Şevki ÇELİKCİ
1957 yılında köyümüze ilkokul açıldı ve biz ilk öğrencileriydik. Ben sekiz yaşında başladım okula. Okulumuza ilk atanan öğretmen bir yıl sonra öldü. Hüseyin Can adında yeni öğretmenimiz atandı. Köylüler ona “Çerkez Öğretmen” derlerdi. Babamla arası oldukça iyi idi. Babam aslında okuma yazma bilmezdi ama aydın insanlarla olmaya özen gösterirdi. Onlarla olmaktan gurur duyardı. 1962 yılında mezun olunca ilkokul bitmiş oldu. Köyden o yıl, Savaştepe Öğretmen Okulu sınavlarına beş öğrenci girdik. Sınavı bir kişi kazandı. Ben ise kazanamayanlar arasında idim. Ama babam beni okutmakta kararlı idi. Yoksa ben de onun gibi yoksulluk çekecektim. O yıl beni Gönen Ortaokulu’na kayıt ettirdi. Yukarıda da belirttiğim gibi o yıllarda köyden şehre, okula gidip gelmek olanaksızdı. Bu nedenle Gönen’de yaşlı bir kadın olan akrabamızın yanında üç yıl kaldım. Okulu böylece bitirdim. Burada, bana göre önemli saydığım bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim. Köyün yolları kaldırım taşı ile yapılmaya çalışıldığı bir sırada kum gerekti. Çünkü taşların araları ve altları kum ile doldurulmazsa iyi olmazdı. Babamın dostlarından, komşu köy Osmanpazar’dan, birinin traktörü ile kum taşınıyordu. Traktörün sahibi Mehmet ağabey beni traktörü kullanmaya çağırdı. Ben de hayatımda ne traktör ne de başka bir araç kullanmamıştım. Hiç bir bilgim olmadan, onların ısrarı üzerine traktörü kullanmaya başladım. Römorkta da altı yedi tane küçük çocuk vardı. Hep birlikte kum almaya gidiyorduk. Birden nasıl olduğunu anlayamadan, yamaç bir yerde traktör sol yana doğru kaymaya başladı. Az bir zaman sonra da sola doğru devrildi. Traktörün ve römorkun tekerlekleri havada kaldı ve traktör hala çalışıyordu. İnanabiliyor musunuz? O korkunç kazada kimseye bir şey olmadı. Çocuklar kayma esnasında yere atlamışlar, traktör sahibi benim yanımda çamurluğun üzerinde oturuyordu. Sadece onun ayağına sinyal lambasının çivisi batmıştı. Bana gelince, hala şaşkın vaziyetteyim, hiçbir şey olmamıştı bana. Yetişen köylüler, traktörü yan yatırarak sıkışmış olduğum çamurlukla direksiyon arasından çekip aldılar. Ama çok korkmuştum. Esas benim korkum babamdan idi. Duyduğunda kim bilir bana neler söyleyip, azarlayacaktı. İşte bu düşünceler içinde eve gittim. Zavallı anneciğim, çok üzülmesine karşın bana hiçbir kötü söz söylememişti. Babam da akşam eve geldi, olayı öğrenmişti. Çok korkmuş ve üzülmüştü ama o da annem gibi beni azarlamamıştı, zira benim korkum bana yetip artmıştı. Sevgili babacığım benim, nur içinde yatsın. Düşünsenize o günden sonra ben hiç traktör kullanmadım, hala da öyle.
Tekrar ortaokula başladığım yıla dönecek olursak, bu okul parasız yatılı olmadığı için, evin bütçesine ek giderler eklendi. Çözüm için babam, yukarıda da belirttiğim gibi hayvan ticareti ile uğraşmaya başladı. Sonra babamın bu ticaret hayatı ölümüne kadar devam etti. Bu arada ticaretle uğraştığı için emekli bile oldu.
Ortaokul bitince Balıkesir’de, o zamanki adı Sanat Enstitüsü olan, şimdiki adı Endüstri Meslek Lisesi’ne, babam, bir dostunun tavsiyesi ile beni kayıt ettirdi. Zira ne ben ne de babam, böyle bir okulun varlığından haberdar değildik. İçine kapalı yaşayan bir köy işte. Gönen’de Ortaokul’dan başka üst okul yoktu. Sanat Enstitüsü’nde torna-tesviye bölümüne yazıldım. Üç yıl okuduktan sonra o da bitti. Ancak o yıllar bende unutulmaz anılarla doludur. İki buçuk yıl özel bir yurtta kaldım. Yarı öğrenim yılı da bir arkadaşla bir evde kaldık. Gönen’den hemşerimdi. Onunla hiç iyi zamanım geçmedi. Nedenini o zaman anlayamadığım tavırlar takınmıştı. Hatta bir ara beni bıçaklamaya bile kalkışmıştı. Merak edilebilir belki, o arkadaşın olumsuz tavırlarının nedeni bana göre önemli olaylar değildi. Örnek, ben düzenli yaşamayı severdim, o ise dağınık. Benim okuldaki bölümümle kendi bölümünü kıyaslar hep üstün olduğunu bana imalı bir şekilde söylerdi. Daha sonraki yıllarda karşılaştığımızda, sanki özür diler gibi halleri oldu ama ben hiç ona yakınlık duyamadım.
Öğrencilik yıllarımda, bütün Anadolu’da olduğu gibi yaz tatillerinde köye gelir, evin ekonomisine katkıda bulunurdum. Hayvan bakımı ve çiftçilik gibi. O dönem çok güçlü bir çift öküzümüz vardı. Şimdiki gibi traktör nerede? Kimsede yok. Yukarıda yazdığım, o komşu köyden kum çekmek için gelen traktörden başka. Kız kardeşim Müyesser ve ben çift sürmeye giderdik. O, hayvanların önünde bata çıka yürürdü, çünkü o daha küçüktü, ben ise hayvanların ardında... Pullukla çeşitli ürünler ekerdik. Bu arada babam, köy köy dolaşarak hayvan ticareti ile uğraşırdı. Annem; ev işleri ile uğraşır, zaman zaman da kardeşimle bana yardıma gelirdi. Daha sonraları babamın eline daha iyi para geçmeye başlayınca, bize yaptırdığı işleri, işçi çalıştırarak yaptırmaya başladı.
Geçliğimin ilk Dönemleri
Bu arada delikanlılık çağına da gelmiş oldum. Çocukluk aşklarım oldu. Onlardan hala hatırladıklarım var. Bazıları benden büyüktü, benimle dalga geçmişlerdi. Bazılarına çok tutulduğum halde, onlar bana ilgi duymamışlardı. Bir tanesine ise çok bağlandım, ta ki o evlenene kadar. Sonra bizim akrabalarımızdan kendinden küçük biri ile evlendi. Söz aşklardan açılmışken, bir tane daha var ki onu da anlatmam lazım. Köyün öğretmeni, bir genç kız. Bizim eve sık sık gelirdi. Çeşitli konularda tartışırdık. Genellikle de sevda konularında. Sonradan kızcağız bana açıkça söyledi. Meğer beni beğeniyor ve âşıkmış. Oysa ben onu sadece, arkadaş ve köyün öğretmeni bir aydın olarak görüyordum. İlgimi çekmek için çok hareketler yapmıştı, ama olmadı mı olmuyor işte. Neyse bu ilk gençlik yıllarımı burada noktalayalım. Bu aşk konularına daha sonraki anılarımda tekrar döneceğim.
Yukarıda, Sanat Enstitüsü döneminde anlatmam gereken bir anımı unutmuşum. Sonradan hatırladım. Onu da bu araya alayım izninizle. Birinci sınıftan ikinci sınıfa geçtiğimizde, Haziran ve Eylül dönemi olmak üzere birer aylık stajlarımız vardı. Öğrenciler bunu okulda yapabilecekleri gibi, anlaştıkları bir fabrikada ücretli olarak da yapabilme olanağı vardı. Ben ikincisini seçtim. Çanakkale-Çan’da Seramik Fabrikaları’nda, babamın bir tanıdığı kanalı ile staj yapma imkânı bulmuştum, hem de ücretli. Okuldan da iki dönem o fabrikada stajımı yapabileceğime dair yazılı belge de vermişlerdi. Haziran dönemi stajımı, yedi sekiz arkadaşla birlikte sorunsuz yaptık. Benim hayatta ilk para kazandığım o staj dönemidir, 450 lira. Eylül dönemi geldiğinde ben yine fabrikaya gittim. Ama sadece ben vardım, öbür arkadaşlar görünürde yoktu. Dönemin bitimine iki gün varken idareden bana okula dönmemi söylediler. Paramı alıp apar topar okula döndüm. Okul müdürü bana, Eylül dönemi stajının kaldırıldığını, dolayısı ile iki gün daha okula gitmez isem sınıfta devamsızlıktan kalacağımı söyledi. Elimdeki yazılı belgeyi gösterdimse de kar etmedi. O yıl hiç devamsızlık yapmadan sınıfı geçmek zorunda kaldım. Bu benim çok gücüme gitmişti. Okul yönetimi kendi verdiği kararı uygulamamış, aldığı yeni kararı da bana bildirmemişti. Bu olay 1966-1967 öğrenim yılı sonunda olmuştu. Böylece öğrenim hayatım, 1968 yılında mezun olduktan sonra son buldu. O zamanlar sanat enstitülerinden üniversiteye girmek yoktu. Sadece, tekniker okulları ve yüksek tekniker okullarına gidilebilir, bir de Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü, sanat enstitülerinden öğretmen yetiştirmek için öğrenci alırdı. 1968’den bir iki yıl önce, boykot yaptıkları gerekçesi ile tekniker okulları kapatıldı. Böylece kala kala bir Gazi Eğitim kalmıştı. O da bütün Türkiye’den çok az bir öğrenci aldığı için, sınavlarına girmedim.
Eğitimden söz açılmışken Kuran öğrenmeyi unutmak olmaz. Çok küçük yaşlardayken, her aile gibi, köyde beni de köyün imamına Kuran öğrenmeye gönderdi ailem. Köyün tüm çocukları gönderilirdi. Daha köye ilkokul açılmamıştı. Öyle ya, dini bütün müslüman olmamız lazımdı. Babamın ve annemin o dönem tek isteği, o eğitimi almam idi. Kendileri o eğitimi dahi alamamışlardı. Düşünsenize, babam 1921 doğumlu, annem 1924, en buhranlı dönem. 1957’de köye ilkokul açılınca, o kurslar uzunca bir süre açılmadı. Öyle şartlandırılırdık ki abdestsiz namaz kıldığımızı, namaz kılarken arada çıkıp tuvaletimizi yaptığımızı hatırlarım. Yeter ki namaz aksamasın. Böylelikle bu “önemli” eğitim konusunu da anmış oldum.
“Esas Konu” Başlıyor
İşte şimdi esas konu başlıyor. O günkü düşüncem, artık para kazanmak ve iyi yaşamak, köy yaşamından daha farklı, modern yaşamak, şehirli olmaktı. İstediklerim bunlardı. Zira öğretmen okuluna gidenler mezun olarak öğretmen olmuşlar ve para kazanmaya başlamışlardı. Ben ise mezun oldum ama bir memur olamamıştım. Bu nedenle bir maaşım yoktu.
Okulu bitirdikten tahminen bir ay sonra, İstanbul’a gittim. Orada köyden komşumuz olan birinin yardımı ile haftada 75 liraya bir dökümcüde iş buldum. Yatma işini ise, yine köylümüzün evinin alt katında bulunan marangoz dükkânının bir bölümünde, yine bizim köyden birkaç kişi beraber kalarak hallediyorduk. İşte bu dönemde, hayatımda önemli değişiklikler olmaya başladı. İlk defa siyasi içerikli dini toplantılara katılmak zorunda kaldım. “Zorunda kaldım” diyorum, çünkü evinde ücretsiz kaldığım kişinin evinde, haftalık olarak Saidi Nursi’nin düşüncelerinin benimsenmesini içeren dini toplantılar yapılırdı. Şunu da daha önce belirtmem lazımdı ama aklıma şimdi geldi; o yıllarda henüz liselerde siyasi eğilimler yoktu. Yine 1969 yılının ilk günlerinde, kendimi hiçbir şeyden habersiz bir olayın içinde buluverdim. Olay şuydu: Evinde kaldığım kişi, beni bir eyleme götüreceğini söyledi. Gideceğimiz yer Cağaloğlu. O gün Milli Türk Talebe Birliği ile Türkiye Milli Talebe Federasyonu arasında bir gerilim varmış. Şimdi o gerilimin ne olduğunu hatırlamıyorum. Pek tabii ki benim yerim, evinde kaldığım kişinin yanı olan MTTB oldu. Ailemizin politik yapısı da sağ bir parti olan Demokrat Parti’den gelmekte idi. Ama çok şükür ki, bu benim hayatımda katıldığım ilk ve son sağ eylem oldu. Yine bu zamanda sağ yayınlar da okudum. Bunlar arasında, Hekimoğlu İsmail’in Minye’li Abdullah’ını, Saidi Nursi’nin Mektubat’ını, hatırladıklarım arasında sayabiliriz.
Yine bu yıla denk gelen, köyden öğretmen okuluna gidenlerden biri, anne tarafından akrabamızda olan Ali Aydoğdu’dur. Bana bir gün Akşam Gazetesi’nden Çetin Altan’ın Taş köşesindeki yazısını okudu ve devamlı okumamı önerdi. Ben de ona resimli bir kitap hediye ettim. İyi hatırlamıyorum ama bir İngiliz yazarındı galiba. Kitabın ismi tam olmamakla birlikte şöyle idi: Vietnam’da Komünist Mezalimi. Çoğu yeri fotoğraflarla doldurulmuş bir propaganda kitabı idi. İşte ne olduysa burada oldu, Ali Aydoğdu aşırı dinci, antikomünist oldu, ben ise sola ilk adımımı ondan sonra attım. Onların evinde hep Selda’nın şarkıları dinlenirdi ama ondan sonra hepsi bitti.
İstanbul’daki çalışma hayatım pek uzun sürmedi. Sekiz ya da dokuz ay sonra köye döndüm. Çünkü aldığım para kendi giderlerimi karşılamıyordu ki bir de eve para yoluylayım. Yollamam gerekiyordu, yoksa nasıl anlaşılacaktı okuduğumuz. Para yollamazsam babam övünemezdi ki köyde. Ama dedik ya yüreğimize bir ateş düşmüştü bir kere. Farklı bir insan olacaktım, hem de iyi para kazanacaktım. Hep bir çıkış yolu arıyordum. Bu arada çok kitap okumaya başlamıştım. Altın Kitaplar, o aralar çok revaçta idi. O yayınevinin 10’a yakın kitabını okudum tahminen. İki Şehrin Hikâyesi, Girdapta, Diriliş, Vadideki Zambak ve Uyandırılmış Toprak bunlardan bazıları.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.07.2014
25.10.2013
16.10.2012
18.09.2012
3.09.2012
23.08.2012
20.08.2012
8.08.2012
2.08.2012
21.07.2012