Umur TALU
Önemli meselelerin önemli bir “makalecisi” olamadım. Aklım ve kalbim o konudan şu konuya kayar çoğu zaman. Önemsizleştirilen insanları önemseyen yazılara koyulurum. Şu sıra yurtta ve dünyada taciz, insan haysiyetine her türlü mütecaviz, güçlü olup iyilik sunamamakta veya iyi olup güç bulamamakta aciz şahsiyetler konu edilmeli elbette.
Fakat “Aşk” karşınıza birdenbire çıkabilir ya, aşağıdaki yazı da karşıma “birden” çıkıverdi. Artık hangi ay tutulmasının, hangi “retro”nun veya metronun getirmesiyse, öyle işte, birdenbire!
28 yıl önceden yuvarlanıp bir sahafın tozlu raflarından, hayatımın, ülkenin ve dünyanın toz duman sayfalarını da hatırlatarak. O zamanlar haftada altı “ciddi” makale yazdığım Milliyet bir de ilave hazırlamış, benden de yazı istenmiş, “aşk gibi” bir derinliğe düşüvermişim çala-klavye.
Peki 28 yıl sonra, bugün, bir ağustos sonu, bugün “Zafer Bayramı” yarın “Dünya Barış Günü” ve her gün bin türlü dert, acı, trajedi, yıkım, kıyım varken, bu yazıyı sahafta bulduğun gibi yeniden ortaya getirmek ne iş? İşte onu ben de bilmiyorum!
Dilerseniz okursunuz; ne kadar bayat ne kadar hayat, siz karar verirsiniz. Dilerseniz, bir kalemde geçersiniz. Yazının iradesi bende; onu okuyup okumamak iradesi her zaman sizde. Aşk’ın iradesi varsa, kimde? 28 yıl önceki yazı aşağıda:
Bir insandan çıkarak, ona “bağlılık”tan koparak başlanan yolculuk, “bağlanacak” bir başka insan arayışıdır çoğu zamanda. Bir vücuttan çıkarsın, göbek bağın kesilir ve sonra, bir süre sonra, bir başka vücutta ve ruhta yine bağlılık peşindesindir.
Bu arayışın, aslında sürekli arayışın bir “uğrak”ıdır sevgili; bir “son durak” gibi de sanılsa, belki de sadece bir uğraktır.
Ya “sevgililer” çoğulluğunda ardı ardına (yan yana da olabilir mi, kim bilir!) dizilmiş uğraklar… Ya da “aynı sevgili”de, onun ve kendinin devinimiyle, dalgalanan ilişkiyle, onun ve kendinin yeniden keşfini getiren sürekli arayışın, her defasında onda kendini, kendinde onu yeniden gerçekleştiren uğraklar dizisi.
“…Sana sadık kalacağım
Aşkın galip çıkacak
Bundan sonra sana yaklaşacağım
Aşkının yokluğunu kendi aşkımla dolduracağım…”
Hangisi deseler; ya biri ya diğeri, seçin, diye: Öncelikle “yoğunluk” mu yoksa “uzunluk” mu yakışır “sevgili”nin yanına? Süresinden bağımsız bir yoğunluk mu daha iyi ifade eder sevgiyi, “sevgili”yi yoksa bağlılık-devamlılık mı?
“İkisi birden, ikisi bir arada…” Tabii, pek ideal ve dolayısıyla en kolay tercih edileni. Yüzyıllar, yüzyıllar… Farklı kültürler, farklı dinler, farklı toplumlar, farklı devletler de insana bunu telkin etti, bunu dayattı, bunu emretti zaten. “En kolayı”nı! “Bağımlı-devamlılık”ın aynı zamanda “yoğunluk” demek olduğunu da kabul ettirmek istediler. Bunu da en çok kadının üstüne yüklenerek, onu mümkün olduğunca sabit, çakılı, adeta rehine tutarak sağlama almak istediler.
Oysa “aşk” öncelikle hep yoğunluktu. Tayini, terfii, zamanlaması, garantisi olmayan bir yoğunluk.
Bu yüzden çoğu zaman aşka “başkaldırı” yakıştı. En çok da, kimi zaman açıkça, kimi zaman sessiz bir direnişle kadınlar başkaldırdı.
İki insanın birlikteliği, hiçbir zaman, sadece bir bağımlı-devamlılık olduğu için aşk denmeyi hak etmedi.
“Sana söylenenlere inanma
Artık gözümdeki tek kadın olmadığına
Ama gerçeği istersen
Aşkın artık benim için
Sıkıntı ve öfkeden başka bir şey değil”
Kamusal alan “görünen”i, bilinebileni, tanımlanabileni, kontrol edilebileni tercih eder. Kabul edilebilen, bağımlılıklarla bir düzene sokulmuş görevler, ödevler, hiyerarşiler, ilişkilerdir.
“Özel hayat”ın en mahremi, aynı zamanda da sığınılan en duru yanı aşk ise, bir değişiktir. Bir üçüncü çift göz ne görürse görsün, o “aşk”ın tüm yoğunluğu ve mahremiyetiyle kurduğu alana tümüyle ve çoğunlukla nüfuz edemez. Orada paylaşılan başkalarıyla paylaşılmaz.
Bir yandan da bireyselliğin, bencilliğin müthiş coşkulu biçimde aşılmasıdır aşk; birlikte edilenin, yapılanın, yaşananın, yenilenin, özenin gerçek lezzetidir aslında.
Bireyin, kendisi olmak isterken, kendisini yıkıp adeta kimyasal reaksiyonla kendini yeniden inşa ettiği yerdir. Kendi olmaktan çıkarak kendini bulabildiği “aşılmış ben”’dir. Aşılabiliyorsa, “aşkılabiliyor”sa!
“Benim için senden başkası yok
Yüzün hâlâ eskisi kadar güzel
Sana sarıldığım
Senin de başını bana yasladığın zamanki gibi
Artık sana ‘sevgili’ diyeceğim yalnızca…”
Umutsuz aşklar denen “sevgilisiz aşklar” değilse de mevzumuz; aşk, o sürekli arayışın sevgili uğrağında, o inişli çıkışlı, sığınmalı savrulmalı limanda da şiddetli bir mücadeledir.
Bir insandan, bir “bağ”dan koparak bebek bebek doğan insanın; arayışında nihayet bir “uğrak”tır; bağımlı olmanın huzurunu bulmaya çabaladığı o uğraktır. Göbek bağı nasıl birlikte alınıp verilen nefesin, birlikte çarpan kalbin bağıysa ve bebek nasıl ona bağımlıysa aylarca; aşk da biraz öyle. Sürebildiği sürece.
“Sevgili” ise, bu mücadelede henüz kimin arayışının ağır basacağı bilinmeyen, ama benliğine ortak olan “öteki”dir. Ya “öteki ben”dir ya da “benden ötedeki”!
Nihayetinde, başlangıcı belli, sonu belirsizliğe adanmış bir uğraktır ve her uğrak da aslında bir duraktır. Orada, bende “o” ve onda “ben” bulunabildiği sürece. Bu bir ömür de olabilir, bir gün de. Bugün bile olabilir.
Not: Burada sözü edilmek istenenin, duyguların da kitlesel tüketim maddesi haline gelmesiyle manası çok genişletilmiş, parçalanmış, “sevgili” olmaktan çıkmış sevgiliyle bir ilgisi yok.
Dipnot: Dizeler 3750 yıl önceden kalma Akatça bir şiirde iki sevgilinin diyaloğu. (Der. Georges Duby, Batı’da Aşk ve Cinsellik, Çeviren: Ayşen Gür, İletişim Yayınları, 1992)
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYABarış, Demokratik Toplum ve Demokratik Sosyalizmin İnşası.. 31.08.2025 Tüm Yazıları
-
Umur TALUBir uğraktır sevgili… Bir durak olsa bile! 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEÇözüm Süreci’nin künhüne vakıf kaç kişi var? 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan çok beğenmiştir… 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasLiderleri neden ‘insan üstü’ gibi görüyoruz 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİPlazma Toplumu: Bir sinyal okyanusunda yüzen balıklar gibiyiz 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalKızışan Ortadoğu ve Amerikan sağında ihtilaflar 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRAktaş serbest, Özer niye tutuklu? İşte skandalın kanıtı 3 rapor 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSurvivor entelektüel! 30.08.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞSıfır oranlı gelir vergisi neden uygulanmıyor? 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANSiyaset kulislerinde konuşulan baskın seçim senaryosu… 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYATürk futbolunun acı gerçeği: Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunBarışın kaçınılmazlığı… 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTasarruf edilecek makam aracı bulunamamış mı yani? 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuAnkara neden huzursuz? 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRCezaevinden yükselen çığlık: Yaşamak istiyorum! 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBüyük hesaplaşmaya doğru 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZKomisyon yol temizliği için harekete geçmeli 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERDemokratların çilesi 29.08.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİR"KILIÇ KININDAN ÇIKARSA!" 28.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANBasın Tarihi: Baba Evi’nde Yarenlik… 28.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gökçer TahincioğluGerçekten “adrese teslim” kadro ilanı, memurken başka yerde okuma rahatlığı ve yandaş medyanın “ezbe 28.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktanİslam ülkelerinin liderleri de acaba bir gün utanır mı? 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciTefeci faizi gerçek ama nedeni ne? 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞ“Ortaklaşmacı demokrasi” örnekleri: İtalya-Güney Tirol Özerk Bölgesi 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur Akgünİsrail hedefine ulaşırken… 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNHepimize Yetecek Evrensel Bir Utanç 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKKM kasıtlı bir uygulamaydı, kastı da zengine servet transfer etmekti 27.08.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilTürkiye neden çürüyor ve çürüme neden durdurulamıyor? 27.08.2025 Tüm Yazıları
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
16.08.2025
29.07.2025
24.07.2025
22.07.2025
19.07.2025
15.07.2025
9.07.2025