Zekeriya Kurşun
Türkiye’nin Ortadoğu ve Afrika coğrafyası ile hem fiziki hem de gönül bağları bulunmaktadır. Türkiye’nin bu coğrafyalar ile olan tarihi bağları yeni ilişkileri destekleyecek olumlu hatıralar üzerine kurulmuştur. Türkiye bu bölgelerden müstağni kalamaz hatta bu coğrafyalara mecburdur. Ortadoğu ve Afrika Türkiye için bir alternatif değil bir zorunluluktur. Ama gelin görün ki ülkemizin en rafine kuruluşları olan üniversiteler bu coğrafyadan habersiz durumdadır. Yaşanan bunca gelişmelere rağmen üniversitelerdeki kısık ses dikkate değerdir. Elbette üniversiteden beklenen ses sokaktaki ses gibi olmayacak. Üniversite bilimsel çalışmalarıyla, raporlarıyla, geliştirdiği projeleriyle siyasete rehberlik edecek, uygulayıcılara yön gösterecek. “Nasılsa kimse dinlemez” mazeretine sığınmayacak. Yaptığı çalışmalar bugün kullanılmazsa bile yarına katkı sağlayacak.
Ata yurtlarından Batı’ya doğru göç eden Türkler ilk siyasi teşkilatlarını Kuzey Afrika, akabinde Irak-Suriye’de kurdular ve sonrasında Anadolu’ya yerleştiler. Yani Türk Milleti Anadolu’da tutunma gücünü bu coğrafyalardan toplamıştır. Buradan aldıkları ile Anadolu merkezli bir dünya devleti kurabilmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken de asıl destek buralardan gelmişti. Bu coğrafya Türkiye’nin tabii müttefikidir. Siyasette, bilimde ve hemen her alanda uzun zaman ihmal edilen bu coğrafya son yirmi yılda yeniden keşfedilmiştir. Peki bu keşfe rağmen bu coğrafyada kimler yaşamakta, hangi diller konuşulmakta, inançları, sosyal hayatları nasıldır, siyasi yapıları nedir gibi soruların cevabını kaç kişi bilmektedir ülkemizde. Ya da ne kadar doğru bilinmektedir. Kütüphanelerimizde bu konularda ürettiğimiz ne kadar kitap mevcuttur. Bu coğrafya ile ilgili bir bilgi bankamız var mıdır? Bu sorulara cevapların üniversitelerimiz tarafından hazırlanmış olması gerekmez miydi?
Türkiye son yıllarda başta Filistin meselesi olmak üzere Ortadoğu’daki hemen her gelişme ile ilgilenmiştir. Bu ilgi kimi yerde Türkiye’nin umut haline gelmesine imkan vermişken kimi yerde de bölgesel çekişmelerin rekabet aracı haline gelmiştir. 2005’ten itibaren Afrika’ya açılım kararı alan Türkiye, Afrika Birliği ile Stratejik ortaklık belgesi de imzalamıştır. Bu gerçeğe rağmen Türkiye kamuoyu bu coğrafyaları gerçekten tanımamaktadır. Zaten az olan okuma alışkanlığının yanı sıra Türkçe kaynakların azlığı da ayrı bir engeldir. Bu zaafımızda bilimsel araştırma merkezlerimizin hiç mi rolü yoktur?
Üniversitelerin Alan Çalışmalarındaki Yetersizliği
Uzatmadan söyleyelim; ülkemizde bu alanda yapılan bilimsel araştırmalar yetersiz hatta yok mesabesindedir. Üniversitelerimiz birçok sorunla boğuşurken bir zihniyet devrimi yapamadığı için ihtiyaç duyulan alanlarda araştırmalar yapacak kurumları oluşturamamıştır. Belki birkaç iyi niyetli girişim ile açılmış olan sınırlı sayıdaki Enstitü, Araştırma ve Uygulama Merkezleri ise ya ehil olmayan ellerde veya imkânsızlıktan iş yapmaktan uzaktır. Oysa bu konuları öğrenme arzusu duyan ve araştırma yapmak isteyen binlerce genç bulunmaktadır. Tamamen bireysel gayretlerle bazı üniversite programlarında Ortadoğu ve Afrika ile ilgili çalışmalar olsa da kurumsallaşma imkanı verilmediğinden beklenen sonuçlar alınamamaktadır. Lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde birbirini takip edecek programlar ve doçentlik aşamasında Ortadoğu ve Afrika ile ilgili uzmanlık alanları açılmadığından bireysel gayretler de heba olmaktadır. Bu konularda sadece beşeri bilimlerde anahtar kelimeler koymak yöntemiyle uzman yetiştirmek imkansızdır. Bu alandaki bilimsel düzeyimizin Türkiye’nin Ortadoğu ve Afrika’daki algısının çok gerisinde olduğunu itiraf etmek gerekir. Tabi ki bunun bir de medya ve STK’lar ayağı bulunmaktadır. Aynı yetersizlikler orada da mevcuttur.
Sahada uygulanabilecek bilginin üretileceği yer üniversitelerdir. En prestijli Batı üniversiteleri prestijlerini Şarkiyat araştırmaları ile Ortadoğu ve Afrika konularında ürettikleri bilgi ile elde ettiler. Türkiye’de bu konuların bırakın ana eğitim programlarına alınmasını, anabilim dalı veya yandal bazında bile düşünülmemesi oldukça can sıkıcıdır. Oysa Batı’daki ders programlarında bölgeyi ilgilendiren dil, kültür, siyaset, güvenlik ve istihbarat dersleri en ayrıntılı biçimde ve güncellenerek verilirken, Türkiye’de bu dersleri teklif edenler yadırganmaktadır.
Bu sorunun çözümünde ülkenin rafine kurumları olan üniversiteler inisiyatif üstlenmelidirler. MEB son yıllarda yurt dışına alan araştırmalarına öğrenci gönderme girişimi ile büyük bir projeye imza atmıştır. Fakat bu inisiyatifin veya projenin üniversiteler tarafından ne kadar algılandığında kuşku vardır. Seçilen adaylar dönüşlerinde yurdun çeşitli üniversitelerinde çalışmak üzere gönderilse de çalıştıkları alanlar ile ilgili olarak üniversitelerin imkan ve kabiliyetleri özellikle de niyetleri uyuşmadığından bu projenin istenen sonucu vermesi oldukça zor görülmektedir. Türkiye’deki büyük kamu üniversiteleri ile imkan ve konumları uygun vakıf üniversiteleri bir araya gelerek alan çalışmalarına sunabilecekleri imkanları tartışmalıdırlar. Özellikle eksiklik duyulan Ortadoğu ve Afrika çalışmalarının gelişmesine nasıl katkı verebileceklerini ortaya koymaları gerekmektedir. Türkiye’nin geleceği için yapılabilecek en önemli yatırım bu olacaktır.
Programların içine bazı alan/bölge derslerinin yerleştirilmesi, her yıl birkaç tezin yaptırılması veya işlevsiz bazı araştırma merkezlerinin kurulması ile üniversitelerin sorumluluktan kurtulmaları mümkün değildir. Bugün ülkemizde hiçbir üniversitenin lisans düzeyinde Ortadoğu ve Afrika programı olmadığı gibi, bu alanların lisans programları içinde de kurumlaşmış bir yeri bulunmamaktadır.Lisansüstü programlar için sınırlı sayıdaki enstitüler de bu ihtiyaca cevap vermekten uzaktır.
Hazır MEB müfredatı tartışılırken üniversiteler de kendilerini yeniden gözden geçirsinler. “Evet, bizim programımız var, bazı bölüm derslerine Ortadoğu ve Afrika’yı ilave ettik” demek sorumluluktan kaçmaktır. Türkiye’nin etrafında yaşanan güncel meselelerin sadece tarih ve ilahiyat ekseninde okunmasının sebebi de bu sorumsuzluktur. Oysa siyasete her alanda veri sağlayan raporlar, araştırmalar, tezler olsaydı bugünümüz daha iyi olurdu. Kuşkusuz henüz fırsat kaçmış değildir. Üniversiteler öğrencilerini reklam panolarında aramak yerine enstitüler, araştırma merkezleri kurmaya; akademisyenler de yükseltilme kriterleri ve teşvikler ile uğraşmak yerine alan araştırmalarına yönelmeye başladıklarında Türkiye gerçek rayına oturacaktır.
Yazarlar
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.06.2020
1.02.2019
18.03.2019
18.02.2019
4.02.2019
10.01.2019
3.02.2019
17.12.2018
22.11.2018
12.11.2018