Ufuk COŞKUN
Fransa’nın başkenti Paris'te, konser salonu, stadyum, restoran ve barlara yönelik koordineli şekilde düzenlenen terör saldırılarında 132 kişi hayatını yitirdi 350’den fazla da yaralı var. Büyük bir saldırı… Öncelikle her vicdanlı insan gibi dünyanın neresinde olursa olsun katledilen sivil, masum insanlar için üzülmeli ve buna sebep olanları da kınamalıyız. Bu birinci insanlık vazifemizdir. Çünkü bizler Gazze'de çocukların katledilmesini Sderot'taki bir tepede elinde viski kadehleri ve nargileler eşliğinde izleyecek kadar insanlıktan nasibini almamış caniler değiliz. Irak’ta bir babanın gözleri önünde çocuklarını tecavüz eden bir zalimin kalbi yok bizde. Bizler hamile Müslüman kadınların karnını deşerek çocuklarını aç timsahların önüne atan ve yıllardır Fransa’nın desteklediği Hristiyan anti Balaka örgütüne sessiz kalan vurdumduymaz obez bir bürokrat da değiliz. Bizler Myanmar’da, Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da, Mısır’da, Afganistan’da, Orta Afrika’da, Keşmir’de, Bosna’da, Lübnan’da, Yemen’de, Doğu Türkistan’da velhasıl tüm dünyada acımasızca katledilen, yavruları ateşe atılan, fosfor bombaları altında can veren tüm insanların acılarını yüreğimizde taşıyan yaslı, vicdanlı insanlarız. Buna rağmen bizim kadim medeniyetimizde, irfan dünyamızda ve İslam öğretilerimizde ölen masum insanlara “oh olsun” demek yoktur. Bizim lügatımızda vicdansızlığa, ahlaksızlığa ve insan dışılığa yer yoktur. Evet, üzüldük o insanlara.
Lakin acımasız batılı ülkeler, yıllardır İslam dünyasında yol açtıkları onca tahribatın, acının, kederin ve sefaletin bir bedeli olmayacağını düşünüyorlarsa yanılıyor. Bölgedeki terör örgütlerine yaptıkları silah yardımlarıyla İslam dünyasını kan gölüne çeviren batılı ülkeler bir gün bu ateşin kendilerine de yakacağını hiç tahmin etmiyorlardı. Fransa’nın Suriye konusunda Türkiye’nin yanında yer aldığı için bir bedel ödetildiği yönünde bazı yorumlar yapıldı. Ne var ki bu tür yorumlar resmin geneline bakılmadan yapılan yorumlardır. Yarın bir gün başka bir batı ülkesinde benzer bir saldırı gerçekleştirildiğinde ne diyeceğiz? Kaldı ki Fransa’nın söz konusu Türkiye ya da İslam ülkeleri olduğunda pek de merhametli, ılımlı bir ülke olmadığı öteden beri bilinen bir gerçektir. Fransa, Türkiye’nin çözüm sürecini sabote etmek için tertip edilen suikastlarla ilgili hala tek bir adım atmış değildir. Terörle boğuşan bir Fransa, Zübeyir Aydar’ı üst düzey ağırlayabilmektedir örneğin.
Fransa, Orta Afrika’da hala Müslüman kıyımlarına sessiz kalmaktadır çünkü kendisi finanse etmektedir. Bu konuda Milat’tan Neslihan Önder’in yaptığı bir haber vardı. Habere göre Fransa’nın desteklediği Hıristiyan terör örgütü Anti-Balaka, Orta Afrika’da Müslümanlara karşı sistematik soykırım uyguluyor. Tek amacını “Müslüman öldürmek” olarak açıklayan bu terör örgütü, on binlerce insanı katlederken yüz binlercesini de sürgüne zorladı. Diğer taraftan Fransa'nın 14 eski sömürgesinden her yıl yaklaşık 500 milyar dolar para aldığı kaydediliyor. Kısacası Fransa tarihi Hollande dönemi ile sınırlı değildir. Ülkeler tarihleriyle birlikte hareket ederler. Elbette bu durum Paris’te yapılan terör saldırılarını meşrulaştırmaz. Orada ya da başka bir yerde sivil insanların katledilmesini gerektirmez. Sözüm, terör denilince aklına Müslümanlar gelen bazı İslam düşmanlarınadır. Her defasında Müslümanları terörizmle yaftalayan ve İslam dünyasının kendisiyle yüzleşmesini teklif eden bu kesimler neden aynı şeyi batı için söylemiyorlar? Batılı güçler masum mu?
Batının gözünde Doğu, bizdeki Kemalistlerin gözündeki halk gibidir. Batı,Doğulu insanı ikinci sınıf, geri kafalı, barbar, sömürülmesi gereken, insan yığınları şeklinde görür ve politikalarını Haçlı kodu üzerine bina eder. Bu yüzden yıllardır İslam ülkelerini yağmalamışlar ve bir Haçlı kiniyle çocuklarına varana kadar katletmekten bir an olsun vaz geçmemişlerdir.10 yıl öncesine kadar Türkiye’yi de onlar yönetiyordu. Masum insanları katleden kim olursa olsun asla tasvip etmeyen, kınayan ve meşrulaştırmayan birisi olarak şu hakikati ifademe etmeme lütfen müsaade edin. İslam medeniyetini, Müslümanları ve onların kültür şehirlerini yerle yeksan eden batı, daha nereye kadar bunu devam ettirebilir? Ortada yüzyıllık birikmiş bir öfke var. Bu öfke batının üstünde er ya da geç bir yanardağ gibi patlayacaktı. Yıllardır kadın, erkek, çocuk, yaşlı demeden milyonlarca insanın katledilmesine neden olan batının sömürgeci politikaları elbet bir gün iflas edecek ve kendini büyük bir yangının içinde bulacaktı.
Suriye’de her geçen gün artan cinayetleri görmezden gelen ülkeler, Erdoğan’ın daha en başında yaptığı uyarıları da dikkate almamışlardı. Gelinen noktada artık Esed belasının gitmesi gerekiyor. Esed’in gitmemesi demek bölgedeki yaranın sürekli enfeksiyon kapması demektir. Aksi taktirde batıyı zor günler bekliyor. Türkiye’nin Erdoğan liderliğinde izlediği dış politika bugün parçalı İslam dünyasını ayağa kaldırmak ve birliği, istikrarı yeniden dizayn etmek üzerinedir. Bugün eli kanlı terör örgütlerinin cirit attığı, batılı güçler tarafından yağmalanan ve diktatörler tarafından zulme maruz bırakılan bölgeler eskiden olduğu gibi bilim, kültür, sanat, felsefe, ekonomi ve hukuk alanında zirve yapacaktır. Eski Bağdat gibi yeni ilim ve kültür başkentleri inşa edilecektir. Bundan en ufak kuşku duymuyorum. Erdoğan sırf bu sebepten ötürü diktatör, istenmeyen adam ilan edildi. Çünkü Erdoğan’ın son on yılda yaptığı en büyük iş; eski Türkiye rejimin defolu mal muamelesi yaptığı milleti, geçmiş, zengin, kadim medeniyetiyle irtibat kurdurtmak oldu. Artık bu milletin önünde duramazsınız. Bu yüzden bugün Ortadoğu’da son sözü söyleyecek olan Türkiye’dir. Bölgede Türkiye’nin razı gelmediği hiçbir siyaset hayat bulamaz. Artık ok yaydan çıkmıştır..
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019