Şahin ALPAY
Suriye’deki PKK’nın bir yan kuruluşu olan PYD’nin denetimindeki üç Kürt kantonundan biri olan Kobani’nin IŞİD saldırısı karşısında Ankara tarafından yalnız bırakıldığı gerekçesiyle KCK ve HDP’nin çağrısı üzerine başlayan gösteriler, elim bir manzara doğurdu.
Çıkan çatışmalarda bu satırların yazıldığı saate kadar en az 19 yurttaş can verdi, kimi ağır olmak üzere onlarcası yaralandı, gösteriler yakıp yıkma ve yağma eylemlerine dönüştü, Diyarbakır’da 34 yıl sonra yeniden sokağa çıkma yasağı kondu... Ne yazık ki, son günlerde yaşananlar, PKK ile 2006’dan bu yana inişli çıkışlı olarak sürdürülen barış sürecinin çökmesi halinde Türkiye’nin yeniden 40 bin yurttaşın yitirildiği 1990’lara dönme tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna işaret ediyor.
Kobanili ve genel olarak Suriyeli Kürtlerin, Türkiye Kürtleriyle yakın akrabalık ilişkileri içinde oldukları, sınırın aileleri ayırdığı biliniyor. AKP iktidarının Kobani’nin kaderine ilişkin olarak sergilediği duyarsızlığın büyük bir öfke doğurduğu muhakkak. Cumhurbaşkanı Erdoğan (sanki PKK ile barış görüşmelerini yürüten bir yönetimin başında değilmiş gibi) “Bizim için IŞİD ne ise PKK da odur…” şeklinde konuşuyor. AKP hükümeti Kobani’yi savunmak için hemen hiçbir şey yapmadığı gibi, Irak Kürdistan Bölge Yönetimi’nin ve PYD’nin Türkiye üzerinden Kobani’nin savunmasına gitmesine yeşil ışık yakmadı. Her ne kadar yalanlasa da, AKP iktidarının Esad rejimine karşı IŞİD’i dolaylı yollardan desteklemiş olduğuna dair haberler yayılıyor. Bütün bunların (artan sayıda AKP’ye yakın duran Kürtler dahil) Türkiye Kürtleri arasında, hükümetin PKK’yı ve dolayısıyla Suriye Kürtlerini IŞİD’e “ezdirme” hesabı içinde olduğu algısının hızla yayılmasına yol açtığı görülüyor. Ülkeyi son günlerde kasıp kavuran, tam da bu algı.
Yıllardır benim ve birçoklarımızın savunduğu üzere, içinde etnik, dinsel, ideolojik, siyasi birçok bölünmeyi barındıran Türkiye’de huzur ve istikrarın sağlanmasının yegâne yolu demokrasinin, özgürlüklerin, hukuk devletinin güçlendirilmesi. Türkiye bütünlüğünü ve güvenliğini korumak için kendi Kürtleriyle barış yapmak ve bütün Kürtlerle dostluk ve kardeşlik politikası izlemek zorunda. Türkiye’nin bölgesinde etkili, dünyada sözü geçen bir ülke olması isteniyorsa, bu da ancak demokratik, saygın ve örnek bir ülke olarak kazanacağı “yumuşak güç” ile mümkün olabilir.
İktidarının ilk iki döneminde Türkiye’yi demokratikleştiren, ülkenin birliğinin güvencesi olma rolünü üstlenen AKP hükümetinin, son yıllarda artan keyfileşme ve otoriterleşme yolu, ne yazık ki, ülkenin Türk-Kürt, Sünni-Alevi, dindar-laik, hükümet yandaşı ya da muhalifi bütün fay hatlarını harekete geçirme ve tüm kesimlerini birbirine düşürme tehlikesi doğuruyor. Erdoğan için “IŞİD ne ise PKK da o…” ise, acaba “çözüm süreci” yokuşa sürülüyor, rafa mı kalkıyor sorusu zihinlerde uyanmakta.
Erdoğan’ın IŞİD’e karşı harekete geçmek için ileri sürdüğü şartlara gelince. Suriye’de uçuşa yasak bölge ve buna paralel güvenlikli bölge kurulması çağrısının, ABD ve uluslararası koalisyon tarafından benimsenmesi olasılığı bulunmuyor. Suriyeli göçmenlerin geri gönderileceği farz edilen “güvenli bölge” fikrinin uygulanabilirliği yok. IŞİD’e karşı kurulan uluslararası koalisyonun esas hedefinin Esad rejimi olması çağrısı gerçekçilikten uzak. Zira koşullar öylesine değişti ki, Esad rejimi bugün IŞİD’in ortaya çıkıp güçlenmesinin sorumlusu değil, Suriye’nin dinsel azınlıklarının IŞİD’e karşı korunmasının güvencesi olarak görülmeye başlandı. Dünyada AKP hükümetinin gerçekte bunları bilerek davrandığı, IŞİD’e karşı hiçbir şey yapmamak için bunları bahane olarak kullandığı algısı yayılmakta.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Fark, karizma olabilir mi?
14.06.2023 - Harikalar diyarında
21.12.2020 - Kaçık Radyo'ya uzun ömürler
6.02.2020 - Kemalizmin amaçlanmayan sonuçları
18.11.2020 - Darbecilikle boğuşurken popülizme yakalanmak
30.09.2020 - Assar Lindbeck ve liberal sosyal demokrasi
24.09.2020 - Yeni dünya görüşüm
20.07.2020 - Kadri bilinmemiş bir şah-eser
8.05.2020 - Trump'ın dünyaya verdiği dersler
29.04.2020 - Ne umduk, ne bulduk
21.04.2020
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Nuri Kıvanç
sayın emre yarar asıl nedenleri lütfen e-postama yazarak anlatır mısınız? teşekkürler
emre yarar
Sürekli çarpıtıp asıl nedenlerini söylemeyerek insanları ayrıştırmaktaki amacınız nedir?