solun geçmişini eleştirirken de yapılması doğru olacak olan önemli bir tesbittir bu. Solun söylemlerini, siyasetini haklı olarak eleştiriyoruz bugün, ama hiç kimse Cumhuriyet tarihi boyunca sosyalistlerin, komünistlerin düzene karşı cesur mücadelelerini reddedemez. Öyle olmasaydı Cumhuriyet tarihi sosyalistlerin, komünistlerin, solun uğradığı mezalimin, tabutlukların, faili meçhullerin tarihi olmazdı. Ne var ki, salt kafa tutmak, salt cesaret yetseydi sol bugün başarılı durumda olurdu. Bu nedenle sol üstüne hamaset yapmak değil yanlışlarını konuşmalıyız elbette.
Solun ve bütün sol gurupların en önemli yanlışı gerçeğin tekeline sahip olma tavrıyla ötekine karşı üstenciliği, kibri, nefret söylemini bir siyaset ve üslup haline getirmeleridir. Ama bugün solu eleştirdiklerini sananlarda da aynı tavrı görmek şaşırtıyor insanı. Eleştiri adına söylediklerinden hiç kuşku duymuyorlar.
Kimse sol içi şiddet uygulamalarını inkâr etmiyor ama solu şiddetin kaynağı olarak gösterip devletin şiddetini mazur göstermek ne gerçeklerle ne de hakkaniyetle bağdaşır. Daha önce de KCK operasyonları sırasında Kürt sorunu ve PKK nedeniyle ortaya çıkan, “şiddete eşit mesafede durma” tavrını da eleştirmiştim. PKK = sol = şiddet = PKK denklemi kuranlar olmuştu. Bu indirgemeci, toptancı yaklaşıma, solu şiddettin nedeni gösteren bu anlayışa karşı çıkmıştım. Bu yaklaşım özellikle bizdeki devletin mağdura, mazluma karşı ikiyüzlülüğünü gizliyor. İyi niyetli olmak bu sonucu değiştiremez. Aynı hatalı yaklaşımı bir kez daha görüyorum şimdi.
Oysa, 12 Eylül’e gidişte devletin solu silahlanmaya zorlayan provokasyonlarını somut örneklerle yazmış, o tarihte bu provokasyonlara can güvenliklerimiz tehlikede olduğu halde nasıl karşı durduğumuzu ve silahlanmayarak bu oyunu bozduğumuzu anlatmıştım. Nitekim 12 Eylül davalarında işkence altında alınan ifadelere rağmen silahlı örgüt, terör örgütü damgası basamamışlardı. Bu gerçekler yargı kararlarıyla da belgeliyken şimdi bu örgüt ve örgütleri, DİSK’i 77 1 Mayıs’ının suçlusu gösterme çabası içimde derin biçimde haksızlığa uğramışlık duygusu uyandırıyor.
Bir yazar böyle düşünebilir, böyle yazabilir, ilginç olmak isteyebilir, ilginç olma dürtüsü ona “insaf” ölçülerini unutturabilir vs. Bu o denli önemli değildir. Hiç dikkate almayabilirsiniz ya da eleştirir geçersiniz ama bunca tanık ifadesi, bunca yargıya dahi intikal etmiş belge ve hatta yargı kararı varken bunları açıkça gözardı ederek salt spekülasyona dayalı mesnetsiz sıradan bir iddiayı ve 77’de devletin solu hedef gösteren sahte gerekçesini gazetem üst üste manşet yaptığında, devleti, derin devleti aklar biçimde DİSK’i, Türkiye Komünist Partisi’ni, İGD’yi ve tüm solu 77 1 Mayıs katliamının sorumlusu olarak gösterdiğinde mesele değişiyor ve mesele bir iki yazarın görüşü olmaktan çıkıyor.
Böyle gördüğüm içindir ki yazarı olmaktan hep öğündüğüm Taraf’ta yazmayı sürdürmemin kendi açımdan doğru olmayacağına karar verdim. Taraf’la bağımın böyle sonlanmış olmasına cidden çok üzgünüm, ama okurlarımın beni anlayacağına inanıyorum. Taraf’a başarılar dilerim. Hoşça kalın.
Bu son köşe yazımı, 1 Mayıs 77’nin tarafsız tanığı olduğuna hiç kuşku duyulmayacak olan, o tarihteki İstanbul Belediye Başkanı Sayın Ahmet İsvan’ın solu suçlayanlara karşı geçenlerde televizyonda söylediği bir sözle noktalayacağım.
“İnsaf ile düşünün.”
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.05.2012
3.05.2012
30.04.2012
28.04.2012
26.04.2012
23.04.2012
21.04.2012
19.04.2012
16.04.2012
14.04.2012