Osman CAN
Geçtiğimiz hafta AK Parti MKYK toplantısında parti tüzüğünün 32. maddesinin değişmeyeceği yönünde karar çıktı. Bu maddeye göre “AK Parti listelerinden aday gösterilip seçilmiş olan belediye başkanları ve milletvekilleri, kesintisiz en fazla üç dönem aynı görevi yürütebilir. Ancak, ara veren kimseler tekrar aynı görevlere aday gösterilebilir.”
Parti, bunun partiler rejimine getirilmiş çok değerli bir etik kural olduğunu savunuyor ve bunda ısrar ediyor.
Bunun pek çok sonucu olacağını tahmin etmek güç değil.
Birinci sonuç, Başbakan Erdoğan’ın 2015 seçimlerine aday olmayacağının kesinleşmiş olmasıdır. Türkiye Anayasası’nın 109. maddesine göre Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından milletvekilleri arasından atanır. Bakanlar milletvekili olmak zorunda değil. Ancak parlamenter sistemin mantığına uygun olarak Başbakan’ın genel seçime girip halk tarafından seçilmiş bir kişi olması bir anayasal zorunluluktur.
Bu da Erdoğan’ı 2015-2019 dönemi için Başbakan olarak göremeyeceğimiz anlamına geliyor.
Ama teorik olarak Erdoğan’ın 2015 sonrasında dışarıdan bir bakan veya başbakan yardımcısı veyahut partisinin genel başkan yardımcılığı veya danışmanlığı sıfatıyla siyasetin içinde yer alması da mümkün. Ya da bir dönem tamamen aktif siyasetin dışında bir üniversitede yahut düşünce kuruluşunun başında da görülebilir. Elbette teorik olarak…
İkinci sonuç ise, üç dönem sınırlamasının Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı için başkaca bir alternatif bırakmamış olmasıdır. Bu sonuç beklentilere oldukça uygun gözüküyor. Nitekim MKYK’da ve partinin diğer toplantılarında ağırlıklı olarak benimsenen görüş bu yöndeydi. Seçmenin, muhalefetin ve uluslararası kamuoyunun beklentisinin de o yönde olduğunu söyleyebiliriz.
Ancak adaylık konusunda karar elbette Erdoğan’ın kendisine ait. Parti içinde veya Türkiye’de hiç bir meşru gücün ona Cumhurbaşkanı olması veya olmaması gerektiğini empoze edecek durumda değil. Bu onun 12 yıllık iktidar başarısına, askeri vesayet, Gezi olayları ve 17 Aralık gibi antidemokratik ve yıkıcı unsurlara karşı kararlılık içinde mücadelesini yürütmesi ve bunda başarılı olmasına bağlı. Başarı, aldığı toplumsal desteğin yanında, meşruiyetine güç katıyor.
Diğer bir sonuç partide yetmişin üzerinde deneyimli siyasetçinin 2015 sonrasında parlamentonun dışında kalacak olmasıdır. Bu kişilerin 12 yıllık iktidar döneminde Türkiye tarihinin en değerli ulusal ve uluslararası siyasal deneyimini kazanan kişiler oldukları muhakkak. AK Parti’nin bir siyasal vizyonundan söz edildiğinde elbette bu kişilerin başarı hikâyesine yapılan bir vurgudan söz ediyoruz. Unutmayalım ki bu kişiler, Cumhuriyet tarihinin ilk sivil “iktidar” kadrosunu oluşturuyorlar. Dolayısıyla kurucu bir hafıza ve deneyime sahipler. Daha önceki dönemlerde Parlamento ve Hükümet’in gerçekte iktidar olmadıkları, ülkenin temel siyasetinde ve kriz durumlarında sorumluluk üstlenenlerin daha çok asker ve sivil bürokrasi olduğu biliniyor. Dolayısıyla eski Türkiye’nin siyasal deneyiminin daha çok 1940 öncesi Hintli siyasetçilerin İngiliz Sömürge Valisi ile ilişkilerinde kazandıkları deneyimden çok da farklı değil.
AK Parti kadrolarını gençleştirmek, yeni bakış açıları ve perspektifleri siyasete kazandırmak için üç dönem kuralını bir fırsat olarak kullanacaktır. Bu kesin. Ancak siyasi partiler aynı zamanda bir siyasal ekoldürler. Bu da partilerin tecrübe ile dinamizmi bağdaştırması sayesinde mümkün olabiliyor.
Partinin bu çok değerli “kurucu” hafızasını ve deneyimini bir kenara bırakacağını beklemek çok gerçekçi değil.
Bu yüzden üç dönem kuralı, Cumhurbaşkanlığı tartışmasında belirleyiciliğinin yanında, partide de yeniden yapılanmaya yol açacaktır.
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015