Süleyman Seyfi Öğün
Türkiye'nin uzunca bir zamandır çıkmazda olan “Batı” siyasetleri ve ilişkileri son zamanlarda yerini hızlı bir trafiğe bıraktı. Trump'ın seçilmesinin hemen ardından “Batı'dan” Türkiye'ye çok üst düzeyde ziyaretler başladı. Hâl-i hazırda da bu trafik devâm ediyor. Gelişmeleri göreceğiz..
Türkiye ile Batı arasındaki ilişkilerin târihi tek dereceli olarak; “kazanım” veyâ “kayıpların” târihi olarak değerlendirilemez. Bunun yerine dönemsel değerlendirmeler yapmak gerekiyor. Meselâ II. Genel Savaş öncesi Batı ile ilişkiler târihi ile, II. Genel Savaş sonrası Batı ile olan ilişkilerimiz bâzı açılardan “süreklilik” gösterirken başka açılardan ise kesintilere ve dönüşümlere işâret ediyor. Bunu biraz daha somut olarak anlatmak gerekirse; Batı ile ilişkiler NATO öncesi ile NATO sonrası dönemlerde ciddî farklılıklar ortaya çıkarıyor. Bunu genellikle anlamıyoruz. Çünkü bizim zihin dünyâmızda “standart” veyâ “yekpâre” bir Batı imgesi yatıyor. Hâlbuki Batı kendi içinde çok parçalı ilişkileri içeriyor. En başta Atlantik Avrupasını temsil eden Birleşik Krallık ile Almanya ve Fransa'nın başını çektiği Kıt'a Avrupası arasındaki “târihsel rekâbeti” hiç hatırdan çıkarmamak gerekiyor. Aslında bu miktar bilinir. Ama daha çok bir dünyâ paylaşımı üzerinden. Yanlış değil; ama eksik..
Birleşik Krallık Asya'daki sömürge hâkimiyetini devâm ettirmek için bu iki rakip gücü durdurmaya yönelik olarak özel bir yatırım yapmıştır. Bunun en tipik çıktısı; Almanya ile Fransa arasındaki ihtilâfları keskin tutarak bu iki gücü birbirlerine karşı “ebedî düşmanlar” kılmak olmuştur. Fransa ve Almanya arasında-Ruhr Havzası ve Alsace Lorraine gibi-kritik coğrafyalar üzerinden yaşanan ihtilâfların ve savaşların Birleşik Krallığı dâima rahatlatan bir tarafı olmuştur. Zaman içinde buna bir de Çarlık Rusyası'nı katmak sûretiyle Birleşik Krallık, Kıt'a Avrupasını kilitlemiştir. Bu sürecin bizi ilgilendiren tarafı ise Asya'nın kapısını tutan Osmanlı İmparatorluğu'nun bir tampon güç olarak şöyle veyâ böyle ayakta tutulmasıydı. Senaryo aslında basitti. Birleşik Kralık, Rusya ve Fransa'nın buralardaki saldırgan siyâsetlerine bir miktar göz yumuyor; bu coğrafyalarda yıpranmasını sağlıyor; kırmızı çizgilerinin tehdit altına girdiği noktada ise devreye girerek onları püskürtüyordu.
Petrol meselesine kadar bu böyle devâm etti. Britanya, büyük petrol kaynaklarına oturan Osmanlı'yı parçalamayı bundan sonra düşündü. Birleşik Krallığın; yalnız kalan ve çıkış yolunu bulmak adına, sahneye yeni çıkan Almanya'ya sarılan Osmanlı'nın karşısına; bu defâ yanına Fransa ve Rusya'yı alarak süreci yönetmeye başladığını görüyoruz. Savaşın sonunda iş paylaşmaya geldiğinde Rusya'yı “ihtilâl ateşiyle” içeriden yakıp devre bıraktı. Fransa'yı ise diplomasi mârifetiyle eli boş gönderdi.
II. Genel Savaşı, ittifaklara aldanmadan, Kıt'a Avrupası ile Atlantik Avrupası arasındaki mücadelenin süreklilikleri üzerinden değerlendirmek daha doğru olur. Meselâ Fransa, sözüm ona kazanan cephedeydi. Ama aslında kaybedenler kulübünün âzalarından birisiydi. Kıt'a Avrupası; Eurodolarla mâli açıdan ve NATO ile askerî ve stratejik açıdan baskılandı. Bu şok Kıt'a Avrupasını bir dereceye kadar kendisine getirdi. Almanya ve Fransa'nın “târihsel uzlaşmasıyla” AB; başını ABD ve Britanya'nın çektiği Atlantik Batı'sına karşı kuruldu. Kıt'a Avrupası'na nefes aldıran diğer mühim bir gelişme ise NATO kapsamı içindeyken bile Sovyet Rusya ile geliştirdikleri yumuşak ilişkilerdi.
Türkiye bu dönüşümler içinde tercihini NATO'dan yana yaptı. Bu, bizim Avrupa'yı model alan modernleşme târihimizin kültürel ve zihniyet iklimini de etkiledi. Türkiye'nin AB mâcerasını ise eğreti bulanlardanım. Bu, büyük ölçüde Atlantik Avrupasının AB'yi zora sokan bir değişken olarak kullanıldı. (Buna Doğu Avrupa'yı da katabiliriz. AB bunu göğüsledi; ama Türkiye onun kırmızı çizgisi olarak kaldı. Hâlbuki unutmayalım Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılmasını sözüm ona-elbette samimî değil- en fazla destekleyen Britanya ve ABD idi).
Eşanlı olarak sürdürülen AB ve NATO siyâsetlerinin tamamlayıcı değil; kendi içinde sorunlu ilişkiler olduğunu artık görebiliyoruz. Elbette Türkiye AB'ye alınmayacak; kapıda bekletilecekti. Baskın olan ise NATO'nun standartlarıydı. AB üyeliğinin Türkiye'yi NATO'nun hegemonyasından kurtaracağına inanan sol-liberal bir çevrenin olduğunu biliyoruz. Diğer taraftan; belki elli sene sonra, bu çatallı dönemde iki Batı'nın Türkiye'deki uzantılı rekâbetinin operasyonel derinlikleri de daha net görülebilecektir…
Devam edeceğiz…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019