Perihan MAĞDEN
Ada atlarına merhamet eden yok mu?
21.07.2015
4918
1 ay kadar önce sevgili bir ahbabım, Büyükada'da yeni yaşamaya başladığı evinden Çankaya Caddesi'ne çıkıyor ki-
Sürücüsünün (artık ne oldu, neden korktularsa) zapt etmekte zorlandığı iki at son sürat giderlerken, karşıdan gelen faytonla şiddetle çarpışıyor!
Ve bir at anında ölüyor, diğeri ağır yaralanıyor; Fatoş o at da mutlaka ölmüştür kanaatinde.
Facebook'taki hayvanseverlerin sayfalarında çıkmış fotoğrafları o korkunç kazanın.
Bir hanımefendi canhıraşça bağırıp tepkisini ortaya koyuyor.
(Sonra da fotoğraflarını çekiyor.)
Fatoş sarsıla sarsıla ağlamaya başlıyor.
O kadar.
Kalabalık, merak duygusunu doyurmasının akabinde, sessizce dağılıyor.

Asıl vahimi, sitenin bekçisi daha sonra Fatoş'a adada yaşayacaksa, bu tarz fayton kazalarına, at ölümlerine alışmasını öğütlüyor!
Türkler'de adet olduğu, benim dehşete düşmeme mahal olduğu üzere.
Şimdi hakikaten merak ediyorum; adalarda fayton sürmek için ''kullanılan'' atların durumunu merak eden, dahası çalıştırılma, yaşama koşullarını sorgulayan hayvanseverler yok mu?
Onlara sesleniyorum: adadaki atların insanlıkdışı / hayvanlıkdışı koşullarda çalıştırılmasına, hayatlarının bir
eziyet silsilesinin ardından sonlanmasına bir DUR! demeli.
Fatoş o günden beri faytona binmiyor.
Haklı da.
Kendini Formula 1 yarışçısı zannedip muhtelif deparlara kalkan ''hız hasstası'' faytoncular da var.
(Aynen yolu boş bulunca manyağa bağlamakta beis görmeyen taksiciler misali.)
Adada yaygın olarak kullanılan / kiralanan bisikletlere ''kıl'' olup faytonlarını inadına bisikletçilerin üstüne süren, kaldırımlara filan çıkıp yayaları tehdit eden ''arıza ağbi'' faytoncular da.
Atların HANGİ koşullarda yaşatıldığı da, sorgulanmaya değer.
Yeterince sağlıklı besleniyorlar mı? Gereken aralıklarda su içmeleri temin ediliyor mu?
İyi koşullarda barınıyorlar mı? Gerektiği kadar dinlenebiliyorlar mı?
Bütün bunlar, çoğunlukla mükemmelen yerine getiriliyor da olabilir. Dilerim, öyledir.
Ama bu mühim konuda bilgilendirilmemiz şart.
Hesap verebilirlik, demokratik toplumun olmazsa olmazı.
Üstelik her konuda!
Bazı faytoncuların Büyükada caddelerini yalnızca kendi tekellerinde olması gereken pistler sanmaları; yayaların
haklarını hiçe sayma tercihleri, alışkanlıkları bir yana- (Ki, bu mevzu da NİYE bir yana olsun?)
Böylesine insan ve hayvan hayatına saygısız ve kaygısızca fayton sürenlerin, atlarına GEREKTİĞİ GİBİ
bakma ihtimalleri, nedir acaba?
Bir başka mevzu da, illa da Büyükada'da aradıklarını (her neyse, artık) bulan, akın akın gelen Arap turistler.
Ve de: yeşil- alan özürlü bir şehir olarak kurgulanan İstanbul'un muhtelif köşelerinde haklı olarak bunalarak,
adaya akın akın çıkartma yapan Yerli Turistler.
Gelsinler, gitsinler , pek tabiidir ki diyeceğimiz yok da-
Bir tarafa üç kişi, karşı tarafa üç çocuk, altı kişi bir faytona doluşup ücreti ucuza getirmek için, ada turuna çıkmalarına diyeceklerimiz var!
Aralarından bir kısmının hatırı sayılır kilolarda olduğunu da hesap ederseniz-
Yahu ''6 İncecik Kişi'' dahi doluşsa bir faytona, iki gariban atın onları ada boyunca çekip taşımasının nasıl
bir eziyet olduğunu / olacağını tahayyül edin.
Faytonlara binen kişi sayısına kısıtlama getirilsin.
Ve ASLA bu makul sayı aşılmasın: Pazarlık mevzusu yapılmasın!
Atların hayat koşulları iyileşecekse, (ki, şart bunun olması) fayton ücretlerine ciddi zamlar yapılsın.
Diyelim adada yaşayanlar, orda evi olanlar için ayrı bir tarife, yılda / ömürde bir kere gelecekler için ayrı bir tarife uygulansın.
Yarım ya da tam tur fiyatlarının oldukça yüksek tutulması , bir çözüm olabilir.
Mesela Venedik'te ne denli pahalı gondola binmek.
Ya da Central Park'ta faytonla şöyle bir gezinmek arzusu içini kaplıyorsa, acayip dolarlar bayılmak zorundasın.

Central Park'ta fayton çeken atların güçlülüğünü, kuvvetini, heybetini, bi de süslülüğünü gözünüzün önüne getirin bi.
Demem o ki: dünyanın her yerinde atların çektiği bir faytonla dolaşmak ciddi bir lükstür. Ve öyle olmak zorundadır.
Yani gerekirse az olsun, öz olsun adalardaki atlı faytonlar da.
Susuzluktan, açlıktan, yorgunluktan canı çıkmış atlar habire kırbaç yiyip fayton çekecek, Arap Aile de ucuza
ada turu yapmış olacak!
Burda, akülü fayton seçeneği de değerlendirilebilir.
Ancak bu seçeneğin ''suyunu çıkarma'' ihtimalimiz de, içimi korku dalgalarının basmasına neden oluyor!
İtiraf edeyim.
Sürat ve kaza yapan, saygısız, mütecaviz fayton sürücüleri uyarılsın, gerekirse meslekten men edilsin.
''E, giden at canıdır, kaza oldu öldü işte!'' kafasındaki rahatsızlar, faytonculuk yapamasın.
Çok çok hassas davranılması şart, kimlerin faytonculuk yapabileceği hususunda.
(Burada da, belediye otobüslerinin şoförlerini hatırlayıp ürpermeden edemedim.)
Atlarını canları, öz çocukları gibi gören faytoncular da, vardır eminim.
Adalardaki TÜM faytoncuların, kendini at babası gibi gören, hakiki hayvanseverlerden oluşması şart!
Merhamet sahibi hayvanseverlere sesleniyorum:
Adalarda (sabahtan akşama!) fayton çeken atların durumlarına bir bakalım.
Bize hangi koşullarda çalıştırıldıklarıyla ilgili, bilgileri / belgeleri versin Adalar Belediyesi.
İçimiz rahat etsin.
Adalarda yılda kaç at ölüyor? Çalışma koşulları kesin kurallara bağlı mı?
BU kurallara harfiylen uyulmakta mı?
Atların ağzı var, dili yok.
Onları bu güçlüklerle dolu hayatlarında çaresizliklerinin içinde yapayalnız, bırakmayalım.
O güzelim varlıkların haklarına sahip çıkalım.
Onlar için ve kendi iç huzurumuz için gerekli bu.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
5.02.2016
28.06.2016
21.06.2016
14.06.2016
6.02.2016
31.05.2016
24.05.2016
17.05.2016
26.04.2016