Ali BAYRAMOĞLU
Cemaatin devletteki dokusuna yapılan operasyonlar bir kaç gün sonra yapılacak seçimler kadar önem taşıyor ve tartışılıyor.
Ve daha uzun süre tartışılacak.
Bu açıdan ortada pek çok soru var. AK Parti cemaat ilişkisi nasıl bir tabiata sahip? Bu ikili arasındaki işbirliği nasıl bir şeydir? Cemaate atfedilen hukuksuzluklardan AK Parti haberdar mıydı? Veya bunların siyasi sorumluluğu ona mı aittir? Bir dini yapı ahlaki, sosyal, kültürel faaliyetlerden nasıl oldu da, siyasi faaliyetle alanına geçti, nasıl oldu da dayanışma düzeninden aktif bir iktidar odağı üredi? Bunun aşamaları ve koşulları nelerdi?
Bundan 20 yıl önce İslami görünürlüğe yönelen 'ağır baskı dönemi', 28 Şubat süreci, aynı zamanda bir 'açılma dönemi'nin de ilk işaretlerini vermişti. 28 Şubat bir kaç yıl içinde iflas ederken, ülkede yeni bir siyasi hassasiyet kapısı açılacaktı. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili mücadele ve taleplerde dine ait olan hak ve beklentiler ön sıraya geçiyor, hatta (kamusal alan tanımı gibi) nitelikleri, (AK Parti gibi) aktörleriyle moral bir üstünlük sağlayıp, önemli ölçüde taşıyıcı olmaya başlıyordu.
(1) 2000'li yıllarda ve bu koşullarda Türkiye inişli çıkışlı bir süreçte 'din-toplum-devlet ilişkileri'nin normalleşmesini yaşadı. Dini örgütlenmelerin üzerindeki ağır baskı tedrici olarak kalkarken, dindar memura, dindar siyasi aktöre yönelik sistemli takibatlar da sona erdi. Devlet alanında bir cemaatin, tarikatın ya da dini bir grup üyesi olmak sorun oluşturmaktan çıktı. Gülen cemaatinin önünü açan önemli unsurlardan birisinin bu çerçevedeki demokratikleşme süreci olduğuna, sivil, bireysel ve sosyolojik alanda elde edilen özgürlüklerin siyasi suistimalle kullanılması olduğuna bugün hiç bir şüphe yok.
(2) Öte yandan 1980'lerde yeni dinamiklerle kendisini yeniden tanımlayan İslami hareket, Türkiye'de de kendi iç öyküsünü dönüştürüyor, geleneksel varoluş biçimleri tarikat ve benzeri yapılar, kamusal alan ve kimlik hareketleri kaşısında geriliyordu. Nitekim 2000'lere gelindiğinde geneleksel yapılar çok zayıflamıştı. Bu alandaki en örgütlü, en güçlü yapı, intibak gücüyle, modern unsurlara kurduğu ilişki üzerinden ve devletten kültüre uzanan bir hatta tüm mensuplarını kuşatan, hem yatay networkleri hem dikey bir hiyerarşiyi aynı anda içeren Gülen cemaati olarak kalmıştı.
(3) 2000'li yıllarda yeni açılan sayfada ülke demokratikleşme ve normalleşme sürecinin büyük çatışmalar ve gerilimlerle yaşandığına tanık oldu. Özellikle 2003'ten 2004'ye kadar giden dönem hala eski rejimin hakim olduğu, değişim sürecini kilitlemeye yöneldiği, tehdit ve darbe girişimlerini içeren bir dönemdi. Bu dönemde devletin kritik haber alma noktarında yer tutan, cemaatini korumak ya da o cemaatin faydası istikametinde hareket eden mensuplardan gelen bilgilerle 'darbe tehdidi'nin en çok farkına varan Gülen olmuştu. Böyle bir tehditin en büyük hedefin kendileri olduğunu değerlendiriyorlardı. Sivilleşme ve açılma döneminde devlet içinde siyasi aktif yayılma seferberliğine böyle giriştiler. Ve eski rejim unsurları karşısında kendini koruma yerine o unsurlarla açık mücadele niyetine yöneldiler. 1999'la başlayan, 2003 ve 2004'le devam eden tehdit algısı ve devlet içi aktif örgütlenme hali, 2007'deki 27 Nisan muhtırası, onu takip eden andıçlar silsilesiyle doruk noktasına varacaktı.
(4) Gerçekten de 27 Nisan ve 2007 öyküdeki ikinci büyük kırılma noktasını oluşturur. Zira bu tarihe kadar cemaat ile AK Parti iktidarı ve kadroları arasında kurulan 'doğal ve kendiliğinden dindaş ilişkisi', bu tarihten itibaren biçim değiştirerek 'tanımsız ama fiili bir işbirliği'ne dönecektir. 2002 ile 2007 arasında bir yanda AK Parti reform politikaları izlerken, eski düzenin kurumlarıyla asker, yargı ve üniversiteyle bir tür süngü savaşına girmişti. 27 Nisan muhtırası, 2007 seçimlerini takiben kapatma davası AK Parti'yi devlet alanında çıplak bıraktı. Üzerini örtebilecek tek örgütlü güç ise cemaatti. Cemaatin tehdit algısı ve siyasi örgütlenmeye yönelişiyle, AK Parti'nin askerle karşı karşıya kalışının paralelliği beklenen sonuca yol açtı. Polis ve adliye içindeki cemaat yapılanmasıyla AK Parti'nin arayışları buluştu. Bu buluşma AK Parti için siyasi bir ittifak değil, baskı ve hukuksuzluk karşısında doğal, meşru ve olması gereken bir durumdu. Başbakan açısından 'alnı secdeye değenlerin adalet ve hukuk arayışı etrafında buluşması'ydı... Bu çerçevede darbe girişimlerine, siyasi iktidarın siyasi ve sosyolojik varlığına karşı imha çabalarına verilen cevaplarla 2008 tarihinden itibaren yeni bir sayfa açıldı. Ergenekon adli süreci bu dönemi simgeleyen ilk hamleydi.
AK Parti, özel yetkili savcılık ve mahkemeler düzenlemesiyle yol açıyor, diğer yargıç ve savcıların yanında cemaat yaygın yapısıyla ve mensuplarıyla yol alıyordu. Bu ikili, 2010 yılına kadar, önemli ölçüde hukuk sınırları içinde kalındığı dönemde, Türkiye'nin sivilleşme, geçmişle yüzleşme sürecinde belirleyici rol oynadılar.
Ancak mücadele cemaat açısından hukuk çerçevesinde direnç ve yanıttan ibaret değildi.
Nitekim öykü bu çerçeveyle ray değiştirdi.
Nasıl?
Yarına..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026