Şahin ALPAY
Yerel seçimler geride kaldı. Seçimlerin yegâne sevindirici yanı, % 90’ı bulan katılma oranı oldu. Bunun anlamı yurttaşların oy hakkına sahip çıkıyor olmaları. Halk oy hakkına sahip çıktığı sürece, sorunlar er veya geç çözülür. Sonuçlar asla demokrasiye güvensizliğe yol açmamalı, demokrasi dışı çözüm arayışlarına asla itibar edilmemelidir.
Seçimlerin üzücü yanı ise, seçim kampanyasının herhalde bugüne kadar görülmemiş ölçüde gergin bir ortam içinde cereyan etmesi oldu. Tayyip Erdoğan ve kliği, kampanyasını toplumu düşman kamplara bölme, esas olarak da Hizmet Hareketi’ne yönelik iftira, hakaret ve nefret söylemi üzerine inşa etti. Muhalefet partileri de bugüne kadar hiç görülmediği üzere seçim stratejilerini Başbakan’ın istifa edip yargılanması talebi üzerine kurdu. Çok ümitli değilim ama umarım böylesine kutuplaşılan bir seçim kampanyasını bir daha yaşamayız.
Seçim sonuçlarına gelince: Evet, bu AKP için olağanüstü bir başarıdır. Ülke tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına konu olan bir iktidar partisinin % 44 oranında oy toplayarak, 2011’de yapılan genel seçimlere göre sadece 4 puan gerilemesi, demokrasiler tarihinde görülmüş şey değildir. Bunu herhalde Türkiye’nin demokrasiler tarihine armağanı olarak kaydedebiliriz.
Peki, yöneticileri hakkındaki bu kadar ağır hukuksuzluk ve yolsuzluk iddialarına rağmen nasıl olur da AKP % 44 oranında oy toplayabilir? Öncelikle belirtmek gerekir ki Türkiye’de seçmen “bidon kafalı” değildir; ezici çoğunluğuyla oyunu bilerek kullanmaktadır. Yaklaşık yarısının AKP’ye oy vermesinin nedenleri şöyle sıralanabilir: AKP’nin ilk iki iktidar dönemindeki hizmetleri, ülkeyi zenginleştirerek ve demokratikleştirerek çok daha yaşanır hale getirmesi, hukuksuzluk ve yolsuzlukların göz ardı edilmesine yol açmıştır. Seçmen, ekonomide olağanüstü kötüleşme olmadığı sürece yolsuzluklara aldırmamaktadır. “Bütün iktidarlar rüşvetçiydi, bu hiç olmazsa çalışıyor.” diyor olabilir. Bu ne olsa bir yerel seçimdir; AKP’li belediyelerin diğerlerine nazaran daha başarılı görüldüğü herkesin malumudur. Belli ki seçmenin en azından bir bölümü yolsuzluk iddialarının “dublaj–piyes, montaj, iftira” olduğuna kanmış; iktidarın örtbas çabaları netice vermiştir. Belki en çok altı çizilmesi gereken de, muhalefet partilerinin bırakın ülkeyi, belediyeleri dahi yönetmeye ehil görülmemeleri olabilir. Muhalefet partileri hukuksuzluk ve yolsuzluklara karşı çıkmakta ne kadar haklıysalar da, niçin daha geniş bir kitle desteğine sahip olamadıkları üzerine düşünmek zorundadır.
Peki, AKP’nin % 44 oy alması, hukuksuzlukların ve yolsuzlukların hesabının sorulmayacağı anlamına mı gelir? Elbette ki, hayır. Demokrasi seçimden ibaret değildir; iktidarın seçimle belirlenmesi kadar yurttaşların temel hak ve özgürlüklere sahip olması, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, özgür medya demektir. Bunların olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez.
Önümüzdeki temel sorular şunlar: Türkiye hukuken değilse de fiilen askerî vesayeti geride bıraktı; şimdi (Erdoğan’ın ifadesiyle) “Batı’da olmayan demokrasiyi,” yani % 44’e dayalı tahakkümü sineye çeker mi? AKP’ye oy vermeyen % 56, sürekli kutuplaşma, gerginlik, artan siyasi baskı altında yaşamayı kabullenir mi? Ülke şaibeli bir hükümet tarafından yönetilebilir mi? Bu hükümetle Türkiye’nin hangi sorunu çözülebilir? Demokrasinin yerini kleptokrasiye bırakmasına göz yumulabilir, rüşvet ve yolsuzluklara açık çek verilebilir mi? AKP’nin de mutlaka üzerinde düşünmek zorunda kalacağı bu soruların her biri ayrı bir yazı konusu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020