Ahmet TAŞGETİREN
“Bundan böyle Ortadoğu’da Türkiye’ye rağmen hiçbir şey olmaz.” Bu minvalde bir söz Erdoğan ya da Davutoğlu tarafından farklı zamanlarda söylenmiştir. İçinde Türkiye’nin etkinliğinin arttığı vurgusu vardır, iddia vardır, umut vardır, coğrafyada olan bitenin Türkiye’yi bir şekilde etkileyeceği değerlendirmesi vardır. Arap Baharı sürecinde bu umudun arttığı da bir vakıadır. Halen de Türkiye, coğrafyadaki olayları etkilemek için yoğun çaba sarf etmektedir. Mısır’la ilişkilerin soğukluğu, Katar’la ilişkilerin sıcaklığı, Suud’la BAE ile gerginlik, Irak’la – İran’la gelgitler, Rusya ile ilişkiler ve tabii Suriye, şimdi Libya… Coğrafya, kendi sınırlarından öte bir jeo-stratejik değer taşıdığı için Avrupa’dan Amerika’ya uzanan stratejik hamleler…
Ben bir ara sürecin çok kolay kontrol edilebilir olmadığını, alt alta üst üste oluşların her zaman mümkün olduğunu, dikkatle hareket edilmesi gerektiğini yazdım.
Doğrusu, iddia kendine güveni yansıtırken, uyarılar endişe izlenimi veriyor. Bu durumda iddia, 100 yılın ukdelerini taşıyan insanlarımızda başarı umudunu besliyor, endişe ise, çok alıcı bulmuyor.
Şu anda en sıcak iki konu var: Suriye ve Libya. İki ülke Arap Baharı sonrası karışıklık içine düşmüş durumda. İki ülkede de BM’nin meşru saydığı iktidarlar var. İki ülkede de, bu yapı ile savaşan güçler var. İlginçtir iki ülkede de Rusya ile pozisyonlar farklılaşıyor.
***
Türkiye iki ülkede farklı pozisyonlarda bulunuyor. Suriye’de BM’nin tanıdığı yönetim Esed’in yönetimi. Biz ona karşıyız. Onunla savaşan Suriye Milli Ordusu’nu destekliyoruz. Bu grup Esed tarafından terör örgütü sayılıyor. Buna karşılık Rusya Esed yönetimi ile beraber, onun daveti ile Suriye’de bulunduğunu söylüyor. Esed yönetimi Türkiye’yi yabancı kuvvet sayıyor ve ülkeyi terk etmesini istiyor.
Libya’da BM, Sarrac başkanlığındaki yönetimi tanıyor. Biz de onunla iş birliği içindeyiz, Akdeniz’deki kıta sahanlığı meselesinde Yunanistan’ın başını çektiği karşıt grubu ayağa kaldıran anlaşmayı da Sarrac ile yaptık. Bu ilişki, en son askeri iş birliğine kadar uzandı. Muharip güç gönderip göndermeme konusu saklı olmakla beraber, Sarrac yönetimine “Seni askeri olarak da destekliyoruz” mesajı verildiği söylenebilir.
Suriye’de neyin nasıl evrileceği belli değil, ama Rusya’nın korumasında Esed’in ağırlığının arttığı, Libya’da ise, Sarrac’ın küçük bir bölgeyi, buna mukabil Halife Hafter’in çok geniş bir toprak parçasını kontrol ettiği bir gerçek. Libya’da ilginçtir, biz BM’nin tanıdığı bir ekiple beraberken, Rusya isyancı grubun yanında yer alıyor. Orada Hafter’in arkasındaki ittifak halkası da acayip. İttifak trafiğini anlatsam akıllar karışır ama belli ki alt – üst oluşlar bu alanda da sürüyor.
Türkiye her şey benim gücümle olur, demiyor hiç kuşkusuz. İttifaklar arıyor. Kimi zaman Rusya ile dirsek teması kuruyor, Rusya başka yerde konuşlandığında başka ittifak arayışlarına giriyor.
Bir izlenim var: Türkiye hesaplaşıyor. Neyle? Belki 20’inci yüzyılın başında kendisine tanınan statü ile. Yanlış mı? Doğru. O statü Türkiye için de sakattı tüm coğrafya için de.
Peki nasıl olacak bu hesaplaşma? Tabii ki güçle. Askeri, ekonomik ya da diplomatik güçle.
İşte kritik mesele bu.
Kim ne kadar neyi söyleyebiliyor karar mercilerine bilmiyorum, ama medyaya örtülü de olsa bazı görüşler yansıyor.
Mesela zaman zaman stratejik değerlendirmeleri ile öne çıkan Genelkurmay eski başkanlarından İlker Başbuğ’un Uğur Dündar’la mülakatında söylediği şu cümleleri anlamlı buluyorum:
“Milli menfaatlerin gerçekleştirilmesi için tespit edilen milli hedefler, milli gücün sınırları içinde olmalıdır. Milli gücün sınırları dışına çıkan milli hedefler peşinde koşulması, ülkeyi felaketlerle karşı karşıya getirebilir.
“Dış politikaya, ideolojik düşünceler, din ve mezhep açısından bakışlar çerçevesinde yaklaşılması yanlıştır ve tehlikelidir. Önemli olan sadece ülkenin milli menfaatleridir.” (Sözcü, 13 Aralık 2019)
Ne var bu sözlerde? “Acaba yeterli güç muhasebesi yapıyor muyuz?” sorusundan yola çıkan korku mu, endişe mi, uyarı mı? Bu sözleri “Askerler hep korktu zaten” gibi bir yargı ile mi karşılamak lazım yoksa, bir durup düşünmek mi?
Emekli Tuğgeneral Naim Babüroğlu, “Libya’da Hafter’in kazanması”nı “Türkiye için en büyük risk” olarak niteliyor, ama “muharip güç göndermek son seçenek olmalı” diyor. Libya’da Rusya ile karşı karşıya gelinirse bunun Suriye’ye yansıyacağını söylüyor. Amerika’nın Libya’da nasıl tavır alacağına bakılmalı, diyor.
Ne bunlar? Güç muhasebeleri. Karmakarışık ilişkiler… Türkiye büyük bir ülke. Ama gene de güç muhasebesine ihtiyacı var.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
5.02.2026
27.01.2026
23.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
16.01.2026
15.01.2026