Selva Demiralp
Cumhur-başkanlığı seçimi dış basında oldukça geniş yer buldu. Şu anda yoğunlaşılan konu başkanlık sisteminin güçler ayrılığı prensibi ile ne kadar örtüşeceği. Zira literatürde yapılan ülkeler arası karşılaştırmalar, demokrasinin güçlenmesi ve ayakta kalması konusunda parlamenter demokrasilerin başkanlık sistemin göre daha başarılı olduğunu gösteriyor.
/* */
Ekonomi konusunda yabancı basındaki endişelerin iki konuda yoğunlaştığını görüyoruz:
1) Merkez Bankası Bağımsızlığı ve Enflasyonla Mücadele
Türkiye’nin bu konuda yakın dönem karnesi malesef zayıf. Medya aracılığıyla Merkez Bankası’nın eleştirilmesi, faizlerin düşük tutulması gerektiğine dair siyasi demeçler Merkez Bankası kredibilitesini yıpratıyor. Seçim öncesi dönemde, hükümetin büyüme odaklı politikaları ile enflasyonla mücadele amaçlı sıkı para politikasının birbiri ile çatıştığını gözlemledik. Bundan sonraki dönemde para politikası ve maliye politikasının nasıl bir orta yol bulacakları ve Merkez Bankası’nın elinin faiz artırımı konusunda ne kadar rahat olacağı merakla takip ediliyor olacak.
Enflasyonla mücadele konusunda kafalardaki endişe bu konuda iktidardan verilmiş olan sözlerin eksik olması değil. Zaten seçim öncesi dönemde gerek iktidar gerekse muhalefet partileri enflasyonun düşmesi gerekliliği konusunda hemfikirdi. Ancak endişe yaratan unsur enflasyonun ne şekilde düşeceğine ilişkin. Bu konuda yan yollara, denenmemiş fikirlere sapmadan geleneksel faiz aracının kullanılacağına dair somut adımlar görmek istiyorlar. Enflasyonun düşmesi için yapılması gerekenin faizleri yüksek tutmak olduğu konusunda dünya hemfikir. Türkiye’nin de bu yoldan sapmayacağından emin olmak istemeleri doğal. İşin nihayetinde enflasyon tüm dünyanın anladığı bir problem. Çözümü de tüm dünyanın kabul ettiği yöntemlerle uygulayacağımızı duymak istiyorlar.
Enflasyonla mücadele kısa vadede fedakârlık ve kemer sıkma gerektiren bir süreç. Seçimlerin geride kalmış olması hızlı büyüme odaklı politika ihtiyacını da azaltacağı için enflasyonla mücadelede en uygun ortamı oluşturur. Bu fırsatın değerlendirileceğine dair somut mesajlar verilir ve ekonomi yönetimine işin ehli kadrolar atanırsa enflasyon beklentilerinin düştüğüne hem de kurun sakinleştiğine şahit oluruz.
2) Sürdürülebilir Büyüme ve Yapısal Reformlar
Sürdürülebilir büyüme, arkası gelen, bir yıldan diğerine oynaklık göstermeyen büyüme anlamına gelir. İdeal olan, kısa vadede ülkenin potansiyel büyüme kapasitesini zorlamadan büyümektir. Bir sonraki hedef ise büyümenin alt bileşenlerine odaklanmak ve tüketim yerine yapısal reformlara ağırlık vererek yatırım kalemini desteklemektir. Bu şekilde üretim kapasitesi artar ve refah artışı gerçekleşir.
Seçim sonrası dönemde Türkiye ekonomisinde bir yavaşlama kaçınılmaz görülüyor. Zira son üç çeyrekte potansiyelin üzerinde gerçekleşen büyümenin faturası artan dış borç, yükselen kur, enflasyon, ve faiz olarak kendisini gösteriyor. Bu noktada hızlı bir daralma yerine yumuşak bir iniş olması için hiç zaman kaybetmeden yapısal reform programlarının açıklanması, kısa vadede büyüme odaklı politikaların yerini uzun vadede büyüme odaklı yapısal reformların alması ve bütçenin tekrar disipline sokulması gerekiyor.
Yazarlar
-
Fehmi KORUSeçime henüz vakit varken sandık hesabı 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuCeylanpınar cinayeti… 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAmerika çökmekte olan bir uygarlık mı? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZÖzel’in bütçe konuşmasında sürece dair mesajları 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAK Partili bir okurla sohbet 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAJohn Holloway ; Abdullah Öcalan’ın Kuramı Devrim İhtimali Fikrini Yeniden Düşünülür Hale Getiriyor! 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan Türkiye’nin siyasi serüveni içinde nereye oturuyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENFeti Yıldız kime sesleniyor? 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNESuriye: Hem çok yakın, hem çok uzak 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciEn büyük tehlike NÜFUS yokluğu 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilTürkiye neden sanayileşemiyor: Sermayenin, güvenin ve kurumların zayıflığı öyküsü 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİDEM’in bütçeye Terörsüz Türkiye itirazı 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTElveda Lenin ve Düzce Belediyesi… 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSuriye bir kere daha çözümü bozabilir mi? 10.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalHay'at Tahrir el-Şam'ın Evrimi ve Suriye'nin Geleceği 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKıvılcımlı ve Öcalan üzerine 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar boşa düştü! 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSokak çeteleri devlet kurumlarına karşı 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluYüzde 85 acaba niye geçinemiyor? 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEÇıkış yolu 8.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞTahmin ediyordum, artık netleşiyor galiba (Transfermarkt, karapara) 8.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.11.2025
3.11.2025
28.10.2025
20.03.2025
6.01.2025
2.01.2022
30.07.2021
3.06.2021
28.04.2021
10.04.2021