Yüksel TAŞKIN
AKP’nin eski Türkiye’ye özgü ilişkileri yeniden ürettiğini vurgulamıştık. Bu anlamda en olumsuz örneğin üniversitelerin mevcut hâlleri olduğu söylenebilir. Üniversitelerin yığınla meselesine çözüm getirilemediği gibi, AKP’nin bu alanda da mevcut iktidar ilişkilerini aynen devraldığı, daha da yoğunlaştırdığı gözleniyor.
AKP döneminde yapılan ilkesiz kadrolaşmanın yakın tarihimizde eşi benzeri yok. Muhafazakâr veya İslamcı referansınızın olması, çoğu zaman bir kadroya atanmanız veya yükseltilmeniz için yeterli. Bu durum daha önceki “ele geçirme” kültürünün bir uzantısı olmanın ötesine geçemiyor. AKP’liler, daha önceki Kemalist pratiklerden öğrendiklerini, “şimdi sıra bizde” diyerek uygulamanın ötesine geçemiyorlar.
Üniversitelerde devletin, hatta hükümetin belirlediği alandan çıkmama konusundaki hassasiyet, askerî cunta veya ara dönemdeki “zoraki konformizm” hâlinden de beter. Bugünlerde yaşadığımız, çok sayıda üniversitenin, hükümetin gönüllü ideolojik aygıtı olma görevini rahatlıkla benimsemeleridir. “Kral çıplak” demeyi bir yana bırakın, “Kral her zaman en doğrusunu bilir” demeye ayarlı bir kültür, ülkenin kaynaklarını heba etmenin ötesine geçemez.
Yakın zamanda üniversite bileşenlerinin önüne bir taslak konuldu. Temel meselelerimizi tartışacak, sonuçta YÖK bir reform paketi hazırlayacaktı. Bu taslak, son derece eklektik unsurların yan yana gelmesinden ibaret olsa da bizlerin fikrini almaya önem verilmişti. Şimdi bu taslağın akıbetinin ne olduğunu bilen yok. Anlaşılan taslak, hükümet veya devlet içi mücadelelere kurban gitti.
Taslağın en hacimli bölümlerinden birisi de rektörlük seçimlerinin nasıl yapılacağı konusuydu. Bu seçimler, daha doğrusu seçim süsü verilmiş atamalar, en temel ve yakıcı sorunlarımızdan birisi olmaya devam ediyor. En ideal seçim modelini bulsanız bile, rektörün bu kadar güçlü olduğu bir sistem insan onuruna yakışmıyor. Hakkınız olan bir kadro için rektöre biat etmeniz istenebiliyor.
Bu yapı her şeyiyle zoraki konformizm ve ikiyüzlülük üretiyor. Seçim modelleri konuşacağımıza, rektörde biriken yetkileri dekanlıklara ve bölüm başkanlıklarına devretmeyi konuşmalıydık. Ama tam da bu noktada, hükümetlerin kendi ellerini güçlendiren, adaletsiz bir sistemden vazgeçme iradesini göstermeleri gerekiyor ki, bunun çok fazla örneği de yok. YÖK, muazzam bir denetim imkânı demek. Bölümünüzün adını bile belirlemeye çalışan, korkunç bir bürokrasi çarkı bu. Detaylarda kaybolurken, en temel akademik özgürlükler konusunda bizleri yalnız bırakan bir yapı, sözkonusu olan.
Tıpkı 12 Eylül rejiminin adaletsiz seçim sistemi gibi, AKP ve daha önceki hükümetler, adil olmayan ama kendilerini muktedir kılan yapıları korumaya devam ediyorlar. Demokratikleşmenin derinleşebilmesi için, her kesimin kendi taleplerinden bir adım geri atması zorunluluğu iktidar partileri için de geçerlidir. Üniversiteler konusunda, vakıf üniversitelerini de dikkate alan çok ciddi bir reform yapma zorunluluğuyla karşı karşıyayız.
Aksi takdirde, özellikle devlet üniversiteleri, baskıcı ve bürokratik bir memur zihniyetinin pençesinde çırpınmaya devam edecekler. Bırakın dünyanın gerisine düşmeyi, yer yer toplumun da gerisine düşen bu yapı, işte o zaman tam anlamıyla “ölü ele geçirilmiş” olacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017