Ahmet ALTAN
Ahmet Altan, cezaevinde yazdığı denemelerden oluşan ve henüz Türkiye’de yayımlanmamış olan Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim adlı kitabıyla bu yılki Geschwister-Scholl Ödülü’nün sahibi oldu.
Bu ödül, Münih’teki Ludwig-Maximillians Üniversitesi’nde öğrenciyken Nazilere karşı “Beyaz Gül Direniş Hareketi”ni başlatan, yazdıkları bildirileri tüm Münih’te dağıtarak Alman halkını Nasyonal Sosyalist iktidara direnmeye çağıran ve direniş örgütledikleri ortaya çıkınca rejim tarafından öldürülen Hans ve Sophie Scholl’un anısına kırk yıldır veriliyor. Her yıl edebî kalitesini entelektüel cesaretle birleştiren bir kitaba verilen ödülün eski sahipleri arasında Amerikalı muhalif gazeteci Glenn Greenwald, Çinli muhalif yazar Liao Yiwu, suikasta kurban giden Rus araştırmacı-gazeteci Anna Politkovskaya, eski Demokratik Almanyalı yazar Christa Wolf ve Libya kökenli Britanyalı yazar Hisham Matar da bulunuyor. Ödül, 10 bin euroluk bir para ödülünü de kapsıyor.
25 Kasım Pazartesi akşamı Ludwid-Maximillians Üniversitesi’nde düzenlenen ödül törenine cezaevinde olan Ahmet Altan katılamadı ancak bir “ödül kabul konuşması” gönderdi.
Evsahipliğini Ludwid-Maximillians Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bernd Huber’in yaptığı törende Münih Belediye Başkanı Dieter Reiter, ödülün bu yıl Ahmet Altan’a verilmesini kararlaştıran Bavyera Yayıncılar Birliği’nin Başkanı Michael Then ve Alman gazeteci Christiane Schlötzer-Scotland birer konuşma yaptılar. Tiyatro oyuncusu Benjamin Radjaipour , Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim’den bölümleri seslendirdi. Ahmet Altan’ın törene gönderdiği konuşmayı ise sahnede Yasemin Çongar, İngilizcesinden okudu.
Ödül töreninde bir konuşma yapan Münih Belediye Başkanı Reiter, "Ahmet Altan'a yapılanlar artık bitsin, bu macera artık bitmeli. Kitabının adındaki kaygı, 'Dünyayı Bir Daha Görmeyeceğim' kaygısı gerçek olmamalı" dedi. Altan'ın bir an önce serbest bırakılarak özgürlüğüne kavuşması için çağrıda bulunan Dieter sözlerini söyle sürdürdü: "Ahmet Altan dayanışmamızı hak ediyor. Bize 'romanlarımı okuduğunuzda ben hücremde yalnız değilim' diyerek onunla dayanışmanın bir yolunu gösterdi. Bu ödülü Ahmet Altan'a vermekten, onun gibi cesur bir yazarı ödüllendirmekten gurur duyuyoruz."
Ahmet Altan’ın konuşmasının tam metnini, yazarın özel izniyle yayınlıyoruz:
Bir insanın hayatında, hayatından daha değerli bir şey olmalı. Uğrunda hayatından vazgeçebileceği kadar değerli bir şey. İnsanlık, yüzbinlerce yıldır, bir kış gecesi gibi karanlık bir sonsuzlukla akar, o karanlıktan geçip gidenleri görmeyiz. Ancak, uğruna hayatlarından vazgeçecekleri kadar değerli bir şeyi kendi hayatlarının içinde taşıyanlar, bu karanlıkta bir ışık yakar, görünür ve görünmeyen diğerlerini de aydınlatır.
Hayatı bir canlının içinden başka bir canlının çıkmasıyla başlatan doğum bir mucizedir. Dokunulmazlığı, değiştirilemez olması ve asla çözülemeyen muazzam sırrıyla ölüm ihtişamlıdır. Hayat ise başlangıcındaki mucize ile sonundaki ihtişama uymayacak kadar sıradan ve tekdüze bir tekrardan ibarettir. Kendisinden daha değerli bir şey katmadığınız sürece hayat sonsuz ve sıradan bir tekrarın parçası olmaktan öteye gidemez.
İnsanlar, bütün canlılarda bulunan bir içgüdüyle en önemli ölçünün yaşamak olduğuna inanırlar, ne olursa olsun, nasıl olursa olsun yaşamak. İnsanların büyük çoğunluğu bu içgüdüyle yaşar, hayatlarını ve çıkarlarını korumayı en “mantıklı” yol olarak görür ve milyonlarca canlıyla birlikte ölüp yokluğa karışırlar.
Sonsuz bir karanlıkta, bulanık bir kalabalığın içinde bir yokoluşa doğru çaresizce akmak korkutucudur ve korku zulmün yaratıcısıdır. Kendi hayatlarından bir ışık yaratamayanlar, kendilerine benzemeyen bu ışığın da düşmanı olurlar. Bu düşmanlık onlara bir kurtuluş gibi gözükür, karanlıkta birbirlerine sarılır ve kendilerine benzemeyenlere duydukları nefreti varoluşlarının temeli haline getirirler.
Irkçılığın ve bugün dünyayı saran milliyetçiliğin temelinde bu korkunun ve düşmanlığın yattığını düşünüyorum. Ölümün çaresini öldürmekte ve nefrette arıyorlar.
Milliyetçilik ve ırkçılık hastalığına tutulan insanlar, kendi kendini yiyen bir hayvan gibi parçası olduğu insanlığı yiyerek beslenmeye uğraşıyorlar. İnsanlığın bir başka parçasını öldürürken kendilerini de öldürdüklerini anlayamıyorlar.
Sınırları belirsiz bir evrenin, kimsenin uğramadığı ücra bir köşesindeki bir gezegende, kısacık ömürleri olan insanların kendilerini önemseyerek, birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışmaları hepsinin ortak felaketi oluyor. Bir yokluğa doğru aktığımız bu karanlığın içinde duyduğumuz nefret, karanlığı daha da anlamsız hale getirmekten başka işe yaramıyor.
Bazen öfkeli bir çocuk gibi “hepimiz öleceğiz” diye bağırma isteğine kapıldığımı itiraf etmeliyim. Bugün doğumlar dursa, en fazla doksan yıl sonra bu tuhaf gezegen bomboş ve insansız kalacak. Böylesine çaresiz bir canlı türünün birbirinden üstün olduğunu iddia etmesi, bir ahmaklıktan başka nedir?
İnsan yaradılışı biraz aceleye getirilmiş, birbirinin zıddı olan birçok duygunun içine tıkıştırıldığı bir canlı türü. Merhamet ve nefret gibi, iyilik ve kötülük gibi, zekâ ve aptallık da aynı yapının içinde varlığını sürdürüyor.
Milliyetçilik, nefretin, kötülüğün ve zekâsızlığın yoğun biçimde bir araya geldiği ölümcül bir hastalık. Bu hastalığa karşı merhametin, iyiliğin ve zekanın bir panzehir olması, milliyetçiliği arkasına saklandığı kutsallık maskesinden sıyırıp, bütün çirkinliği ile ortaya koyması gerekir.
Irkçılığın ve milliyetçiliğin bayrakları, marşları, silahları ve zorbalıklarıyla yeniden insanlığı lekelediği bu dönemde, insanlığın ortak çıkarının bölünmek değil bütünleşmek olduğunu haykırmanın tam zamanı.
Hiçbir insanın macerası mutlu sona ulaşmaz, herkes ölür çünkü. Zaten mutsuz bir şekilde bitecek olan ve pek de anlamı olmayan bu hayatı nefretle doldurarak daha da anlamsız ve mutsuz kılmanın insanoğluna yararı ne?
Bunun bir yararı olmadığını şimdi söylemeyeceksek ne zaman söyleyeceğiz, biz söylemeyeceksek kim söyleyecek?
İnsanlığın ortak çıkarı için ayağa kalkarak, mücadele ederek, gerçeği anlatarak hayatımıza hayatımızdan daha değerli bir şey katmanın hepimiz için “mutlu bir mecburiyet” olduğunu görmüyor muyuz?
Hiç unutmayalım ki ölüm geldiğinde, hayat dediğimiz o kısa zaman parçasındaki her arzumuz, her öfkemiz, her ihtirasımız, her çıkar kavgamız anlamını yitirir ve daha da ötesi gülünçleşir.
Ölümün manasızlaştıramadığı çok az hayat vardır. Ancak hayatlarına hayatlarından daha değerli bir şey katanların hayatları ölümün ihtişamına boyun eğmez ve ölüm tarafından gülünçleştirilemez.
Bugün burada, hayatlarında, hayatlarından daha değerli bir şey bulunduğu için ölümün küçümseyemediği ırkçılığa karşı direnmiş iki genç insan adına verilen bir ödül için buluştunuz.
Scholl kardeşler, başka insanların hayatlarını kurtarmayı, onların uğradığı zulmü engellemeyi, korkunç bir haksızlığı durdurmayı, ırkçılığın zorbalığına karşı çıkmayı kendi hayatlarından daha değerli buldular. Hayatlarını ortaya koydular.
Ve silaha ve zorbalığa karşı yazıyla direndiler. Bugün için örnek oldular. Onların yazıları, roketleri, topları, tankları, bombaları olan kanlı bir zorbayı korkuttu.
Bu iki genç insan bize sadece bir hayatın ölüm karşısında nasıl ezilmeden kalacağını değil yazının nasıl anlamlı bir direnme ve yaşama biçimi olduğunu da gösterdi.
Kitabımı bu iki genç insanın adına verilen ödüle layık bulduğunuzu bir hapishane hücresinde öğrendim. Bu konuşmayı da hapishanede yazıyorum. Bu nedenle aranıza katılamıyorum.
Bu ödül, iki değerli insanın gücünden bir parçayı da benim hayatıma kattı ve benim duvarlar arasındaki direncimi artırdı. Onların hatırasının sizin de milliyetçilik karşısındaki direncinizi artıracağına inanıyorum.
Beni, ölümle ortadan kaybolmayan iki hayatın parçası kıldığınız için hepinize çok teşekkür ederim.
Yazının, zorbalıktan daha güçlü olduğunu bana bir kere daha gösterdiniz.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018