Süleyman Seyfi Öğün
Acaba modern dünyâda, “Dünya Düzeni” kavramı kadar yüreklere su serpen bir başka kavram var mıdır ?… Bilmiyorum. Bu kavram bir barışı; yatışmışlığı vurguluyor. Târihte bunun karşılıklarının, “Pax”, yâni “Barış” örüntüleriyle açıklanması âdettendendir. Meselâ Pax Romana-Roma Barışı- bunun tipik bir misâlidir. Hemen onun ardından , “Pax Ottomana” ; yâni Osmanlı Barışı gelir. Üçüncü örüntünün ise II.Genel Savaşın ardından kurulan “Pax Americana” olduğu iddia edilir.
Bir kere, pax örüntülerinin mutlak bir karşılığı olmadığını söylemeliyiz. Kurulan pax sistemleriyle , onu istikrarsızlaştırmak , hattâ yıkmak isteyen güçler arasındaki mücâdeleler ve savaşlar bir taraftan devâm eder. Kurucusunun İbn-i Hâldun olduğunu bildiğimiz ve daha sonraları çok işlenen ve sosyal-siyâsal teorinin kâlbinde yer alan bir kaç teoriden birisi olan mâhut “Merkez-Kenar” teorisi, bir bakıma bu göreliliğin altını çizer. Pax sistemleri kapsayıcıdır, kapsayıcı olmasına . Ama, meselâ Kant'ın “Ebedî Barış” idealinde olduğu gibi küresel bir kapsam ve olgunluğa asla ulaşamamıştır.
Düzen kavramının etik bir başarı olmasından çok , târihsel şartların müsaade ettiği kadarıyla mümkün olabilen, etkili bir paylaşıma dayalı bir “disiplin” olduğunu ileri sürmek daha mâkûl gözükmüştür bana. Etik idealler bu pastanın olsa olsa sosu olabilir. Meselâ II.Genel Savaş sonrasında “Pax Americana”nın kurulduğu bir dünyâyı BM idealleri açıklamaz. Ama BM, onun etik sosudur. Düzen, reel ve göreli bir paylaşımın siyâsal-mühendislik karşılığıdır.
Düzenler arası geçişler bir hegemonik gücün şu veyâ bu sebep ve sâiklerle “sönümlenmesi” veyâ “geri çekilmesinin” doğurduğu bir boşluğun doldurulmasına dayanır. Tabiî ki , geçiş süreci hayli kaotik ve anomiktir. Ama hemen her aktör bilir ki, düzenin üzerine oturacağı “kod” bellidir.
Modern dünyâda ,”Dünyâ Düzeni” Atlantik merkezli olarak kuruldu. Merkezde ABD vardı. Periferiye doğru, ABD ile belli bir disiplin ve işbölümü içinde uyumlulaştırılmış Pan-Avrupa , Pasifik'de onu tamamlayan Japonya yer alıyordu. Sovyet paktı ise , bu genel sistemi zinde tutan, besleyen “öteki” idi. Buna daha sonra Çin de dâhil oldu. Sistemi bir “karşıtlık” üzerinden değil, tamamlayıcılık temelinde okumak gerekiyor. “Öteki”, sisteme alternatif üreten değil; onu tamamlayan bir unsurdu. Daha da çepere doğru “Üçüncü Dünya” veyâ bâzen de “Bağlantısızlar” olarak tanımlanan nevzuhûr devletler yer alıyordu. Bunları da , yine tamamlaycılık mantığı içinde görüp; satranç oyunundaki piyonlar kategorisinde değerlendirebiliriz. Genel tablo, parça başı bakışla anlaşılması pek de mümkün olmayan; ancak kendi içinde sistemik bir bütünlük taşıyan bir düzen olarak algılanırsa anlamlı olabilecek bir düzene işâret ediyor.
1945-1990 arasında geçerli olan Pax Americana'nın çözüldüğünü görüyoruz. Bunun bâzı ayrıntılı gelişmelerini başka yazılarda yeteri kadar vurguladık. Oraya tekrar girmeyeceğiz. Garip olan husus; çözülmenin daha önceki çözülmelerin aksine, “merkezde” değil ve fakat merkeze göre daha periferâl bir pozisyonu işgâl eden bir çevrede başlamasıdır. 1990'larda çözülen Sovyet Blokuydu. Bu yaşanırken, Kissenger Doktrini ile 1970'lerde Sovyetlerden kopa(rtıla)n Çin aradan sıyrılıyor ve disiplinli dev bir üretim gücü olarak dönüşüyordu. Buna zaman içinde, Pasifik Kaplanları ve Hindistan da eklemlenecekti. Sistemin veyâ düzenin merkeze en yakın olan Pan-Avrupa ise Altın Zamanlarını yaşamaya başlamıştı.
Bu tabloyu nasıl değerlendireceğiz? II.Genel Savaş sonrası kurulan “Dünyâ Düzeni”, ideolojik bulutları dağıtırsak görürüz ki, unsurları arasında , şöyle veyâ böyle sistemik bir işbölümünün olduğu bir bütünlüktür. Bu bütünlüğün parçalarından birisi olan Sovyet Blokunun çöküşü , geçici bir ideolojik ve siyâsal “rahatlama” sağlamış gözükse de esasta bir bütün olarak Dünyâ Düzeninin krizine işâret eder. En başta, unsurların sistemik işleyişi iyi kötü sürdürdüğü bir ikilime göre ayarlı olan pek çok siyâsal kurum ve kuruluş işlevini kaybetmektedir. Ama bu kadar değil. Artık çok daha net görebiliyoruz ki, süreç daha derinde, merkezi boşluğa düşürmüştür. Bu boşlukta , ABD-Pan-Avrupa bağı kopma noktasına gelmiş; karşılıklı bağımlılık içinde gelişen Çin-ABD ilişkileri başta olmak üzere, ABD ile artık şu veyâ bu derecede palazlanmış cümle Yarı-Merkez güçler arasındaki ilişkiler gerginleşmiştir. Bu belirsizlik içinde Rusya yeniden toparlanmış ve devreye girmiştir.
Yeni Dünyâ Düzeni bu gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde yakın bir gelecekte mümkün gözükmüyor. Gelinen aşamada , hiçbir işbirliği uzun ve kapsayıcı düzeylerde sürdürülebilir değil. Bu, merkezin çekirdeğini sözüm ona dolduran ABD ve Büyük Britanya arasında bile böyle. Yol uzun, yol arkadaşlıkları ve düşmanlıkları da uzun ömürlü olanın çok uzağında. Fırsatlar ve risklerin bu kadar yakınlaştığı ve eş anlı arttığı başka bir dönem olmuş mudur acaba?…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019