Şahin ALPAY
Brüksel'de yapılan Türkiye - AB Zirvesi'nde konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Çok gururla söylüyorum...” demiş, “Çevremizdeki bütün olaylara rağmen Türkiye'de çok çok dinamik bir demokrasi var. Temsil gücü yüksek bir parlamento, etkin bir hükümet var…” Zirvede Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin canlandırılması kararı alınmasını memnuniyetle karşılıyorum.
AB karar vericilerinin Türkiye'deki demokrasinin ne tür bir demokrasi olduğu konusunda iyi bir fikirleri olduğundan da şüphem yok. Yine de, Avrupalı dostlarımıza ve herkese Davutoğlu'nun “dinamik demokrasi” dediği şeyin, biz Türkiye yurttaşları açısından ne anlama geldiğini hatırlatmakta yarar görüyorum. Türkiye'de geçerli olan rejimin başlıca parametreleri şunlar:
Evet, hükümet seçimle belirleniyor. Ne var ki, dünyanın başka hiçbir ülkesinde bulunmayan (Rusya'da bile yüzde 7 olan) yüzde 10'luk seçim barajı, sadece yüzde 7 üzerinde oy alan partilere hazine yardımı yapılması, milletvekili adaylarının esas olarak parti liderleri tarafından belirlenmesi, demokrasinin temsili niteliğini baştan kısıtlıyor. Seçimler partiler arasında eşit, adil koşullarda yapılmıyor. İktidar partisi bütün kamu olanaklarını kendi lehine kullanıyor.
Ülke tamamen keyfi olarak yönetiliyor. Ağustos 2014'te cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan, parlamenter sistemi öngören anayasanın “bekleme odası”na alındığını; kuvvetler ayrılığına yer vermeyen, “Türk usulü” başkanlık sistemi anayasaya yazılana kadar fiilen başkanlık sistemine, tek – adam yönetimine geçildiğini ilan etti. Bu nedenle başbakan hemen tümüyle etkisiz halde. Demokrasiyi çoğunluk diktatörlüğü olarak anlayan; muhalefeti “milli irade”ye darbe, hainlik, casusluk olarak gören bir zihniyet hakim.
17/25 Aralık 2013'te kamuoyuna intikal eden büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturması örtbas edildi; ardından yargı, iktidara bağımlı hale getirildi, hukuk devletinin yerini parti devleti aldı. Medyanın önemli bir kısmı, kamu ihaleleriyle beslenen işadamlarının denetimine verilmiş durumda. Kamu yayın kuruluşu tümüyle hükümet borazanı konumunda. Geri kalan medya büyük baskı altında; ya “kayyım tayini” yoluyla adım adım hükümete bağımlı hale getirilmekte ya da susturulmakta. Gazeteciler hapis tehdidi altında tutuluyor; sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklu basın mensuplarının sayısı giderek kabarıyor. Temel hak ve özgürlükler yanında, laiklik de ağır tehdit altında. İslami değerleri temsil iddiasındaki iktidar, Müslümanlara zulüm uyguluyor.
İçte ve dışta barış vaadiyle iktidar olan AKP'ye giderek içte ve dışta savaş mantığı hakim olmakta. Ülkenin temel sorunu olan Kürt sorununa, tıpkı 1990'larda olduğu gibi, askeri çözüm, öldürerek çözüm aranmaya başladı. Güvenlik güçleriyle PKK arasındaki çatışmalar nedeniyle olağanüstü hal uygulamaları yayılıyor; çatışmalarda ve faili meçhul cinayetlerde can veren yurttaşların sayısı giderek kabarıyor. Temel hak ve özgürlükler saygı görmediği için ülkede büyüyen bir huzursuzluk egemen. Şurası muhakkak ki, Davutoğlu'nun “çok çok dinamik demokrasi” dediği şey tam anlamıyla bir sahte demokrasi.
****
Gerçek bir “Barış Elçisi” olan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'yi yakından tanımak şerefine nail olmuş, birçok kereler kendisiyle sohbet etmek fırsatını bulmuştum. Bütün yurttaşların eşit olduğu, kimsenin etnik ya da dinsel kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı bir Türkiye için siyasi mücadeleye içtenlikle bağlı bir Kürt aydınıydı. Giderek yükselen şiddet ortamında, aydınlatılmayı bekleyen bir şekilde vurularak ölümü derinden üzdü. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
NOT: Değerli okurlarım, yıllık iznimin bir bölümünü kullanıyorum. 15 Aralık'ta yeniden buluşmak umuduyla saygılar sunarım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020