Ali Türer
Bu yazıda “iki yüzlü” tanımı bir hakaret (ikiyüzlü) olarak kullanılmıyor, niyetim o değil. Kendi içine dönük başka, kendi dışına dönük başka bir “yüz” ile ortaya çıkanları, yani siyaset yaparken duruma göre farklı standartlar ve ilkeler üzerinden hareket edenleri kastediyorum.
Kimlik siyasetinin çeşitli versiyonlarını her gün, sıkça görüyoruz. Yerel seçimlerden önce, belediyelerin ifrata varan savurganlıklarını, kabaran borçları görmezden gelen iktidar, kaybettiği belediyelerde, alacakları hemen tahsil etme yoluna gidiyor. Hak, hukuk, adalet gibi kavramları iğdiş etme pahasına, siyasi rakiplerini saf dışı etmenin her yolunu deniyor. Muhataplarını da bu siyaset içine çekmeye çalışıyor, yolunu buluyor. Bir yandan da içine sürüklendiği meşruiyet krizi içinde kendine can simidi bulmuş oluyor.
Son günlerde tanık olduğumuz anayasanın başlangıç ilkeleri (ilk üç madde) değiştirilebilir mi, değiştirilemez mi tartışması, bunun güncel bir aparatı oldu. Cumhur İttifakının itina ile seçilmiş (meclise dahil edilmiş) ortağı HÜDA-PAR’ın temsilcisi, 12 Eylül Anayasasının ilk üç maddesini korumak için konulan, “ilk üç maddenin değiştirilmesi dahi teklif edilemez” hükmüne (4. Madde) karşı çıktı, bu maddenin anayasadan çıkarılmasını istedi. Böylece anayasada ilk üç maddenin değiştirilmesinin teklif edilebileceğini de bir yandan görmüş olduk.
Fakat iktidara muhalif Türk Milliyetçileri, Anayasa’nın 4. Maddesini aslanlar gibi savundular. Muhalif televizyon kanalları 4.Maddeyi savunmak için adeta birbiri ile yarıştılar. Erdoğan, bizim ilk üç madde ile bir sorunumuz yok, açıklaması yaptı da herkes rahat bir nefes aldı. Böylece muhalif kanatta Milliyetçilik iman tazelerken, iktidar da benzer politikaları bakımından meşruiyet tazelemiş oldu.
Anayasa dediğiniz, en geniş anlamıyla bir ülkenin geleceğinde hayata geçmek üzere önsel olarak hazırlanmış bir tür program taslağıdır. Programlar, bütün zamanlar için hayata geçecek özellikte, katı bir biçimde önsel olarak hazırlanıp hayata dayatılamaz. Buna zorlanırsa ters düştüğü oranda hayatı zorlaştırır, uygulamada karışıklığa yol açar.
Anayasanın ülke yaşamına ayna tutacak belge olabilmesi uzun vadede yaşamla birlikte değişip, gelişebilmesine bağlıdır. Buna program geliştirme diyoruz. Anayasayı, uygulama içinde yer alacak herkesin katılımıyla, hayatın devinimini, karmaşıklığını göz önünde tutacak biçimde esnek hazırlarsanız, hayata geçmesini de kolaylaştırmış olursunuz. Program bilimi bize bunu söylüyor.
Değiştirilmesi teklif bile edilemez gibi maddelerle anayasalar korunamaz. Anayasayı ortak paydalar (maddeler) etrafında bir araya gelen, onu uygulamaya geçirecek Halk korur.
Peki mevcut haliyle 12 Eylül ürünü Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 4. Maddesi ne anlama geliyor. Madde aslında neyi korumak istiyor? Başlangıç ilkeleri içinde yer alan “Cumhuriyet, laiklik, demokratiklik, hukuk devleti, sosyal devlet” gibi ilke ve kavramların uygulamada gözetilmesini mi?
Örneğin Anayasa da Laiklik ilkesi, Milli Eğitim Sisteminde öğretmenlere camilerde din dersi eğitimi verilmesine engel olabiliyor mu? 18-19 yaşında uyuşturucudan beslenen silahşorlar sokaklarda polis vururken, insanların sokak röportajlarında söyledikleri yüzünden içeri atılmaları hukuk devleti kavramını yüceltiyor mu? İnsanların işe gitmeden önce belediyelerin verdiği bedava çorba kuyruğuna girmeleri “sosyal devlet” ilkesinin gözetildiği anlamına mı geliyor?
Anayasanın 4. Maddesi tek bir şeyi koruyor: Devletin niteliğini: Türk devleti olacak, Türkçe tek resmi dil olacak. Maddeyi, 66. Madde (Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.) ve 42. Madde ile (Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez) ile birlikte düşünürseniz, aslında neyin korunmak istendiğini görürsünüz.
Demokratik ülkelerde anayasalar, devleti değil, halkı koruyan, insan hak ve özgürlüklerini, eğitim hakkını, çalışma hakkını güvenceye alan metinlerdir. Bizim anayasamız ise esas olarak devleti koruyor. Peki devleti kimden koruyor?
Türk Milliyetçileri, Anadolu’da Türk’ten başka bir milletin, bir kültürün görünür olmasını varoluşları için tehdit olarak gördüler, Beka Sorunu olarak gördüler, görmeye de devam ediyorlar. Bu coğrafyada yaşayan Ermeniler, Rumlar, Yahudiler zaman içinde bir biçimde halledildi. Sorun olmaktan çıkarıldılar. Fakat Kürtler ile ilgili sorun bir türlü halledilemedi.
Kürtlerin din kardeşi olmaları işi zorlaştırınca çözüm: bu topraklarda yaşan herkesi Türk saymakta bulundu. Sonuçta hepimiz elhamdülillah Müslümandık ve dahi Türk’tük. Böylece Kürt varlığı yok sayıldı. Kürtün mahkemede, okulda, mecliste görünür olması istenmedi.
Çünkü bu coğrafyada Kürt varlığı kabul edilince, doğal olarak ana dilde eğitim gibi birtakım haklara sahip oldukları kabul edilmek zorunda kalınacaktı. O yüzden siz Türk’sünüz dendi, bunu inkar ederseniz bu millete ihanet etmiş olursunuz dendi.
Öte yandan Azerbaycan Türk milletinin bir parçasıydı, tek millet iki devlet idik. Kerküklüler soydaşımızdı. Balkanlarda Türk azınlığın ana dilde eğitim alması doğal bir hak olmalıydı.
Bu politikanın sürdürülmesi bu topraklarda demokrasinin içselleştirilmesi, hukukun yerleşmesi, huzurun, istikranın sağlanması, refahın paylaşılması yönünde en büyük engel oldu.
Siyasetin otoriterleşmesinde, hukukun, laikliğin, demokrasinin yerlerde sürünmesinde, ekonomik krizin derinleşmesinde, sosyal yaşamda tanık olduğumuz yozlaşmada, etik değerlerde aşınmada, çürümüşlüğün artmasında, ülkenin maddi manevi kaynaklarının tüketilmesinde bu inatlaşmanın rolü görmezden gelinebilir mi?
Bugün anayasa üzerinden yaşanan tartışmanın şiddeti bize şunu gösterdi. Milliyetçi muhalefet, Cumhur ittifakından iktidarı devralsa da bu ülkede kimlik siyaseti bakımından pek de bir şey değişmeyecek. Biz bu sorunu tartışmaya devam edeceğiz.
Anayasa da, “bu coğrafyada vatandaşlık bağı ile bağlı herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır” deseniz; Avrupa Yerel Yönetimler Şartına koyduğunuz çekinceleri kaldırsanız, insanları kendi iradeleri ile bölgelerinde kendi yaşamlarını düzenlemelerini anayasal güvence altına alsanız, insanların toprağına, suyuna el koymasanız bu ülke bu ülke başka sulara yelken açacak. Zamanla birlik beraberlik içinde daha huzurlu daha istikrarlı hale gelecek? Neden korkuyorsunuz bir de bunu deneyin.
***
Dile getirdiğim düşüncelere bakıp, içinden çıktığım Türk halkını sevmediğime karar verilebilir mi? Türk Eğitim Tarihi üzerinde yıllarca kafa yoran, yirmi beş yıl bu alanda gençlere ders veren biri olarak, sadece, halkın daha huzurlu, daha insanca nasıl yaşayabileceğine kafa yoruyorum. Bildiğim bir şey varsa o da şu: Önyargılarla, duygularla çıkılan yolculukta bilimsel bir sonuca varılamaz. Bunun kimseye bir yararı olmaz.
Fakat asıl takıldığım şu: 1978’ler de Milliyetçilerle köşe kapmaca oynayan eski solcu bazı arkadaşlar bugün Nazım Hikmetin şiirlerini okur Çav Bella ile coşarken, bir yandan da Türk Milliyetçiliği ile iman tazeliyorlar. Arkadaş sizin eskiden “ulusların kaderlerini tayin hakkı” diye bir ilkeniz yok muydu? Geçmişte “Bütün ülkelerin işçileri birleşin”, “Bütün Halklar Kardeştir” diye sloganlar atıp, bunları duvarlara, afişlere yazan, bu afişlerin arkasında caddelerde yürüyen siz değil misiniz?
Kimlikler üzerinden yürüyen siyasetin kıskacından kurtulmadan, Türk/Kürt sorununu çözme iradesini başa almadan, Türkü ile Kürdü ile katılımcı demokrasi, hak, hukuk adalet, üzerinden ortaklaşmadan, omuz omuza birlikte mücadele vermeden bu topraklara demokrasi, huzur, istikrar, refah gelmeyecek.
Bunu görmek çok mu zor?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024