Yıldıray OĞUR
Dün tuhaf bir şey oldu. Erdoğan’ın kayıtlarından sonra Öcalan’ın da kayıtları internete sızdırıldı.
Perinçek’in Ulusal Kanal’ına sızdırılan kayıtlarda Öcalan 1999’da İmralı adasında bir askerle konuşuyor. Kesip, biçilmiş görüntülerle verilmek istenen mesaj tuhaf: “Öcalan devletle iş birliği içinde.”
Birkaç haftadır Aydınlık Gazetesi de benzer mesajı vermek için bir yazı dizisi başlattı. Öcalan’ın İmralı’da “Devletin eriyim” dediğini manşetlerine taşıyarak. Sonra da hemen bir davam haberi: “Aydınlık’ın yayınladığı ‘İmralı’daki Apo’ yazı dizisi tartışmayı başlattı. Kürt çevrelerinin haber sitelerine ve gazetelerine yansıyan tartışma büyük yankı uyandırdı.”
İsmail Beşikçi’nin “Öcalan açıklama yapmalı” sözlerinin yer aldığı haberde, PKK muhalifi çevrelerden Öcalan’ı eleştiren görüşler alınmış. Bir ara başlık niyeti açık etmeye yetiyor: “Öcalan tartışılıyor.”
Peki neden bir ulusalcı bunu dert edip ve durup dururken Öcalan’ı devletin işbirlikçisi ilan edip, onun tartışılmasını ister?
Bu haberin hedef kitlesi, Türkler değil, Kürtler çünkü. Öcalan’ın liderliğinin şimdi tartışmaya açılmasının sebebi de açık:
Çünkü Öcalan İmralı’daki son görüşmesinde 17 Aralık’a açıkça darbe dedi.
“Sürecin içinde ve dışında olan herkesin bilmesi gereken iki önemli hususu belirtmek isterim: Ülkeyi bir darbe ateşiyle yeniden yangın yerine çevirmek isteyenler bizim bu ateşe benzin taşımayacağımızı bilmelidir. Her darbe teşebbüsü bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da karşısında bizi bulacaktır.”
İşte bu net duruştan sonra Öcalan için de düğmeye basıldı.
Bu sözlerin söylendiği o görüşmeden bir gün sonra, önce Paris suikastının zanlısı Ömer Güney’in ses kaydı, hemen ardından Sol gazetesine (buraya dikkat) suikastla ilgili olduğu iddia edilen bir MİT belgesi sızdırıldı.
(Haberlere göre o belgeyi kamikaze gibi bulunacağını bile bile MİT içinde hazırlayıp, servis eden MİT mensubu yakalandı, soruşturuluyor. PKK çevrelerinden o ses kaydı ve belgeyle ilgili bir süre sonra gelen temkinli açıklamalar da bu oyunun fark edildiğini gösteriyor.)
Bu arada Kürt cenahında kulaktan kulağa Sakine Cansız’ı MİT’in Öcalan’ın isteği üzerine öldürdüğü söylentileri yayılmaya başlandı.
Hepsinde esas hedef MİT değil, Öcalan’dı. İstedikleri yerde durmayan Öcalan’ı kendi kamuoyunda itibarsızlaştırmak, üzerinde baskı kurup her şeyi bozan pozisyonunu değiştirmek amaç.
Zamanlaması manidar. Aynı anda medyada da Öcalan’ı hedef alan yazılar çıkmaya başladı.
“Öcalan, Erdoğan’la Kürtlerin hakları ve kendi geleceği ile ilgili olarak uzlaşmaya varıp, Türkleri demokrasi konusunda satışa getirebilir mi?” diye soran “Kürt dostu” yazarın dünyası gerçekten karışık olmalı. Diktatör Erdoğan’ı gözden çıkarıp Önderlik Öcalan’dan demokrasi beklemesini, liberallikle değil herhalde çaresizce kendini attığı dağların aldığı fazla oksijenle izah etmek mümkün. Öcalan’ın satışa getirdiği “Türkler”den kastı da kendisi ve doğum günü partisinin muhterem davetlileri olsa gerek.
Yoksa Öcalan’ın Kürtlerin hakları için bir hükümetle anlaşması herhalde tuhaf değil. Ama esas vurgu ona değil, “Öcalan’ın kendi geleceği için Erdoğan’la anlaşması”na zaten.
Bencilliğin bir lapsusla dışarıya fışkırdığı cümle ise şu olsa gerek: “Ve bugün için ‘ateşkes’in devam ettiği, dağdan ölüm haberlerinin gelmediği bir ortam, Erdoğan-Öcalan ikilisinin çıkarınadır.”
Yanılıyor. “Ne olursa olsun Erdoğan gitmeli”ciler dışında, ateşkesin sürmesi, hatıratını yazdığı Deliların, Mehmetlerin, her Türk’ün, Kürt’ün çıkarınadır. Tabii ki doğum günü ahalisi dışındaki büyük kitleleri temsil eden iki lider olarak Erdoğan’ın ve Öcalan’ın da…
“Peki bunun alternatifi yine silah mı, yine çatışma mı?” diye soran yazarın soruya cevabındaki “ama”ya dikkat:
“Elbette değil, olmamalı da. Bu kırılgan süreci devam ettirmektir doğru olan... Silahı değil, inatla siyaseti konuşturmaktır doğru olan... Daha fazla insan ölmesin! Ama bunu söylerken bir noktayı bir kez daha vurgulamak istiyorum. İmralı düşünmek zorunda!”
“İmralı düşünmek zorunda” Anadolu’dan Görünümün meşhur ‘Kandırılan Kürtler’inin geri dönüşü. En fenası ama “Daha fazla insan ölmesin ama…”
Böylesine bir “ama”dan sonrasını yazmak başka bir “Kürt dostu” yazara nasip olmuş:
“Söyleyin Allah aşkına, böylesi bir ‘çözüm’, çözüm olabilir mi? Destansı bir mücadele ile bugünkü kazanımlarını elde eden Kürtler için yolun sonu böyle mi olacak? Bir ülkeyi otoriterleşme üzerinden derin bir krize sürükleyen bir siyasi aktör, bu saatten sonra barışın, çözümün aktörü olabilir mi? Buna ikna olmamızı nasıl beklersiniz? Geldiğimiz noktada, demokratikleşme konusunda deniz tükendi, en büyük koz olarak Kürt çözüm süreci masaya sürüldü ve Kürtlerin omuzlarına büyük bir yük bindi.”
Bütün Kürtler bu barış, çözüm numarasını yemiş olabilir ama bir beyaz Türk hanımefendinin Nişantaşı’nın orta yerinde “Buna ikna olmasını nasıl beklersiniz?”
Erdoğan’la çözüm falan olmaz. Peki ne yapılmalı. Kürtler “Destansı mücadelelerine” devam etmeli. Nişantaşı Karakolu basılıp, House Cafe’de oturanları jetler bombalamadıktan sonra ne önemi var, gerisi destan…
Nişantaşı’ndan bile görülen bu büyük gerçeği göremeyen Kürtler ne yapmalı peki: “Bence, böylesi bir kritik noktada, Kürtlerin çok düşünüp taşınması gerekiyor.”
Şefkat Tepe eteklerinden bildiren liberal yazara göre de Erdoğan’la barışa inanan Kürtler saf olmalı. “Otoriterleşen bir Türkiye’de Kürtler özgür olabilecek mi? Demokrasisiz, hukuksuz, zorba bir devlet Kürt sorununu çözecek, öyle mi? Ya Kürt siyasal hareketi saf ya da başka bir stratejik akıl işliyor”
Evet başka bir stratejik akıl işlediği kesin. Erdoğan’ı deviremeyenlerin yeni hedefi Öcalan’ı devirmek. Tabii böylece diktatör Erdoğan propagandasını bozan, dengelerin alt üst olmasını engelleyen barış sürecini devirmek.
Barış sürecinin en başında “demokrasi olmadan barış olmaz” diyen bu zevat barış süreci bir yaşına basarken fikir değiştirip ve şöyle demeye başlamış anlaşılan: “Barış süreci devam ettikçe demokrasi olamaz.”
Halbuki, Ah Kürtler bir düşünse. Erdoğan gittiği gün barışın geleceğini anlayacaklar hemen. Erdoğan zayıflarsa, Kılıçdaroğlu, Bahçeli, Fethullah Gülen güçlenirse, hemen ertesi gün barış.
Ah şu barış süreci olmasa Erdoğan ne süper diktatör ilan edilirdi, zaten. Yoksa bir diktatörün en sevdiği şey savaş değil midir, neden sizin diktatör ısrarla barış istiyor sorusuna ne cevap verecekler? Madem demokrasi olmadan barış olmuyor peki Apartheid rejiminin devlet başkanı ırkçı De Klerk neden barış istedi sorusuna Yunanistan’daki bebek ölüm oranlarından başka verecek klişe bir cevapları olmadığı gibi.
Erdoğan’la olan kişisel hesapları için Kürtleri destansı mücadelelere çağıracak kadar egolarına yenik düşmüş bu yazarlar, çözüm masasında oturan silahlı bir örgüte “Erdoğan’la çözüm masasından kalk” dediklerinde ne demiş oluyorlar peki? Bu yaptıklarına dünyada tek bir şey deniyor: Savaş kışkırtıcılığı!
Allah korusun, bu operasyonunuz işe yararsa yarın toprağa düşecek ilk Delila’ların, ilk Mehmet’lerin vebali omuzlarınızdadır. Bizim de iki elimiz yakalarınızda. Bilin isterim…
Yazarlar
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025