Şahin ALPAY
Reformlarla Kürt kimliği tanındığı ve Kürtlere siyasi yoldan hak arama yolu açıldığı takdirde, PKK’nın Türkiye Kürtleri arasında etkinliğinin azalacağı; barışın sağlanması için PKK’nın muhatap alınmasına da gerek olmayacağına dair görüşüm 2000’lerde değişmek zorunda kaldı.
Zira 1990’lar boyunca PKK dışındaki Kürt partilerinin yasaklanmasını da içeren, Kürt kimliğinin şiddetle bastırılması politikasında ısrar, ne yazık ki, PKK’nın Kürtlerin temel itiraz aracı haline gelmesi sonucunu verdi.
PKK, başından itibaren Türkiye ile Kürtlerin yaşadığı öteki devletler arasındaki gerginliklerden yararlandı; özellikle Avrupa’daki örgütlenmelerinin sağladığı mali ve diğer imkânları kullandı; çeşitli kanun dışı kaynaklardan beslendi. Güvenlik güçlerine karşı gerilla mücadelesi veren, ama gerektiğinde sivilleri hedef alan terörizme başvurmaktan çekinmeyen PKK etkinliğini giderek yaydı; Kürt sorunundan kaynaklanan, ama ondan bağımsız bir sorun halini aldı. Silah zoruyla bütün Kürtlere kendi iradesini dayatma, Kürtler üzerinde vesayet kurma politikası, PKK sorununun giderek vahim bir hal almasına yol açtı.
PKK’nın Kürtleri boyunduruk altında tutmak amacıyla “derin devlet” tarafından kurulduğu “teori”sine hiç itibar etmedim. Ama “derin devlet”in PKK’yı Kürtlerin hakları için mücadelelerini silahlı, dolayısıyla gayri–meşru göstermek için kullandığı muhakkak. Ne var ki, 1990’ların başlarından itibaren Ankara’nın Kemalist tekkültürcülük politikalarındaki “yumuşama”ya paralel olarak PKK içinde de bir değişmenin başladığı görüldü. PKK önce Marxizm–Leninizm’i terk ederek milliyetçiliği benimsedi; sonra ayrılıkçılığı terk edip Kürt çoğunluklu bölgenin (kendi vesayeti altında) özerkliğini talep eder oldu; sonra da taleplerinin kabulü halinde silahlı mücadeleyi bırakabileceğinin işaretlerini vermeye başladı.
PKK’nın 1999’da ilan ettiği, yaklaşık 5 yıl sürecek ateşkes; AB’nin aynı yılın sonunda Türkiye’yi aday ilan etmesi ve tabii, İslamcılığı bırakıp merkez sağ’a yönelen AKP’nin Kasım 2002’de iktidara gelmesi beraberinde Kürt sorununun çözümüne doğru bir açılımı getirdi. AKP iktidarının, AB süreci kapsamında çözüm yönünde attığı adımları burada tekrarlamama gerek yok. Bu adımların hepsine kuvvetle destek verdim. Ne var ki, reformların çok geç ve çok yetersiz kalması yanında Ortadoğu’daki uluslararası konjonktürün değişmesiyle birlikte Kürt milliyetçiliğinin yükselişi gibi etkenlerle PKK etkinliğini korumakla kalmadı, 2004 yazından itibaren silahlı mücadeleyi yeniden tırmandırdı. Şiddet bitecekse PKK’yı muhatap alma zorunluluğu kendini dayattı. AKP iktidarı da zamanla bunu gördü. Oslo süreci yeniden başlamalı.
Yarın için görüşüm, özetle, şu: Türkiye, eğer bütünlüğünü koruyacaksa, önümüzdeki dönemde PKK’ya silahları bırakıp siyasi mücadele yürütmenin yolunu açma yanında yeni, demokratik anayasa ile idareyi yeniden yapılandırmak, Kürt çoğunluklu bölgeye (Kürtçeyi bölgesel resmi dil olarak tanıma dahil) özerklik tanımak durumunda. Bu takdirde PKK’nın Kürt partilerinden sadece biri haline gelmesi kuvvetle muhtemel. Türkiye’nin bütünlüğü korunabilir, çünkü yalnız Türkiye Kürtlerinin değil Kürtlerin çoğu ortak geleceği destekliyor.
Ama diyelim ki tersi oldu; ayrılmayı seçenler giderek çoğaldı. O zaman, bütün uygar ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de referandum yapılabilir ve eğer ayrılıkçılar kazanırsa, ayrılmayı seçmeyenlerin haklarının korunması koşuluyla, Kürt bölgesi ayrılabilir. Önemli olan gönüllü birlik; şiddet ve vahşete yer olmaması.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020