Şahin ALPAY
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinden kısa bir süre sonra, 14 Ağustos'ta şöyle konuşmuştu: “Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı elbette yetkiler çerçevesinde, ama doğrudan millete karşı sorumlu olarak görevini yürütmek durumundadır. İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye'nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun anayasal olarak kesinleştirilmesidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 1 Kasım'da yapılan seçimlerden sonra, arzu ettiği “Türk usulü” başkanlık, yani (2012'den itibaren yakınmaya başladığı) kuvvetler ayrılığının kendisine engel olmayacağı, bütün yetkilerin tek kişide, kendi elinde toplanacağı yönetim sistemini anayasal olarak da gerçekleştirme inisiyatifini ele geçirdiğini düşündüğü muhakkak. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun yerini koruduğu 64. Hükümet'in programı da bunu teyid ediyor.
“Türk usulü” başkanlık sistemi henüz anayasal olarak gerçekleşmiş olmayabilir, ancak 1 Kasım'dan bu yana (geçen mart ayında söylediği gibi) parlamenter sistemin “bekleme odasında” tutulduğu, “Türk usulü” başkanlık sisteminin ise fiilen uygulandığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönemin belli başlı hedeflerinden birinin de, medyanın sadece kısmen değil tamamen iktidara bağımlı hale getirilmesi olduğu anlaşılıyor. Medyanın demokrasilerdeki “Dördüncü Kuvvet” işlevini getiren, iktidar sahiplerinin hukuka aykırı davranışlarını araştıran, sorgulayan bir avuç gazeteciden ikisi olan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün gazetecilik faaliyetlerinden dolayı tutuklanmalarının, Today's Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Bülent Keneş hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla 8 yıl hapis istemiyle dava açılmasının bu yönde atılmış yeni adımlar olduğu ortada.
24 Kasım günü Türkiye hava sahasını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesinden sonra yandaş medyada koparılan, iktidarın izlediği dış politikayı sorgulamanın ulusal çıkarlara aykırı, “hainlik, casusluk” olduğu vaveylasıyla bağımsız ve eleştirel gazeteciliğin büsbütün boğulmasının amaçlandığı anlaşılıyor. Ne var ki, ifade ve basın özgürlüğünün kırıntısı var olmaya devam ettiği sürece, iktidarın politikaları gerek içeride gerekse dışarıda; gerek hukuk gerekse ulusal çıkarlar açısından sorgulanmaya devam edecek. Bu bağlamda güncel olan sorulardan sadece bazıları şunlar:
Genelkurmay Başkanlığı, Haziran 2012'de Suriye'nin “hava sahamızı ihlal etti” gerekçesiyle Türk Hava Kuvvetleri'ne ait bir uçağı düşürmesi üzerine, o yıl içinde Türk hava sahasının aralarında (Yunanistan'a ve İsrail'e ait olanların da bulunduğu uçaklar tarafından) 114 kez ihlal edildiğini açıklamış; o uçakların hiçbiri düşürülmemişti. Yine o tarihte, dönemin başbakanı Erdoğan “Kısa süreli sınır ihlali hiçbir zaman saldırı nedeni olamaz...” demişti.
O halde 24 Kasım günü Türk hava sahasını 17 saniye süreyle ihlal eden uçağın düşürülmesinin özel nedeni var mıydı? Uçak Türkiye'ye saldırı amacı mı güdüyordu? Düşürülen uçağın “Rusya'ya ait bir savaş uçağı” olduğunu ilk açıklayan Cumhurbaşkanlığı kaynakları olmuştu. Cumhurbaşkanı 26 Kasım'da bir Fransız televizyonuna yaptığı açıklamada ise, “Bir Rus uçağı olduğu belli olmuş olsaydı, belki uyarıların türü farklı olabilirdi...” dedi. Bu çelişki neden? Diyelim ki uçağın kimliği belirlenemedi. Rusya'ya ait olabileceği; Rusya'nın uçağın düşürülmesine göstereceği tepkilerin, siyasi, askeri, iktisadi alanlarda Türkiye açısından hayli olumsuz sonuçlar doğurabileceği hesaba katılmadı mı ya da bundan ne gibi kazançlar elde edilebileceği düşünüldü?
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020