Şahin ALPAY
7 Haziran'a gidilirken başında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın olduğu AKP yönetiminin gözü yukarılardaydı; seçime “Türk usulü başkanlık” sistemine kapı açabilecek, en az 330 milletvekili kazanma iddiasıyla gidilmişti.
AKP yönetiminin 1 Kasım'da yapılacak “tekrar seçim”de böyle bir iddiasının kalmadığı ortada. Şimdi hedef ne yapıp yapıp tek başına iktidara yetecek en az 276 milletvekili kazanmak.
Bunun için AKP iktidarı bir yandan sabah akşam siyasi istikrarın ancak tek parti iktidarı ile sağlanabileceğini iddia ediyor, öte yandan da bunun temel engeli olan HDP'yi baraj altında bırakmak için elinden geleni esirgemiyor; her şart altında silahlara karşı çıkan, Türkiye'nin bütünlüğünü savunan HDP'yi “terör örgütünün uzantısı” ilan ediyor.
Bunun için Başbakan Davutoğlu, 20 Eylül'de İstanbul, Yenikapı'da yapılan parti mitinginde temel hedefi ilan etti: “1 Kasım'da çok çalışacaksınız, bunları (yani HDP'yi) baraj altında bırakacaksınız…” Bunun için Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Kasım'da HDP'nin baraj altında kalması durumunda, “bunun bir risk oluşturmayacağı”nı öne sürdü. (25 Eylül) AKP sözcülerinin bu vahim çağrı ve iddialarının sorgulanması ve çürütülmesi gerekiyor.
Her şeyden önce şunun altı çizilmeli: Siyasi istikrar asla tek–parti iktidarıyla ya da iktidarın tek kişide toplanmasıyla sağlanamaz. Siyasi istikrar, ancak ve ancak yönetimlerin yurttaşların hak ve özgürlüklerine saygı gösterdiği rejimlerde mümkün olur. Bu nedenledir ki ülkelerin birçoğu koalisyon hükümetleriyle yönetiliyor, ama siyasi istikrarsızlık söz konusu olmuyor. (Bu ülkelerin uzun listesi için ansiklopedilere bakılabilir.) Buna karşılık, iktidarın tek-partide ya da tek adamın elinde toplandığı rejimlerde sağlanabilen yegane istikrarın yurttaşların hak ve özgürlüklerinin çiğnenmesi alanında olduğu ve bu rejimlerin er geç isyanlarla devrildiği insanlığın ortak tecrübesi.
Geçmişte Türkiye'de koalisyon hükümetlerinin uzun süreli olamadıkları, zamanı gelen reformları yapmakta güçlük çektikleri doğrudur. Ne var ki, bizde siyasi istikrarsızlığın temelinde yatan etken, koalisyon hükümetleri değil, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin; etnik ya da dinsel kimliklerinin ya da ifade özgürlüklerinin saygı görmeyişi olmuştur. Gerçekte bunu en iyi görebilmesi gereken AKP iktidarıdır. AKP iktidarı ilk iki döneminde yurttaşların hak ve özgürlüklerini önemli ölçüde genişlettiği için ülkeye huzur ve istikrar getirdi, üst üste seçim kazandı. Bu yoldan sapıp keyfiliğe ve otoriterliğe yöneldiğinden beri ise ülke huzur görmüyor. Bu yüzden AKP artık inişte, bir daha tek–başına iktidar olmak için demokrasi dışı yollara başvurmak, 12 Eylül askeri yönetiminin getirdiği yüzde 10'luk, dünyanın hiçbir demokrasisinde (bu arada Rusya'da bile) görülmeyen baraja sarılmak zorunda kalıyor. Bunun için ülke bütünlüğünün ve barışın en büyük güvencesi haline gelen HDP'yi şeytanlaştırıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan fena halde yanılıyor ve yanıltıyor. Türkiye Cumhuriyeti Kürt yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermediği için, kuruluşundan bu yana irili ufaklı onlarca Kürt isyanına sahne oldu. İsyan bugün de devam ediyor. AKP iktidarının izlediği politikaların bu isyana son verme şansı olmadığını hep birlikte gördük. Kürt siyasi hareketinin Meclis'te temsil imkânı bulamayışı, HDP'nin şu veya bu yolla Meclis dışına itilmesi, Türkiye'nin geleceği için çok büyük bir risktir. Bu durumda Kürtler arasında “Demokratik, barışçı yoldan hak aramamıza izin verilmeyen, saygı gösterilmeyen bir ülkede yaşamaya devam etmemizin bir anlamı yoktur…” şeklindeki düşüncenin, dolayısıyla ayrılıkçılık eğiliminin yayılması kaçınılmaz olur. Bunu görmemek için siyaseten kör olmak gerekir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020