Yasin AKTAY
Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da kurulan İbn Haldun Üniversitesi'nin Cumhurbaşkanımız ve Tunuslu mütefekkir siyasetçi Raşid el-Gannuşi'nin katılımıyla gerçekleşen açılış töreni münasebetiyle geçtiğimiz hafta epeyce bir İbn Haldun dinleme imkanı bulmuş olduk. Hangi vesilelerle olursa olsun, bu tür tarihi, fikri şahsiyetlerin gündeme gelmesi ve gündeme geldikleri esnada yeniden bazı tartışmalara konu olmasını genellikle olumlu ve değerli bulurum.
Bir şekilde herkesin herkes ve her şey hakkında önyargılarıyla ilişkide olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Yanlış anlaşılmasın, münhasıran yaşadığımız çağa veya dünyaya özel bir eleştiri değil bu. İnsanoğlunun hamurunun yoğrulmuş olduğu genel dünya avhalidir bahsettiğim. Önyargılardan arınmış bir dünya veya bu dünya içinde bir yer yok. Tabiatımız gereği önyargılarımızla bakarız her şeye, önyargılarımızla başlarız birbirimizle ilişkiye, önyargılarımızla anlarız birbirimizi. Hatta anlamalarımızı mümkün kılan nihayetinde bu önyargılarımızdır.
Birbirimizi kamil manada anladığımız bir düzey yok, olsa olsa önyargılarımızın yerini başka önyargılarımıza bırakırız. Birbirimizi tanıdığımızı düşündükçe sui zanlarımızın yerini hüsnü zanlarımız alır veya tersi. Belki bu su' ve hüsn düzeyleri farklılaşabilir ama işin mahiyeti pek değişmiyor.
Sembolik etkileşimciler olayı şöyle formüle ederler: “herhangi bir şeyle (kişiyle) ilgili anlayışımız, o şeyle ilgili tecrübelerimizce belirlenir. O şeyle ilgili yeni tecrübeler o şeyler hakkındaki algılarımızı, anlayışlarımızı değiştirebilir, ama hiçbir zaman bir şey hakkında herkeste aynı algı düzeyi olmaz”.
İbn Haldun'la ilgili kimin hangi algısı var ve bu algılar hangi tecrübelerce belirlenmiştir bu ülkede veya İslam ülkelerinin geri kalan kısmında? Salt bu soru bile İbn Haldun okumaları için oldukça velut bir başlangıç noktası olabilir. Türkiye'de çok farklı kesimlerin kendilerine göre farklı İbn Haldun algıları var, çünkü farklı duruşlar ve farklı tecrübelerden yaklaşılabilmiştir İbn Haldun'a. İbn Haldun'un hayatı ve eseri, doğrusu bu tür farklı ve çeşitli etkiler bırakmaya da fazlasıyla müsait.
İbn Haldun adına bir üniversitenin kurulmuş olması, kuşkusuz çok güzel bir şey. Bu açılış İbn Haldun hakkındaki algıların muhtemelen daha da çeşitlenmesine yol açacaktır. En azından onun söyledikleriyle adeta vahy alan veya kutsi özelliklere sahip olarak ötelerden haber getiren değil, oldukça ampirik verilerden yola çıkarak gayet ölçülebilir sınırlarda çıkarımlarda bulunan özelliğiyle ön plana çıkarmış olur. Dünyada ve tarihte geçerli olan bazı kuralların varlığını keşfedip bunlara 'Sünnetullah' dediğinde, insanoğlunun varoluş ve eylem imkanının da bu sınırlar içinde cereyan ettiğini söylüyordu.
Onun bu sözleri Aydınlanma Avrupa'sında “doğa yasaları” olarak keşfedilecek şeyi çokça andırıyordu. Ama Avrupa'da bu keşif tam da Tanrı'yı bu dünyadan kovmak için bir ideolojik fırsata dönüştürülmüştü. Oysa İbn Haldun için kadim İslami bilgelik içinde Allah'ın yeryüzünü yarattığı sebepler alemine vakıf olmak gibi bir karşılığı vardı. Belki bu yanıyla Gazali'nin ve genel olarak Eşariliğin Allah'ın sebeplerle ne kadar mukayyet olabileceği tartışmasında ters bir yere düşüyor olabilirdi. Ama tartışma yine de İslami bir bilinç, söylem ve anlam alanı içinde cereyan ediyordu.
Kuşkusuz İbn Haldun'u önemli kılan yanı onun tarihte geçerli olan kuralların, altını “Allah'ın yaratma ve yürütme tarzı” anlamında Sünnetullah olarak çizmiş olması. Sünnetulahta bir değişiklik olmayacağını bizzat yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de ifade ediyor. Bu düstura bağlı kalarak uyguladığı tarih metodolojisinin tarihsel maddecilere çok cazip gelmesi anlaşılmaz değil. Belli ki sosyalistler, pozitivist sosyologlar onda kendilerine çok yakın bir ses duymuşlar, ama bu tamamen onların beklentileriyle alakalı bir şey. Doğrusu, İbn Haldun onların istediği şeyin bir kısmını veriyor da. Ama bir yere kadar.
İbn Haldun'un bedevi-hadari teorisini Karizma Zamanları isimli kitabımda Max Weber'in karizma sosyolojisiyle karşılaştırmayı denedim. Gerçekten de asabiyenin hadarileşme süreci içinde kaçınılmaz, Sünnetullah'a uygun olarak tükeniş süreci ile Karizmatik otoritenin veya hareketin rutinleşmesi arasında çok anlamlı benzerlikler kurulabilir.
Asabiye gibi Karizma da nihai ve tükenmez bir enerji kaynağı değil. Üzerinde düşünülebilecek olan, İbn Haldun'un da üzerinde durduğu üzere, bu enerjinin hayırlı bir biçimde değerlendirilebilmesi ve ömrünün Medine tarz-ı siyaseti üzere uzatılabilmesidir. Uzun ve çetrefil bir tartışma bu.
Şu kadarını bilelim. İbn Haldun'u verimsiz ve faydasız kılmanın yolu ona insanüstü özellikler atfetmek ve onun söylediklerini tartışılabilecek ve eleştirilebilecek önemli tezler olmaktan öte, adeta bir vahy imiş gibi sorgusuz sualsiz iman edilecek tespitler olarak görmek.
En büyük başarısını kendi beşeri-fani sınırlarının farkında olmaya borçlu olan İbn Haldun'a yapılacak en büyük kötülük bu olur herhalde. Belki fırsat buldukça İbn Haldun derslerine devam etmek lazım. Mesela İbn Haldun Osmanlı'da neden yasaklandı?
Popüler değeri yüksek olsa da, hermenötik değeri de oldukça yüksek bir soru bu. Ama bugünlük bu kadar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019