Nabi YAĞCI-Taraf Yazıları
Türkiye’de yaşadığımız derin değişim süreçleri sonucu dün çeperde, kenarda duran siyasi cereyanlar merkeze yürüdüklerinde talep ve beklentileri farklılaşmış çoğulculaşmış bir kamuoyuyla karşılaştılar. İslam ve Kürt siyasetlerinin rolü olsa da bu çoğulculaşma yalnız onların eseri değil, onları da saran derin değişim dalgasının bir sonucuydu. 2002’den bugüne acaba siyasi muhalefet bu çoğulculuğu kucaklamayı başarabildi mi? Yoksa yalnızca çoğulluğa yaslanan siyasetler olarak mı kaldı?
İşte problemimizin merkezine oturan soru bu.
En geniş kamuoyuna sahip olan kuşkusuz İslami hareket ve onun içinden çıkan AK Parti’dir. Pek çok farklı eğilimi birleştirebiliyor. Kökleri daha öncelere, İttihat Terakki’ye kadar uzansa da pratik siyasi proje olarak 12 Eylül askerî rejiminde yükselen Türk-İslâm sentezi değil bu. Bu proje başarılı olamamıştır. Zira bu projede hâkim öge Türklük olacaktı, İslam unsur ise onunla eklemlenecek unsurdu. Bu tez Osmanlı üstüne yanlış analizden çıkıyor. Osmanlı’da Türklük, ne manevi ne maddi olarak böylesi birleştirici etki gücüne hiçbir zaman sahip olmamıştı. Osmanlı bir ulus-devlet de değil çok kültürlü, çok etnisiteli, çok dinli, çok dilli bir çoğul topluluklar imparatorluğuydu.
Kemalist Türk devleti Sünni İslam’ı devletin resmî dini olarak merkezîleştirdi, böylece dini devletleştirdi ve ama Türkleştiremedi. Öyle olunca devletleştirme işlemi de sonuçlanmadı. Sünni İslam muhalefet pozisyonunu terk etmedi. Sonunda AK Parti’yi iktidar yaptı.
AK Parti bugün yalnızca İslamcılık motivasyonuyla hareket etmeyen ya da çıkar ve beklentileri bundan ibaret olmayan çoğulcu bir kamuoyuna dayanıyor. AK Parti bunun farkında olarak son seçimler öncesinde başta Kürtler olmak üzere farklı kesimlere açılmaya çalıştı. Alevi çalıştayları yaptı, değişik aydın çevreleriyle biraraya gelindi. Bu çabalar belli sonuçlar doğurduysa da sonuç alıcı olamadı.
Neden olamadı?
Çünkü AK Parti kendi dışındaki farklılıkları kendi etrafında, kendi hegemonyasında tutmaya yöneldi yani onları kendi siyasetine eklemlemeye çalıştı. Bu anlayış bizde, sağ olsun sol olsun siyaset anlayışına sinmiş, bir bakıma asimilasyoncu denebilecek bir anlayıştır.
Oysa kamu alanı kesin inançlıların alanı değildir. Kanılar, önyargılar, duygularla örülü karmaşık bir alandır. Genel çıkarlarla, özel çıkarların; önyargılarla, akla (eleştiriye) dayalı yargıların sürekli etkileşim içinde olduğu bir alandır. Dolayısıyla kamuoyu dendiğinde de kesinleşmiş tercihler alanı değil ancak belirli bir hava, atmosfer, belirli ruh hali anlaşılmalı. Kısaca hem etkileyen hem etkilenmeye açık toplulukların kulağı, sesi, sözü demek kamuoyu.
Üç dönemdir iktidar olan AK Parti özellikle son dönemde, İslamcı hareketlerin tarihsel muhalefet ruhuyla çelişen devletçi refleksler göstermeye başladı. Bu durumun nedeni olarak yalnızca Kürt sorununun varlığı gösterilemez, tek başına ve muhalefetsiz iktidar olmak esas nedendir. İktidar olmak, iktidar nimetlerini paylaşma dürtüsü zaten muhalefet ruhunu törpüler ve tüketir.
AK Parti’nin dayandığı ve seslendiği, liberal demokratlardan, muhafazakâr demokratlara, milliyetçilere kadar uzanan farklılaşmış geniş kamuoyunun sesi, yukarı yani parti merkezine doğru daralan bir hiyerarşi içinde kayboluyor. Tepe siyasetinde farklı sesler neredeyse yok gibi.
Sonuç olarak görünen o ki, AK Parti, dayandığı çoğulcu kamuoyunun beklentilerini kucaklayabilecek çoğulcu bir siyaset ortaya koymayı başaramıyor. Başbakan’ın konuşmalarındaki zikzaklar hem bu boşluğun ürünüdür hem de bu boşluğu doldurma çabalarının. Bazen farklılıkları kucaklayıcı, hoşgörülü oluyor, bazen ise dışlayıcı ve otoriter.
Siyasetini kendi kamuoyunun hassasiyetlerine göre çoğulculaştıramayan, bu dinamizmi kendi içine, siyasetine taşıyamayan bir siyasi merkez tek tipleşmeye kayar. Giderek farklı renkler içinde hâkaim rengin etkisi altına girer. Tarihsel olarak hâkim renk bizde devlet olmak, devlet imkânlarını kullanarak kendi bürokrasisini oluşturmak ve böylece “devlet sınıfı” olmaktır.
Sembolik bir örnek verecek olursam, AK Parti “türbana özgürlük mü, devlet olmak mı” gibi bir ikilemle karşı karşıya kalsa dünden farklı olarak bugün büyük olasılıkla türbana özgürlüğü değil devlet olma imkânını seçer. AKP şeriat getirecek diye yeri göğü inletenler bile bunu görmeye başladılar artık.
AK Parti’de giderek kendini duyuran şey, çoğulculaşan kamuoyları buna karşın daralan siyaset, yani “çoğulculaşamayan çoğulluk” sendromu Kürt siyasi hareketinde de görülüyor. Ona da bir göz atalım.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.05.2012
3.05.2012
30.04.2012
28.04.2012
26.04.2012
23.04.2012
21.04.2012
19.04.2012
16.04.2012
14.04.2012