Ahmet ALTAN
Başbakan Erdoğan, dün bizim müteahhitlerin yaptığı yeni Erbil Havaalanı’nı açtı.
Ben o havaalanının eski halini biliyorum.
O havaalanına girince karşınızda kocaman bir yazı görüyordunuz.
“Kürdistan’a hoş geldiniz.”
Türkiye’den oraya ilk kez giden biri için o “kelime” çok şaşırtıcıydı.
“Kürdistan.”
Öylesine büyük bir baskıyla bu kelime yasaklanmış, dilimizden hatta neredeyse tarihimizden silinmişti ki, o kelimenin böyle özgürce yazılabildiğini görmek sarsıyordu insanı.
Laf değil, Osmanlı’nın “Kürdistan”ını “güneydoğu” yapmayı becermiş bir toplumdan söz ediyorum.
Yıllarca Kürt sözcüğünü yasak ettik, Kürdistan’ı yasak ettik, bir ara iyice tozutup Kürtçe konuşmayı da yasak ettik.
Ne oldu peki?
Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı, “Kürdistan’a hoş geldiniz” yazan havaalanını açıyor, o havaalanını yapanlara teşekkür ediyor, 14 Nisan’dan itibaren Erbil’e Türk Hava Yolları’nın direkt uçuşlarının başlayacağını söylüyor.
Neçirvan Barzani’nin geçenlerde Neşe Düzel’e söylediği gibi milyarlarca dolarlık yatırımı var Türkiye’nin orada.
Hem Türkiye Kürdistan’ın kalkınmasına yardım ediyor, hem de Türkiyeli Türk ve Kürt işadamları para kazanıyor, herkes memnun.
Olması gereken de bu.
Yıllarca bizim devletin ödü patladı orada bir “Kürt devleti” kurulacak diye, Başbakan Erdoğan’ın bugün “sayın başkan” diye selamladığı Barzani’yi ve Irak Cumhurbaşkanlığı yapan Talabani’yi küçültücü sıfatlarla andı.
Gereksiz ve yapay korkulardı bunlar.
Bugün Başbakan Tayyip Erdoğan Erbil Havaalanı’nı açarken bu korkuların ne kadar yersiz olduğunu da görüyoruz.
Eğer Türkiye’yi yöneten asker ve sivil zevat, bütün bunların gerçekleşeceğini öngörebilen bir ferasete sahip olsalardı, Türkiye otuz yıl boyunca yaşadıklarını yaşar mıydı?
Bu, bugün mutlaka sormamız gereken bir soru.
Çünkü, çelişkili bir durumla karşı karşıyayız.
“Dost ve kardeş” Kürdistan’ın Kürt vatandaşlarını sevgiyle selamlıyoruz ama kendi ülkemizdeki bölgeye hâlâ “Kürdistan” diyemiyor, bu sözcüğü hâlâ bu ülke içinde reddediyor, bu kelimenin ülkeyi böleceğinden korkuyor ve “güneydoğumuzda” yaşayan Kürt vatandaşlarımızla barışamıyoruz.
Kürdistan’ın kurulmasını engellemek için elimizden geleni yaptık, engelleyemedik ve Kürdistan kuruldu.
Çok mu kötü oldu?
Milyarlarca dolarlık ticaret yaptığımız bir komşuya sahibiz bugün.
Boş yere korkmuş bizim devlet.
THY’nin direkt seferlerinin başladığı, konsolosluk açtığımız, havaalanını inşa edip açılışına katıldığımız Kürdistan’dan korkacak bir şey yokmuş.
Şimdi, Iraktaki Kürdistan’dan korkmuyoruz ama korkmaya alıştığımız için kendi Kürtlerimizden korkuyoruz.
Bu korku nedeniyle bu devlet, Kürt vatandaşlarının haklarını kabul etmiyor.
İki dilli bir hayatı reddediyor, onların “anadilde” eğitim hakkını vermiyor, binlerce yıllık Kürdistan’a Kürdistan diyemediği için “güneydoğu” diyor.
Beş on yıla kadar, “bizim Kürdistan”da da bir havaalanının açılışının “iki dilde” yapıldığını, her yana Türkçe ve Kürtçe “hoş geldiniz” yazıları asıldığını göreceksiniz.
O zaman da birileri, “boş yere korkup yılları savurtup gittik, boş yere insanlara acılar çektirdik” diye yazacak.
Devletin manasız korkuları yüzünden insanların çektiği eziyetlerin, yaşanan savaşların, ölümlerin gereksizliği çıkacak ortaya.
Zaman, akılsızca korkuları silkeleyip atar hayattan.
Ama o korkuların yersizliği ortaya çıkana kadar epey dert çekilir.
Bugün bizim söylemeye çalıştığımız da bu işte, Kürt vatandaşların haklarını anlamsız korkularınız yüzünden inkâr etmeyin, böyle inatla bu hakları reddetmeyin, hayatın gerçeklerine uymayan korkularınız yüzünden insanları ölüme sürmeyin.
Siz, Kürdistan’da bir havaalanını bir Türk başbakanın açacağını hayal edemezdiniz, o yüzden çok sorun yaşadık.
Bizim ülkemizde bir havaalanının “iki dilli” törenlerle açılacağını da hayal edemiyor ve çektiğimiz acıları çoğaltıyorsunuz.
Erbil havaalanında dün yaşananlara, söylenenlere bir bakın…
Geçmişteki korkularınızın anlamsızlığıyla yüzleşip, bugünkü korkularınızın da yersizliğini fark edin…
Ve, Türkiye’nin başbakanın, Türkiye’nin bir kentinde Kürtçe yazılmış pankartlarla karşılanmasının, resmi bir açılışta Kürt dilinin kullanılmasının bir korku değil, bir gurur kaynağı olacağını anlayın.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Ümitliyim, çünkü…
26.05.2020 - Bir Cinayet, bir Cenaze
21.01.2020 - Bu akşam Pariste babam, Malraux ve ben şampanya içeceğiz
6.02.2019 - Biz söylemeyeceksek kim söyleyecek?
28.11.2019 - ÜÇ CAM KUTU
23.11.2019 - Kâğıttan flüt
11.11.2019 - Rüyalar ve milliyetçilik
21.03.2020 - Yargıdaki çöküntüyü tamir etmek elinizde!
25.09.2018 - Milliyetçilik ve Aydınlar
19.09.2018 - Şatodaki Çiçek
26.08.2018
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























xodi
allah muhabbetinizi her daim artırsın.
ALİ UZUN
Allaha kul olmak işte budur.Bir mükafat almak veya bir cezadan imtina etmek gibi basit ve sığ bir kulluk anlayışından kurtulmak.
abdullah
ALLAH ŞAHİT OLSUN Kİ O DİNDARLAR DA SİZİ ÇOK SEVİYOR AHMET BEY YÜREĞİ DONMUŞ BU TOPLUMA VİCDAN NEDİR ÖĞRETTİNİZ
Altan kurtoglu
her yaziznizi buyuk bir istekle okuyoruz.
Furkan Koksal
Ahmet Bey insallah Allah size de hidayet nasip edecek, biz de zaten duydugumuz gururu katlayacagiz. Bunu hissediyor buna inaniyoruz.