Ali Türer
Temel eğitime başlama yaşının 5.5'a düşürülmesinin dindar gençlik yetiştirmek bakımından önemini anlamıştık da; okul öncesi dururken orta öğretimin neden zorunlu eğitim kapsamı içine alındığına eğitimci olarak bir türlü anlam verememiştik. Yeni eğitim öğretim dönemi yaklaştıkça manzara daha net ortaya çıkmaya başladı.
Okul öncesini ilga etme pahasına ilköğretime başlama yaşı beş buçuğa düşürülünce ergenlik dönemine girmeden çocuk İmam Hatip Ortaokuluna yönlendirilebilirdi. Ne de olsa ağaç yaş iken eğilirdi. Uygulamada ortaya çıkan zorluklar bu işi biraz zora soktu. Bu yüzden olsa gerek MEB, 6.5 yaşına kadar çocuğun okula başlamasını veli isteğine bıraktı. Bu karar bir ölçüde rahatlama sağlayacaktır kuşkusuz. Ama sonuçta birinci sınıfa gelen çocuklar arasında 1-1,5 yıl gibi bir yaş farkı gene olacak. Okula erken başlayan çocuklar küçük kasların ve zihinsel becerilerin kullanılması bakımından diğer çocuklar karşısında ezilmeye devam edecekler. Okul öncesi eğitim alıp almama bakımından fırsat eşitsizliği sürecek.
Diğer yandan MEB; öğretim kadrolarında, fiziki koşullarda, ders içeriklerinde ciddi bir iyileşme olmadığı halde ortaöğretimde çeşitliliği azaltma gerekçesi ile düz liseleri Anadolu Liseleri haline getirdi. Buna da bir anlam verememiştik. Öyle ya öğrencilerini üniversiteye göndermede başarılı olamayan Anadolu Liseleri düz lise haline getirilebilir, sadece belirli sayıda yüksek performans gösteren Anadolu Lisesi, Fen lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi seçimli hale getirilebilirdi. O zaman bazı orta öğretim kurumlarını seçimli hale getirmenin bir mantığı olurdu.
Meğer ortaöğretime geçeceklerin yarıya yakının seçilmiş öğrencilerin dışında bırakmanın bizim anlamadığımız başka bir mantığı varmış. MEB, ekonomik düzeyi çocuklarına özel eğitim almaya elverişli olmayan ailelerin çocuklarını, zihinsel kapasitesi düşük haylaz gençleri; “bari bir el sanatı öğrensinler, dini bütün uslu çocuk olarak yetişsinler” diye başka bir hazırlık içindeymiş.
Anadolu liselerine geçişin sınavla olduğu koşullarda önce düz liseleri ya kapatacaksınız ya da Anadolu Lisesi yapacaksınız. Arkasından kapattıklarınızın bir kısmını da kullanarak İmam Hatip Liselerinin sayılarını arttıracaksınız. Böylece işler kendiliğinden yoluna girecek. Orta öğretimin zorunlu hale getirilmesinin nedeni meğer buymuş. Şunu baştan söyleseydiniz de “bunlar ne yapıyor?” diye kafa yorarken akıl sağlığımızdan olmasaydık.
Üstelik İmam Hatip liseleri mesleki eğitim kapsamı içinde göründüğü için mesleki eğitimin genel ortaöğretim içindeki payı da yükselmiş olacak. Bunu niye yaptınız, diye sorana “mesleki eğitimi geliştiriyoruz” diyeceksiniz. Dindar gençlik yetiştirmek için ne güzel çözüm ama değil mi? Bir taşta iki kuş.
Bu yıl Ortaöğretime başlayacak 1 Milyon 259 bin 544 öğrenciden 688 bini SBS'de gerekli puanı alıp Anadolu, Anadolu Öğretmen, ve Sosyal Bilimler liselerine gidecek. Tabi bu sayının içinde Anadolu Teknik ile Anadolu İmam Hatip Liselerine gidecekler de var. Açıkta kalan 574 bin öğrenciye ne olacak? Üçte ikisinin meslek liselerine gitme şansı var. Geri kalan en az 200 bin öğrenci ise mecburen doğru İmam Hatip Liselerine...
2012 itibarıyla ortaöğretimde öğrenim gören 4 Milyon 756 bin 286 öğrenci içinde meslek okullarına giden öğrenci sayısı 1 Milyon 821 bin 975. İmam Hatip Liselerine giden öğrenci sayısı ise 268 bin 245. Beklenti gerçekleşirse genel ortaöğretim içinde mesleki eğitimin payında aslında büyük bir değişiklik olmayacak. Ama Anadolu Meslek Liselerini de hesaba katarsanız meslek okulları içinde İmam Hatip Liselerinin oranı 600 bin civarında öğrenci ile %5.3'den kabaca %10'a çıkacak. Yani İmam Hatip Lisesi'ne giden öğrencilerimizin sayısını bir yıl içinde nerede ise iki katına çıkaracağız.
Böylece mesleki eğitimi de kullanarak dindar gençlik yetiştirmede önemli bir yol kat edeceğiz. Ama burada başka bir sorun var. Neden gençlerin içinde dini eğitim almaya zorladıklarımız performansı görece düşük gençler oluyor? Zihinsel kapasitesi yüksek gençleri, dini duygularını kullanarak yönetmenin zor olacağını mı düşünüyoruz? Oradaki boşluğu da artık Anadolu İmam Hatip Liseleri doldurur.
AKP'nin mesleki eğitimi nasıl tahrip ettiğinin örneği olabilecek bir başka gelişme de öğretmen yetiştirme alanında yaşanıyor. Eğitim Fakülteleri, ortaöğretim bölümleri kapatılarak sadece İlköğretime öğretmen yetiştiren kurumlar haline getiriliyor. Bu Fakülteler önümüzdeki dönemde ortaöğretim bölümlerine öğrenci almayacak.
Peki, işi sadece ilköğretime öğretmen yetiştirmek olan bir kuruma “fakülte” denebilir mi? Fakülte alan uzmanlığı boyutunda lisans eğitimi veren kurumdur. Alan uzmanı öğretim üyelerini ağırlıklı olarak Fen ve Edebiyat Fakültelerine kaptıracak, büyük oranda sınıf öğretmeni yetiştirecek bir kurumu hangi akla dayanarak “fakülte” diye tanımlayacaksınız? Milli Eğitim Bakanlığına bağlayın, yüksek okul deyin, olsun bitsin. Belki de buna hazırlık yapılıyor.
İyi de ortaöğretim, öğretmen ihtiyacını nereden, nasıl karşılayacak? Geçmişte ve bugün yapıldığı gibi ilköğretimdeki alan öğretmenleri bir süre sonra liselere mi yönlendirilecek? Sıkışınca Fen ve Edebiyat Fakülteleri mezunlarından formasyon eğitimi alanları mı seçip görevlendireceksiniz? Dindersi öğretmeni olarak atadıklarınızı da önce ilköğretimin sonra liselerin sosyal bilimler alanlarına kaydırırsınız, olur biter öyle mi? Peki şu Anadolu Öğretmen Liseleri ne işe yarıyacak? O okullara gençler sadece ana okulu ve ilköğretimde görev alabilmek umuduyla mı gelecekler?
Biliyormusunuz bu sene alınacak vergi denetim memurları için yapılacak sınava Eğitim Fakültesi mezunları da katılabilecek. Bir taraftan nereden gelirse gelsin lisans eğitimini tamamlayanlardan formasyon almış mezunları orta öğretime öğretmen olarak atamanın yolunu açacaksınız, diğer yandan Eğitim Fakültesi mezunlarını vergi müfettişi yapacaksınız?
Mesleki kişilik sahibi birey yetiştirme mekanizmamız işte bu. Bu mekanizma ile yapıcı, yaratıcı, üretken, kendini gerçekleştiren bireyler yetiştirilebileceğini düşünüyor musunuz?
Öğretmen, okul yöneticisi, okul çalışanı yetiştirmek için bilimselliğe, uzmanlık eğitimine, pedegojik formasyona ne gerek var? Sisteme girecek eleman dini bütün olsun, devlet memuru olarak nasıl davranacağını bilsin, amirine nasıl itaat edeceğini bilsin, kendisinden isteneni yerine getirsin yeter değil mi? Kervan yolda düzülür demişler. Mesleğin nasıl yapılacağı atandıktan sonra, iş içinde nasıl olsa öğrenilir. İş görenlerin nasıl yetiştiğinin ne önemi var?
Mesleki kişilik sahibi birey yetiştirmeyi kadük hale getirmek için elden ne gelirse yapılıyor gibi bir görüntü var ortada. Bürokratik yapı, biat kültürü, lidere endeksli siyaset kendisini nasıl üreteceğini biliyor.
Çağdaş ve Demokratik bir Türkiye mi dediniz? Yolumuz uzun, hem de çok uzun.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024