Şahin ALPAY
İngiltere’nin yüzde 52 oy oranıyla aldığı, eğer uygulanacak olursa, Britanya’yı (hatta bazılarına göre AB’yi?) dağılmaya götürebilecek olan bu karar ne anlama geliyor? Benim görüşüme göre bu karar “yerli ve milli” olanın “evrensel” olana indirdiği bir darbedir. Globalleşme süreçleri, az veya çok kusurlu demokrasiyle yönetilen ülkelerde ve gerçekte hemen bütün ülkelerde, “yerli ve milli” değerler ile “evrensel” değerlerin çatışmasına yol açmakta.
Britanya’da 23 Haziran günü yapılan referandumda İngiltere ve Galler’de çoğunluklar AB’den çıkmak, İskoçya ve K.İrlanda’da kalmak lehinde oy kullandı. İngiltere’nin yüzde 52 oy oranıyla aldığı, eğer uygulanacak olursa, Britanya’yı (hatta bazılarına göre AB’yi?) dağılmaya götürebilecek olan bu karar ne anlama geliyor?
Benim görüşüme göre bu karar son tahlilde “yerli ve milli” olanın “evrensel” olana indirdiği bir darbedir. Şurası muhakkak ki globalleşme süreçleri, (başta ABD ve AB olmak üzere) az veya çok kusurlu demokrasiyle yönetilen ülkelerde ve gerçekte hemen bütün ülkelerde, “yerli ve milli” değerler ile “evrensel” değerlerin çatışmasına yol açmakta. Bir tarafta dünyayla bütünleşmekten, paylaşılan egemenlikten, çok-kültürlülükten, bireysel özgürlüklerden yana tercihler ile öte yanda kendi kendine kalmaktan, ulusal egemenlikten, tek-kültürlülükten, milletin özgürlüğünden yana olan tercihler var. Çatışma, özünde milliyetçilikle liberalizm arasında.
ingiltere ve abd’de liberalizmin krizi
Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve globalleşmenin teknolojik altyapısında sağlanan büyük ilerlemelerle, gerek iktisadi gerekse kültürel ve siyasi anlamda liberal bir dünyaya doğru gidiş hızlandı. Öyle ki Francis Fukuyama, liberalizmin, çeşitli türevleriyle kolektivizmlere karşı nihai zaferini ilan anlamına gelen “tarihin sonu” iddiasını ortaya attı. Liberal tercihlerin en hızla hayata geçtiği dünya parçası, başta iki dünya savaşı olmak üzere milliyetçiliğin yol açtığı trajedilerden en çok muzdarip olan Avrupa oldu: Avrupa Birliği, büyük bir iyimserlikle bir yandan gittikçe derinleşen entegrasyon, öte yandan giderek yaygın genişleme yolunda adımlar attı. AB, bütün dünyaya barış ve demokrasi modeli olarak parladı.
Birliğin güneyinde (başta Yunanistan ve İspanya’da) yaşanan ekonomik kriz, doğusunda (başta Macaristan ve Polonya’da) yaşanan otoriterleşme, AB genelinde yükselen ırkçılık ve göçmen karşıtlığı, iki konuda uyarıcı olmaya başladı. Bu uyarıların bir yönü AB projesinde ciddi bazı yanlışlar yapılması, çok hızlı ilerlenmesi, mali birlik sağlanmadan para birliğine geçilmesi ve hazır olmayan ülkelerin üyeliğe alınmasıyla ilgiliydi. Uyarıların hâlâ iyi kavranılamayan diğer yönü ise dünyanın bir bölümü savaş, yoksulluk içinde ve zorba rejimler altında kıvranırken, geri kalanının huzur ve istikrar bulamayacağıyla ilgili. Yoksullardan varsıllara doğru kitlesel göçler bunun belirtisi değil de nedir?
Temelinde liberal tercihlerin yattığı globalleşme, şimdilerde çok dikkate değer bir şekilde liberal felsefenin ve ideallerin kaleleri olan iki ülkede, yani İngiltere ve ABD’de liberalizmi krize sürükledi: Bu kriz, ABD’de Cumhuriyetçi Parti başkan adayı Donald Trump’ın; İngiltere’de ise her biri (kanımca gerçek birer şarlatan) olan Nigel Farage (Britanya Bağımsızlık Partisi lideri) ve (Muhafazakâr Parti’den) Boris Johnson’ın liderliklerinde tecelli etmekte. ABD, kasım ayında yapılacak seçimlerde Trump faciasından yakasını sıyırabilir, ama Britanya’nın işi biraz daha zor. Niye bu duruma düşüldü?
23 Haziran’da yapılan referandum Muhafazakâr Parti lideri David Cameron’un 2015 seçimlerinde AB’den bağımsızlık yanlılarının oylarını partisine çekmek için kullandığı oportünist bir taktikti. Kazdığı kuyuya kendisi düştü. (Bana sorarsanız, partisinden derhal istifa etmeli ve siyaseti bırakmalıdır.) AB yanlıları başarılı bir kampanya yürütemedi. İşçi Partisi lideri Corbyn, işini savsakladı. En korkuncu, AB karşıtları kazanabilmek için yalan ve korkutma (“Kraliçe de AB’den çıkılmasından yana… Vize muafiyetiyle 77 milyon Türk Britanya’ya doluşacak!) taktiği uyguladılar. Tıpkı AKP’nin 1 Kasım 2015 seçimlerinde uyguladığı taktik gibi… İngilizler şimdiden pişmanlık sinyalleri, Boris Johnson da kıvırtma (“Acelesi yok!”) işaretleri vermekte.
İngilizler yanlıştan dönmek için şu dört imkânı kullanabilir:
1) Referandum kararı bağlayıcı değil. Parlamentodaki çoğunluk da AB’de kalmaktan yana. 2)İskoçya ve K.İrlanda parlamentoları kararı onaylamayacak. 3) Daha önce başka AB üyelerinde (Danimarka ve İrlanda’da) olduğu gibi referandum tekrarlanabilir. Toplanan imza sayısı şimdiden 4 milyona yaklaştı. 4) AB’den çıkış lafta kalabilir. (Seçeneklerin ayrıntıları için bkz: New York Times, 28 Haziran)
Britanya’da 23 Haziran’da yapılan oylama, referandumların sakıncalarını, demokratik iradenin tecellisini sağlama açısından ne ölçüde sakat bir yöntem olduğunu ortaya koydu: Referandumlar kamuoyunun sadece o günkü eğilimini ortaya koyuyor. (Ortada bir “zafer” yok, oy farkı sadece yüzde 2. AB’ye “hayır” diyenler dahi ertesi gün pişman oldu.)
Politikacıların gündemi (yalanlarla) manipüle etmelerine imkân veriyor. Karmaşık konuları basitleştirip çarpıtıyor. Kısacası, bir kez daha görüldü ki, iyi düşünülmeden alınan yanlış kararlardan dönülmesine de parlamenter sistem imkân veriyor.
Brexit’in AB ve Türkiye açısından olası sonuçları başka bir yazı konusu.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020