Şahin ALPAY
Şiddeti ve vahşeti tetikleyen dinsel veya laik bağnazlıklardır. Din ile siyaseti birbirinden ayırmak mümkün değildir. Tarih boyunca ikisi birbirini etkilemiştir. Yapılması gereken din ile devleti ayırmak, devletin dini bir baskı ve zulüm aracı olarak kullanmasına izin vermemektir.
Başta DAEŞ olmak üzere terörizmi, yani sivilleri hedef alan şiddeti yöntem olarak uygulayan çeşitli radikal İslamcı grupların Türkiye dâhil Müslüman çoğunluklu ülkelerde ve Batı ülkelerinde, son alarak Fransa’da, Belçika’da, ABD’de işlediği kitlesel cinayetler haklı olarak büyük infial uyandırıyor. Bu cinayetler, bir kez daha ‘Şiddetin kaynağında İslam inancı mı var?’ sorusunu gündeme getirdi.
ABD başkan adayı Donald Trump ve Avrupa’daki göçmen-karşıtı, ırkçı akımların liderleri açısından sorunun cevabı açık ve net: Evet, şiddetin kaynağında İslam inancı var. Bu görüşü Türkiye’deki İslamofobların çoğunun paylaştığı da muhakkak. Radikal İslamcıların dünyanın birçok yerinde işledikleri cinayetler, tek-adam rejimine İslami bir kılıf giydirmek isteyen AKP iktidarının artan baskıları karşısında, Türkiye’deki inançlı Müslümanlar arasında “Acaba otoriter laiklik yandaşlarının haklı oldukları bir taraf mı var?” sorusuna yol açtığı da bir gerçek.
İSLAM DÜNYASINDAKİ REFORMASYON
Tartışmaya katkı için iki seçkin Batılı akademisyenin eserlerine gönderme yapacağım. Bunlardan biri İran asıllı Amerikalı sosyal bilimci Reza Aslan’ın genişletilmiş son basımı 2011’de yapılan “No God but God” adlı kitabı. “Tanrı yoktur Allah’tan başka” başlığıyla Türkçeye de çevrilen kitabın dikkate değer bir yönü, İslam’da Sünni, Şii ve Sufi olmak üzere, iki değil üç mezhep olduğuna dair hayli ikna edici tezi. Ama asıl dikkate değer tezi, son yaklaşık bir yüzyıldır İslam dünyasında, 16. yüzyılda Katolik kilisesinin Hıristiyanlığı yorumlama tekelini yıkan Reformasyon’a benzer bir gelişmenin yaşanmakta oluşu.
Aslan’ın başlıca argümanları şunlar: Son yüzyıl içinde ulemanın Kur’an’ı, İslam öğretisini yorumlama tekeli kırıldı. Dünyanın her yerinde sıradan din adamları, akademisyenler, aktivistler ve entelektüeller İslam’ı kendi anlayışlarıyla yeniden yorumluyor. Hemen bütün Müslüman çoğunluklu ülkelerde devletin emrinde olan ulemaya güven yıkıldı.
Yüzyıllar boyunca değişen sosyal, kültürel ve siyasal koşulların etkisiyle evrilen İslam dininde bugün, bir yanda inançlarını ve geleneklerini modern dünyanın gerekleriyle, yani çoğulculukla, bireysel özgürlüklerle, farklılığa saygıyla ve demokrasiyle bağdaştıranlar ile öte yanda hoşgörüsüz, bağnaz, militan ve savaşçı (“Cihatçı”) İslam anlayışını savunanlar arasında büyük bir kavga yaşanmakta. Matbaanın keşfi Hıristiyanlığın yorumunda kilisenin tekelinin kırılmasına ne ölçüde hizmet etmişse, internetin yayılması da İslam’ın yorumunda ulemanın tekelinin kırılmasında o ölçüde etkili olmakta. Bugün İslam’ın hayli bireyselleşmiş yorumları, internet üzerinden Müslümanların zihinlerini ve gönüllerini kazanma mücadelesi veriyor. Ne var ki İslam’ın hoşgörüsüz, bağnaz, köktenci ve “Cihatçı” yorumları ancak küçük bir azınlığın desteğine sahip; büyük çoğunluk radikal İslamcılığı reddetmekte.
KATLİAMLARI TETİKLEYEN NE?
Peki, radikal İslamcıların katliamlarını tetikleyen nedir? Bunun en iyi cevabını da, bir rahibe iken manastırı terk edip dünyanın önde gelen din sosyologlarından biri haline gelen Britanyalı Karen Armstrong’un “Fields of Blood, Religion and the History of Violence / Kan Tarlaları, Din ve Şiddetin Tarihi” (2014) başlıklı kitabında bulmak mümkün. Armstrong, kitapla ilgili bir mülakatında şunları söylüyor: Haçlı Seferleri’nin Hazreti İsa ile bir ilgisi olmadığı gibi, terörizmin de Hazreti Muhammed’le bir ilgisi yoktur. İslam dininde Hıristiyanlıktan daha şiddetli olan bir yan yoktur. Bütün dinlerin şiddetli yorumları yapılmıştır. Modernleşmenin ve demokrasinin sömürgecilikle gelmesi; laikliğin askerler tarafından dayatılması; Batı’nın İslam dünyasındaki zalim otokratik rejimlere, İsrail’e sağladığı destek; Müslüman çoğunluklu ülkelerin Batılı devletlerce işgali; Müslümanların Batı ülkelerinde maruz kaldığı ayrımcılık gibi etkenlerin doğurduğu öfke bir kısım Müslümanları İslam’ın bağnaz ve şiddetli yorumlarına yöneltiyor.
Şu gerçekler unutulmamalı: Şiddeti ve vahşeti tetikleyen dinsel veya laik bağnazlıklardır. Din ile siyaseti birbirinden ayırmak mümkün değildir. Tarih boyunca ikisi birbirini etkilemiştir. Yapılması gereken din ile devleti ayırmak, devletin dini bir baskı ve zulüm aracı olarak kullanmasına izin vermemektir. Eğer kimi Müslümanlar şiddet ve vahşete başvuruyorsa, nedenini İslam’da değil Müslümanların maruz kaldıkları zulüm ve haksızlıklarda aramak gerekir.
İslam adına yapılan zulüm ve vahşetle mücadelenin yolu İslam’a ya da Müslümanlara savaş açmak değildir. Bunun yolu İslam’ın köktenci, bağnaz yorumlarını mahkûm etmek; farklılığa saygılı, insan haklarıyla, bireysel özgürlüklerle, din-devlet ayrılığı anlamında laiklikle ve demokrasiyle bağdaşan, şiddeti reddeden yorumlara destek vermektir. Bugünün dünyasında, Türkiyeli bir din adamı olarak Fethullah Gülen’in, Tunuslu bir Müslüman demokrat olarak Raşid Gannuşi’nin, İranlı bir entelektüel olarak Abdülkerim Soruş’un İslam yorumları DAEŞ’e, El Kaide’ye, Taliban’a, Boko Haram’a ve benzerlerine karşı en etkili çaredir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020