Ali BAYRAMOĞLU
Yanıtlanması gereken iki soru var: Türkiye’nin Suriye stratejisi gerçekçi midir? Operasyon etik-politik sorunlar içermekte midir?
Bu önemli bir sorudur:
Bir siyasi sistem, içinde ve çevresinde yeni gelişmelere, yeni girdilere, yeni dinamiklere, yeni risklere nasıl tepki verir, bunlarla nasıl başa çıkar? Bunları yok saymak, savaş açmak, değişime meydan okumak, bildik ama pek akıllıca olmayan bir yoldur. Gelişmelere uyum sağlamak ise siyaset ve siyasi akıl demektir. Bu ise, önce ön görmeyi ve görmeyi, sonra uyum sağlamayı, en nihayet imkanlar ve hedefler arasındaki dengeyi kurarak bunlara yönelik kuşatıcı ve yönlendirici stratejiler üretmeyi gerektirir.
Ortadoğu’da dengelerin değişmesi, bu çerçevede Kürt meselesinin gelişme biçimi, Kürt sosyal ve siyasi varlığının son yıllarda yakaladığı ivme ve bunlar karşısında Türkiye’nin tutumu buna bir örnektir.
Ortadoğu 2000’lerden itibaren iki kritik evre yaşadı:
İlk evre ABD’nin Irak’a müdahalesi ve Irak düzenini çökertmesiyle başladı. Bu durum Ortadoğu’da dengelerin değişmesine yol açtı. İran’ın önündeki Irak engeli kalktı ve Irak düzeni Şii etkisi altına girdi. Tahran ve Şii kuşağı politikası Ortadoğu’nun ana belirleyenleri arasına girdiler. Körfez ülkeleri ABD’ye yaklaştı ve Kürt siyasi enerjisi açığa çıktı. Iraklı Kürtler özerk bir yönetim imkanı elde ettiler.
İkinci evre Arap baharıydı. Arap baharının Suriye kısmı, İran’ın önünü biraz daha açtı, IŞİD’in sahaya inmesine imkan verdi, bu kez bu ülkedeki Kürt enerjisini açığa çıkardı. Rusya, İran ve Suriye’nin yanında sahaya indi. İŞİD’le mücadele ABD’yi bölgeye yerleştirdi. Aynı mücadele, PYD’yi ABD’nin ve koalisyonun ortağı yaptı, PYD bu vesileyle kendi siyasi alanını kurmaya, genişletmeye ve meşrulaştırmaya başladı. PYD’nin gerek kuruluşu gerek yapısı itibariyle PKK’nın bir kolu olduğuna şüphe yok. Suriye ve Türkiye Kürtleri arasındaki geçişlilik de keza...
Türkiye’nin bu yeni girdilere verdiği tepki ortada:
- Bugün itibariyle bakıldığında Türk siyasal sistemi, hemen tüm unsurlarıyla, özellikle Suriye’deki gelişmeleri, muhtemel bir PKK devleti oluşumu varsayımıyla tehdit ve bütünlüğüne yönelik bir risk olarak algılıyor.
- Bu istikamette son derece sert ve askercil bir politika uyguluyor. Sınırları içinde hukuk devletini zorlayan bir politikayla Kürt siyasi alanını siyaseten boğma hamlesi yapıyor. Sınırları dışında Kürt gruplarının varlığı ve eylemlerine ve varoluşlarına yönelik reddiyeci politikalar izliyor. Malum bir dönem iyi ilişkiler sürdürdüğü Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık girişimine en tehditkar tepkiyi veren ülke Türkiye olmuştu. Bugün, neredeyse tüm dünyayı karşısına alarak giriştiği Suriye harekatıyla sadece PYD’nin Suriye’deki siyasi varlığını hedef almıyor. Aynı zamanda, sınır boyunca, 15 bin kilometre karelik, 850 bin nüfuslu bir alana, 2 milyon mülteci yerleştirmeyi planlayarak Türkiye’nin Kürtleri ile Suriye Kürtleri arasındaki bağı kesecek, Türkiye’nin denetiminde bir tampon bölge, bir Arap kuşağı kurmayı amaçlıyor.
Durum buysa, karşımızda iki soru var:
1- Bu strateji gerçekçi midir?
Pek öyle görünmüyor.
Daha ilk günden itibaren, Filistin’i, Arap ülkelerini, AB’yi, Çin, İngiltere ve ABD dahil tüm dünyayı karşımıza aldık. Batı’yla bağlarımız en ciddi sarsıntılarından birisini geçiriyor. Yaptırım, dışlanma, yalnızlaşma, kriz riskleri kapıda bekliyor.
Bunlar yanında, askeri harekatla Türkiye’nin Suriye’de umduğunun tersini bulma ihtimali artıyor.
Şöyle: Rusya ve İran’ın büyük hesabı ABD’nin ülkeden, hatta bölgeden çıkmasıydı. Türkiye’ye verdikleri zımni destekle, Ankara’nın Trump’ı etkilemesiyle bunu sağladılar. Esad rejiminin kuzeye ilerlemek için ABD’nin buradan çekilmesine ihtiyacı vardı, bu da yerine gelmiş oldu. Bunlar sağlandıktan sonra, başka bir safhaya geçildi. ABD’nin çekildiği yerlere rejimin yerleşmesinin kapısı açıldı. Nitekim daha şimdiden Rusya aracılığıyla Esat ve PYD anlaşmış görünüyor. Suriye’nin kuzey sınırları, yani Türkiye’nin güvenlik bölgesi olmasını istediği yerlerin PYD tarafından rejime terkedildiği iki gün önce açıklandı. Bu anlaşmanın derinliği ve bir sonraki aşaması henüz belli değil ama muhtemelen PYD, Suriye devlet yapısı içinde kendisine siyasi yer bulma istikametinde ilerliyor. Türkiye’nin artık bir örgütle değil, Suriye devletinin parçası olan bir Kürt yapısıyla karşı karşıya bulma ihtimali artıyor.
Bundan sonrası ise Türkiye-Suriye gerginliği demek. Nitekim Menbiç’te iki ülke burun buruna bulunuyor, aralarında Rus askerleri devriye geziyor. Kaldı ki, bu gelişme sadece Rusya’nın planı gibi de görünmüyor. Menbiç’te ABD askerlerinin alanı Ruslara, Rusların da rejime ve iddiaya göre PYD’ye açtığı haberleri geliyor. Unutmamak gerekir ki, IŞİD tehlikesi Rusların ve Batı’nın ortak meselesidir. Her geçen gün bu konudaki muhtemel aksaklığın sorumlusu olarak Türkiye’ye, hatta, ABD Savunma Bakanı’nın son açıklamasında olduğu gibi bizzat Erdoğan’a işaret edilmektedir.
Bedelleri bu kadar ağır, siyasi hedeflere varma ihtimali bu kadar düşük bir operasyonu gerçekçi kabul etmek elbet mümkün değildir.
2- Askeri operasyon etik-politik sorunlar içeriyor mu?
Bence evet.
Türkiye’nin dünyayı karşısına almasının (diğerleri arasında) önemli nedenlerinden birisi de bu. Operasyon yapılan bölgeden 130 bin kişi şimdiden göç etti. BM, bu rakamın 400 bine ulaşabileceğini söylüyor. Gidenler bölgenin yerleşik ahalisi (muhtemelen Kürtler). Onların yerine başkalarının yerleştirilme arayışı, siyasi iktidarın anlayışına göre milli çıkarlara uygun olabilir, ama etik değil, tüm resmi açıklamalara, hedefin PKK-PYD-YPG olduğunun söylenmesine ve mülteci sorunun halli iddiasına rağmen altından kalkılması basit mesele olmanın çok ötesinde.
Şimdi yazının başına dönelim, yeni girdiler ve gelişmeler karşısında Türkiye’nin verdiği bu tepkinin, hangi gruba girdiği üzerine düşünelim.
Açıktır: Bu tepki, bu tercih, yeni girdi ve gelişmeleri yok sayma ve yok etme stratejisine girer. Sorun o dur ki, bu tür bir tepkinin başarıyla sonuçlanması, dünyaya meydan okuyabilecek askeri ve ekonomik bir güç olsanız bile, son derece zordur. Rusya’nın ve ABD’nin hüsranla biten Afganistan macerası bu konuya açık örneklerdir.
Bu öykünün varacağı noktayı kestirmeye çalışırken, Türkiye’nin, sadece son stratejisi bakımından değil, dengeleri bu aşamaya taşıyan süreçte de, siyasi akıldan uzak durduğunu, adeta gelişmelerin buraya gelmesine dolaylı da olsa vesile olduğunu unutmamak gerekir.
Kürt meselesi belirleyici tek faktör idiyse Türkiye’nin çıkarı Esad’ı ve Suriye’nin birliğini desteklemekti. Ancak Ankara Esad’ın kısa sürede düşeceğinden o kadar emindi ki, PKK’nın bölgeye yayılma ihtimalini de, IŞİD meselesini de hafife aldı, Esat sonrasına kilitlendi. IŞİD’le mücadelede yerel güç olmanın PYD’ye sağlayacağı meşruiyeti görmedi. PYD bölge hakimiyeti, IŞİD’i bazı kentlerden temizledikten sonra kuruldu.
Velhasıl, sorunu görmek, ön görmek, siyasi olarak kuşatmak ve yönetmek becerilemedi. Afrin ve Cerablus operasyonları dahi başka güçlerin hesaplarının bir kalemi olduğu için yapılabildi.
Son söz: Ulusal çıkar, siyasi akıl ve demokrasinin yolu her zaman kesişmiştir.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları






















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
1.02.2026
29.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
10.01.2026