Süleyman Seyfi Öğün
Türkiye'deki siyâsal duygulanımlara istikâmet ve taraf sağlayan sendromlardan birisi de “Doğuculuk”tur. Bu sendromu, başta İslâmcılık ve milliyetçilik olmak üzere çok sayıdaki ideolojik yapılarda gözleyebilmek mümkündür. İster minimalist, ister maksimalist çeşitlemeleriyle Doğuculuk sendromunun, Batıcılığa karşı bir direnç; bir savunma oluşturma niyeti ve iddiası olduğunu biliyoruz. Şimdi bunlara bir bakalım..
Türk milliyetçiliği ve İslâmcılık kaçınılmaz olarak Doğucu sendromla sıkı bir alışveriş içindedir. Buna göre “Doğulu” Müslüman bir millet olan Türkler genel manâda Batı'nın tehditi altındadır. Gerek Türklüğün, gerek Müslümanlığın ontolojisi buna mukâbil olarak “Doğulu” bir formasyon olmak zorundadır. Şâir ve düşünür olan Necip Fazıl'ın formülleştirmesinde olduğu üzere Türk milliyetçilerinin ve İslâmcılarının zihniyetinde “Doğulu” olmak aynı zamanda tarihin saf, bozulmamış moral taraflarını temsil etmektir. Doğu vurgusunu kuvvetlendiren diğer mühim etki de Türklerin kardeşliğini ve bağlarını vurgulayan Turan idealinin Doğu'yu düşündürmesidir. Benzer bir durum Müslüman nüfusların kısm-ı âzâmında dünyânın Doğu'sunda yer almasıdır. Buna göre, egemen zihinsel örüntünün Doğululuk ile uzlaşması gerekmektedir. Aslında bu doğrultu kendi içinde sıkıntılıdır. Bu bakış, Türklerin târihsel serencâmının aşağı yukarı 1000 senelik bir zaman zarfında hep Batı'ya doğru işlemesi gerçeği ile uyuşumlu gözükmemektedir. Bunu telafi etmek maksadıyla, Selçuklu ve Osmanlı'nın Doğulu formasyonlar olduğu vurgulanır. Buna göre meselâ daha evvel Şaman bir inanca sâhip olan Türklerin Müslümanlaşması; Türklerin Batılılaşmasının bir fonksiyonu değildir. Dolayısıyla bu formasyonda “târihsel bir yanlış” da mevcut değildir. Doğulu bir kavim olan Türklerin yine Doğulu bir inanç olan Müslümanlıkla bütünleşmesi de tutarlıdır. Yine bu bağlamda Osmanlı'nın fetih başarıları, ister Türkleştirme, ister Müslümanlaştırma bağlamında olsun bir şekilde “Batı'nın Doğululaştırılması” gibi değerlendirilir. Osmanlı'nın gerileyişi ve çöküşü süreci -mukadderat olarak da okunabilir- tersine çevirmiş; bu defâ “Doğu'nun Batılılaştırılması” gibi “kabûl edilemez” bir durum ortaya çıkmıştır. Doğuculuğun bir direnç olarak devreye sokulması; bu “târihsel sapmanın” giderilmesi içindir. Nihâi olarak, Batı yenilecek ve târih yeniden Batı'nın Doğululaştırıldığı eski eksenine kavuşturulacaktır.
Ama bence daha mühim olan bir husus, Doğucu sendrom içinde, büyük ölçüde Oryantalizmin inşâ etmiş olduğu ayırımların peşinen kabulüdür. Bu aynı zamanda modern dünyânın kültürel işbölümündeki konumlanmanın kabulü olmaktadır.
Elbette ki Türkçü ve İslâmcı çevreler arasında dâima bir iç tartışmanın hüküm sürdüğünü unutuyor değiliz. Buna göre esas mesele Doğululuğun içinin ne ile doldurulacağıdır. Bu inançlı tek bir kavim mi; değilse inancın birleştireceği düşünülen farklı kavimler mi olacaktır? Bu tartışma bence tâli derecede mühimdir.
Doğuculuk, Doğu ve Doğulunun ihyâsını öngörmektedir. İyi de bu nasıl gerçekleştirilebilir? Minimalist modernleşme olarak bilinen bir düzlemde, Doğuculuk işte tam da burada fire vermektedir. Doğucu sendrom; Batı ile girişilen mücâdelede, eksik maddî donanım ve güç farkının, ancak Batı'nın bu silâhlarını devşirmek ile kapatılabileceğini öngörmektedir. Bu da bir dereceye kadar Batılılaşmanın kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunun kabulü fikrini doğurmuştur. Hayâtın maddî ve manevî cephelerinin kesin olarak birbirinden ayrıştırılması bu durumun yüklediği bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Ama şimdi bir düşünelim; bu da sonuçta Doğucu sendromu Batıcı sendrom ile aynı paydaya; “Batı'ya rağmen Batılılaşma” paydasına getirmiyor mu? Bu ortak payda Batıcı ulusçularla İslâmî milliyetçiler arasındaki -teslim edilemez mâneviyâtı ne tanımlayacaktır kabilinden- kültürel tartışmaların manasını kaybettiği bir iklimdir bu. Pratik şaşırtıcı savrulmalar doğuruyor. Kâğıt üzerindeki sızdırmaz olduğuna inandığımız teorik ayrıştırmalar, hayattaki tuhaf geçişlerle birbirine bulanıyor.
Nihâyetinde düşündürücü olan husus; Doğucu sendromun târihsellik dışı konumudur. Bu, yarattığı komplekslerle hem İslâmcılık hem de milliyetçiliğin temelli sıkıntılarından birisi olarak tezâhür ediyor ve târihsel havzamızla ilişki kurmamızı güçleştiriyor. Gâliba çıkış yolu, üzerinde 1000 senedir yaşadığımız bu kıymetli havzanın Doğu ve Batı gibi bâzı basitlemelere kurban edilmemesi gerektiğinin anlaşılmasıyla bulunabilecektir. Havzamızın kıymeti de; potansiyelleri de onun özgüllüklerinin kompleksiz zihinler tarafından keşfedilmesiyle anlaşılabilecek gözüküyor…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019