Selva Demiralp
Faiz artışlarının kendi içinde çeşitleri vardır:
1) Piyasa kaynaklı faiz artışları
Piyasalar finansal varlıkların alınıp satıldığı ve bu şekilde varlık fiyatlarının belirlendiği platformlardır. “Tahvil faizi” arz ve talebinin kesiştiği yerde belirlenir. Tahvil faizlerinin artması, talebin azalması ya da arzın artmasından kaynaklanır. Tahvil talebi neden azalır?
Eğer yatırımcı geleceğe dair risk ve belirsizlik görüyorsa parasını tahvile bağlamak istemeyebilir.
Bir diğer önemli sebep enflasyondur. Çünkü enflasyon artarsa tahvil getirisi reel olarak düşer. Dolayısıyla, enflasyon beklentisi artarsa bu durum tahvil faizlerinde artışa sebep olur.
2) Merkez Bankası kaynaklı faiz artışları
Merkez Bankası’nın para politikası aracı olarak kullandığı faiz artışları da kendi arasında ikiye ayrılabilir.
a) Aktif para politikası uygulamasıyla gelen faiz artışı: Bu uygulama, enflasyon daha yükselmeden, ekonomik aktivitede bir şişkinlik başlar başlamaz yapılan faiz artırımıdır. Fiyat hareketleri tipik olarak üretimden daha yavaş gerçekleşir.
Önce ekonomik aktivite canlanır, ikinci aşamada bu durum fiyatlara yansır. Bu tip faiz artışında üretim artıp ekonomik aktivite ısınmaya başlar başlamaz bu sinyal değerlendirilir ve fiyatlar artmadan faiz artırılıp ekonomi yavaşlatılır. Amaç, enflasyonist döngüyü daha doğmadan ve beklentilere yansımadan durdurmaktır. İdeal olan para politikası uygulaması budur.
Böyle bir uygulamada enflasyon hedefi muhafaza edilir, fiyat istikrarı ve makroekonomik dengeler korunur.
b) Pasif para politikası uygulamasıyla gelen faiz artışı: Bu uygulamada Merkez Bankası hareket etmekte yavaş davranır. Ekonomik aktivitedeki sinyalleri takip edip enflasyon yükselmeden faiz artırmak yerine enflasyon arttıktan sonra tepki verip faiz artırır. Enflasyon bir kere yükselmeye başlayıp fiyatlara yansıyınca kendini besleyen bir döngü başlar. Fiyat artışları giderek ivmelenir. Bu noktada, geç tepki veren Merkez Bankası’nın amacı artık enflasyonu hedefe çekmek değil, kartopu gibi büyüyen fiyat hareketlerini durdurabilmektir.
Bu noktaya gelmiş bir ekonomide Merkez Bankası politika faizine dokunmasa da zaten enflasyon beklentileri yükselmeye başladığından (1) numaralı mekanizma devreye gireceği için faizler yükselir ve ekonomi yavaşlamaya başlar. Çok kafa karıştıran bu iki tür faiz artışı arasındaki fark şudur:
Enflasyon yükselmeye başlar ve Merkez Bankası seyrederse faizler (1) no.lu mekanizmayla artar. Hızla artan faizler ekonomide ciddi bir resesyon tehlikesi yaratır. Eğer (2b) ile Merkez devreye girerse, faizler bir taraftan piyasa baskısı, bir taraftan para politikasıyla yükselir. Ancak bu durum kötünün iyisidir ve hasar kontrolü sağlar. Çünkü enflasyon kontrolsüz bir şekilde yükselmez, bir noktada durulur. Yani (1) ile kontrolden çıkmış enflasyon (2b) ile tekrar kontrole alınır. Ekonomi zamanında soğutulabilirse, resesyon engellenir ancak enflasyon maalesef hedeften çok yukarıda bir noktada sabitlenir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
9.12.2025
17.11.2025
3.11.2025
28.10.2025
20.03.2025
6.01.2025
2.01.2022
30.07.2021
3.06.2021