Şahin ALPAY
Beklenen oldu. Ne yazık ki, PKK ile çatışmaların tırmandığı, çatışmalarda ölenlerin sayısının her gün arttığı, başta IŞİD olmak üzere dış tehditlerin arttığı bir ortamda erken seçime gidiyoruz.
Erken seçimin ne gibi bir sonuç vereceği de belirsiz. Türkiye'nin kısa sürmeyecek bir istikrarsızlık dönemine girdiği muhakkak.
Bu durumun başta gelen sorumlusu muhakkak ki, AKP'nin fiili lideri, tekrar seçim isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan. Erdoğan, “Kürt sorunu yoktur…” diyerek barış görüşmelerine son verdi, PKK ile çatışmaları tetikledi. HDP'yi akan kanın sorumlusu olarak göstermek suretiyle barajın altına düşürebileceğini, böylelikle 7 Haziran'da kaybettiği inisiyatifi yeniden ele geçirebileceğini düşünüyor. “Ne diyorlardı, ‘seni başkan yaptırmayacağız'… Bu sözün aslında ‘Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştırmayacağınızı' ifade ettiğini çok iyi biliyoruz…” diye konuşuyor. Türkiye'nin geleceğini kendi ihtiraslarıyla kaim gördüğünün herhalde bundan daha açık bir ifadesi olamazdı...
Bunun için Erdoğan, AKP ile CHP arasında koalisyon görüşmelerini oyalama, 45 günlük süreyi doldurma amacıyla kullandı. Başbakan Davutoğlu'nun Erdoğan'dan bağımsız davranabileceğine, CHP ile koalisyon kurabileceğine ihtimal verenler fena halde yanıldılar. Erdoğan'ın Davutoğlu'nun siyasi kişiliğini sıfırlayabileceğini göremediler. Erdoğan ne dedi: “Başbakan intihar edecek değil…”
Sorunların öncelikle Erdoğan ve ihtiraslarından kaynaklanıyor oluşu, Türkiye'nin huzur ve istikrar bulamayışının temel nedenlerinin unutulması sonucunu vermemeli. Türkiye gibi çok – kültürlü ve çok – kimlikli bir ülke ancak ve ancak, özgürlükçü ve çoğulcu bir demokrasinin yerleşmesiyle huzur ve istikrar bulabilir. Oysa Cumhuriyet'in fabrika ayarları, kuruluş ilkeleri, yıllar içinde geçirdikleri bütün revizyonlara rağmen, buna izin vermiyor. Nedenlerini çok yazdım, anlattım, ama bir kez daha hatırlatayım.
Cumhuriyet, modernleşmenin ancak otoriter bir rejimle mümkün olabileceği varsayımıyla kuruldu. Önce tek – parti rejimiyle yönetildik. Bu dönem boyunca, muhalefet vatan hainliği olarak görüldü ve mahkum edildi. Sonra, 20. yüzyılın ikinci yarısı boyunca askeri - bürokratik vesayet altında olan bir tür çok – partili rejim geldi. Nihayet 1999'da AB'ye adaylığın ilanından 2010 – 2011'e kadar geçen dönemde AB kriterlerinde bir demokrasiye geçiş yönünde ciddi adımlar atıldı. Bu dönemde Türkiye hiç görmediği kadar huzur ve istikrar buldu. Ne yazık ki dönemin başbakanı Erdoğan, reformları toplumsal desteğini arttırmak ve askeri vesayete fiilen son vermek için kullandı. Bunları başardığına inandığı anda tüm reformlara sırt çevirip, ülkeyi başladığı yere döndürdü. Cumhuriyet'in kurucu geleneğine sadık olarak her türlü muhalefeti ihanet olarak görüyor, sivil toplumun güçlenmesine tahammül edemiyor.
Cumhuriyet'in ikinci varsayımı, modern bir toplumun ancak bütün toplumun Müslümanlaştırılması ve İslam'ın da Diyanet İşleri Başkanlığı'nca temsil edilen devlet tekeli altına alınmasıyla kurulabileceğiydi. İslamcı sosa bulanmış Türk milliyetçiliği güden AKP iktidarı da inanç özgürlüğü tanımıyor, Diyanet dinini dayatmaya devam ediyor. Cumhuriyet'in üçüncü varsayımı, modern bir toplumun ancak bütün toplumun Türkleştirilmesini gerektirdiği yönündeydi. O günden bugüne irili ufaklı 29 Kürt isyanından sonra Kürt kimliğinin inkarından vazgeçildi, ama Kürtler zorunlu asimilasyona tabi tutulmaya devam ediyor.
Evet, Türkiye'nin huzur bulması için AB kriterleri üzerine kurulu, özgürlükçü ve çoğulcu bir rejime ihtiyacımız var: Seçimle gelen iktidar ve kuvvetler ayrılığı anlamında demokrasiyi; insan haklarına dayalı hukuk devletini; azınlıkların saygı görmelerini ve korunmalarını güven altına alan kurumları yerleştirmekten başka çaremiz yok.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020