Şahin ALPAY
7 Haziran'da Halkların Demokratik Partisi, HDP'ye oy vermiştim. 1 Kasım'da da oyumu tereddütsüz HDP'ye vereceğim.
7 Haziran'dan bu yana HDP'yi tercih nedenlerim çok daha netleşti. Bunların başta geleni, PKK'ya “hayır!” diyor olmam. 1980'lerde ortaya çıkışından bu yana, her zaman PKK'ya “hayır” dedim. Çünkü en azından 1970'lerden bu yana şiddetin, silahların kararlı düşmanıyım. Hiç tereddüdüm yok: Şiddet, şiddeti doğurur. Şiddet sorunları çözmediği gibi, içinden çıkılmaz hale getirir. Sorunlar, öldürerek çözülemez, konuşarak çözülebilir.
Türkiye'de birçok Kürt ve hatta Türk'e göre, eğer PKK 1978'de kurulup 1984'ten itibaren silahlı mücadeleye başlamasaydı, Kemalist kimlik politikalarına sıkı sıkıya bağlı olan Türkiye Cumhuriyeti yönetimi ülke halkının çok önemli bir parçasının Kürtlerden oluştuğunu, Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerinin tanınması gereğini asla kabul etmeyecekti. Ben başından beri PKK'nın, Kürtlerin en değerli evlatlarının öldürülmesine, Kürt yerleşimlerinin yakılıp yıkılmasına, Kürtlerin göçe zorlanarak yurtlarından sürülmelerine çanak tuttuğunu; askeri vesayet rejiminin sürdürülmesini haklı göstermek için bir gerekçe, bahane olarak kullanıldığını söyleyen Kürtler gibi düşünüyorum.
Silahlı mücadele fikri belki en acımasız asimilasyon politikalarının uygulandığı, başka çare görülmediği yıllarda makul görülebilir; Soğuk Savaş'ın silahlı devrim fikrini yücelten ideolojik ortamında anlaşılabilirdi. Soğuk Savaş'ın sona ermesinden, en azından sivil politikacıların “Kürt realitesini tanıyoruz” diyerek kimi reformlara öncülük etmelerinden bu yana PKK'nın silahlı isyanının, Kürt yurttaşların demokratik taleplerinin bastırılmasını meşrulaştırma amacına hizmet ettiği muhakkak. Abdullah Öcalan'ın dahi bu gerçeği görerek, 1990'lardan itibaren müzakereyle çözüm yolu aramaya başladığı söylenebilir.
Evet, PKK'nın İmralı'da hükümlü lideri Öcalan, 2013 Nevruzu'nda “Silahlı mücadele dönemi sona ermiştir…” dediğinde PKK'nın silahlara veda etmesine giden yolun açıldığı umuduna ben de kapıldım. Ne var ki Türkiye'de Kürt sorununun Türkiye'yi bir tek – adam yönetimine, bir kişi diktatörlüğüne götürmekte olan AKP iktidarı ile Öcalan arasında, “al başkanlık, ver özerklik” anlaşmasıyla çözülebileceğine bir an bile kanmadım. Her zaman şuna inandım: Kürt sorunu, ancak Kürt yurttaşların temel demokratik taleplerinin karşılanmasıyla çözülebilir; PKK'yı şiddetten vazgeçirmek için siyasi – demokratik mücadele yolunun açılması, militanlarına siyasi af ilanı gerekir. Bütünlüğünü korumak, istikrar ve huzur bulmak için Türkiye sadece kendi Kürtleriyle değil, bütün Kürtlerle barışmalı, hepsinin saygı ve dostluğunu kazanmalıdır. Eğer Kürtler bir gün Türkiye'den ayrılmak isteyecek olurlarsa da, buna sadece ve sadece demokratik yoldan, katılmayanların hakları güven altına alınarak karar verilebilir.
Eğer PKK şiddeti dün askeri vesayet rejiminin sürdürülmesini haklı göstermek için bir gerekçe, bahane olarak kullanıldıysa, bugün de Türkiye'yi keyfi, otoriter ve yoz bir tek adam tek parti yönetimine mahkum etme çabasının aracı olarak kullanıldığı, en azından 7 Haziran'dan bu yana daha iyi görülüyor olmalı. HDP, PKK'nın öncülük ettiği Kürt siyasi hareketi içinden doğmuş olabilir, ama zamanla onun zıddına dönüştü. Türkiye'nin bütünlüğünü ve demokratikleşmesini savunan, her şart altında silahlara karşı çıkan HDP, AKP iktidarının iddia ettiği gibi “PKK terör örgütünün uzantısı” değil, tam tersine PKK'nın zıddıdır. HDP'nin güçlenmesi demek, PKK'nın güç kaybetmesi demektir. Türkiye'de barış ve demokrasinin yerleşmesi, ülke bütünlüğünün güven altına alınması, PKK'nın etkisini yitirmesi için oyum HDP'ye.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020