Ali Türer
İlköğretim 8. Sınıf öğrencilerinin TEOG sınavlarına ter döktükleri şu günlerde ortaöğretimde verdiğimiz eğitimi masaya yatırmak istedim.
Geçen yazımda ortaöğretimde gerçekleşen yeni yapılanmanın MEB’in iddia ettiği gibi okul çeşitliliğini azaltmadığını, okul tiplerinin amaçlarının silikleşmesi nedeni ile 490 ile 200 taban puan aralığında sınıflandırılan okulların her birinin birer çeşit haline geldiğini belirtmiştim. Yerleştirme TEOG ile otomatik hale geldiğinden ilköğretimde yönlendirmeye dönük rehberlik faaliyetleri de işlevini yitirdiğini iddia etmiştim. Bu yazımda ortaöğretimde verdiğimiz eğitimin kalitesi, öğretmen yetiştirme sistemimizin bu kaliteye katkısı ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ama önce bütün liseleri, meslek okullarını neden “Anadolu” olarak tanımladık diye sormak istiyorum. Bu okullar “Anadolu” oldu da ne oldu? “Anadolu” sözcüğü bu okulların statüsünü, kalitesini, bu okullardaki standartları tanımlamak için kullanılıyorsa; örneğin bu okullarda sınıf mevcudunu 30-34 ile sınırlandırılacaksa sonuçta bunun bir bedeli olacak. İlave kaç öğretmene ihtiyacınız var; bu işin finansmanı ne olacak, bunu kaç yılda gerçekleştireceksiniz; bütün bunlar için bir planlama, projelendirme yapmış olmanız gerekmiyor mu? Yoksa ortaöğretimi zorunlu hale getirmede olduğu gibi bu da hazırlık yapmadan atılan bir adım mı? Bu standartlaştırmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değilken bunları nasıl “Anadolu” diye tanımlarsınız? Bu biraz göz boyama olmuyor mu?
Örneğin İmam Hatip Okulları “Anadolu” olunca bu okullara aldığınız 750 bin civarında öğrenciye akademik yaşama hazırlanmanın gereği olan meraklı, şüpheci, sorgulayıcı, titiz, araştırıcı, gözlemci, sabırlı, kararlı, sonuç alıcı kişilik özellikleri kazandırabilecek misiniz? Bu öğrenciler çok kültürlülüğe, farklılıklara saygı duyabilecekler mi?
Üniversiteye yerleştirmek için her yıl 1 Milyon 900 bin civarında lise mezununu sınava tabi tutuyorsunuz; sınav sonucunda ancak 800-900 bin civarında öğrenci lisans-ön lisans programlarına yerleşiyor, geri kalan 1 Milyonun üzerinde lise diplomalı sokağa bırakılıyor. En iyi eğitim verdiği için listenin en başına koyduğunuz Fen Liselerinden mezun olanların ancak %56-57’si üniversitelerin lisans programlarına yerleşebiliyor. Sıralamanın sonunda yer alan İmam Hatip Liseleri ise öğrencilerinin ancak %15’ini üniversitelere taşıyorlar.
Okulların üniversiteye öğrenci taşıma oranları böylesine düşükken, meslek okulu çıkışlıların çoğu okulda okuduğu mesleği yapmazken lise öğrenimini zorunlu hale getirmenin anlamı ne?
Fen Liselerinden sonra üniversiteye en fazla öğrenci gönderen Anadolu Öğretmen Liselerini kapattınız, İmam Hatip Liseleri’nin içinden 15’ini yabancı dil ağırlıklı (Arapça- İngilizce) “süper” lise haline getirdiniz? Öğretmen yetiştirmek, İmam, Hatip ve Müezzin yetiştirmek için gereken ilgiyi, kaliteli eğitimi bile hak etmiyor öyle mi? Eğitimden anladığınız, eğitime verdiğiniz önem bu.
2011-2012’de 2 Milyon 90 bin meslek lisesine giden öğrenci içinde İmam Hatip Liselerine gidenlerin sayısı 260 bin civarındaydı; 2013-2014 öğretim yılında meslek liselerine giden öğrenci sayısı 2. Milyon 39 bine düştü, İmam Hatip Liselerine giden öğrencilerin sayısı ise 2013 sonunda 474 Bine çıktı. Bugün bu sayı 750 Binlerde ifade ediliyor. Mesleğe yönlendirmeden anladığınız bu mu?
“Üniversiteye hazırlayacağım, meslek sahibi yapacağım” diye öğrencileri, başına “Anadolu” ibaresi koyduğunuz liselere, meslek okullarına alırken içiniz sızlamıyor mu?
Orta öğretime kayıt yaptıran her üç öğrenciden biri daha sonra okulu bırakıyor. MEB 2014’de orta öğretimde okullaşma oranını %94.5 olarak açıklamıştı, okulu terk eden %32’7yi düşünce, gerçek okullaşma %61oluyor. Öğrenci kişilik hizmetleri (rehberlik hizmetleri) sunmadığınız açık öğretimin ortaöğretim içindeki pay ise %20’lerde (5.423 Bin/ 1.012 Bin). Zorunlu, zorunlu diye öğündüğünüz ortaöğretimde durum işte bu.
İlköğretimde başlayan öğrenme alışkanlıkları ortaöğretimde yerleşir. Ergenlik döneminin sonunda öğrencinin kişilik özellikleri ile birlikte, eğitsel alışkanlıkları da, öğrenme sitili de billurlaşır. Kendisi ve çevresi ile ilgili gözlemlerinden gençler sonuçlar çıkarmaya başlar. Yazılı ve sözlü ana dili kullanma yeterlilikleri ve yetkinlikleri gelişir. Öğrenci doğanın ve yaşamın temel kurallarını öğrenirken, toplumun temel sorunları konusunda fikir sahibi olur. Genç sorumlulukları, değerleri, cinsiyet ile ilgili rolü, çevresi ile ilişki biçimi gibi konularda bazı kararlar verme aşamasına gelir.
Ortaöğretimde cümle kurmayı, paragraf oluşturmayı, özet çıkarmayı, not tutmayı, amaçlı, hızlı, doğru okumayı, zamanını doğru kullanmayı, yaptığı işe yoğunlaşmayı, tempolu çalışmayı öğrencide birer alışkanlık haline getirebiliyor muyuz? Öğrenciye lisede sayısal, sözel, çok yönlü düşünmeyi; kendini yazılı ve sözlü etkili ifade edebilmeyi, önceliklerini belirleyebilmeyi, öğrenmeyi öğrenmeyi öğretebiliyor muyuz? Hücrenin yapısını, atomun yapısını, doğanın, yaşamın temel kurallarını öğrenebiliyorlar mı gençler? Toplumun, insanlığın içinde yaşadığı temel sorunları özgürce tartışabiliyorlar mı okullarda, demokratik yaşamın kurallarını bu tartışmalar içinde içselleştirebiliyorlar mı?
Lise diploması verdiğimiz gençlerin bunların ne kadarına sahip olabildiklerini, bunları alışkanlık haline getirip getiremediklerini sağlıklı ölçebiliyor muyuz? 2012’de liseden mezun ettiğimiz bir milyon dokuz yüz bin öğrenciden 50.000’i üniversite seçme sınavlarında “sıfır” çekti, hatırlayalım. Üniversite Seçme Sınavında Türkçe, Fen, Matematik grubu testlerinde 40 soru içinde öğrencilerin doğru soru yapma ortalamaları 5-6 soruyu geçmiyor. Bu övünülecek durum mu?
İlköğretim ve Ortaöğretimdeki öğrenci başarılarında öğrencilerin aile içinde edindikleri eğitsel altyapının kuşkusuz önemli rolü var. Ancak öğrenciye kılavuzluk edecek eğitici uzman personelin yeterliliği ve becerisi de öğrencinin ailede edindiği eğitsel alt yapı kadar önemli ve sonuç belirleyicidir. Alanında iyi yetişmemiş, alanına hâkim olamayan, alanın gerektirdiği özel öğretim yöntemlerini bilmeyen, ya da bu yöntemleri beceri haline getirememiş, teknolojiyi amaca uygun kullanamayan öğretmen, rehberlik uzmanı, idareci ve diğer personel ile bu okullar üstlendikleri sorumlulukların altından kalkabilirler mi, bu mümkün mü?
Dili kullanamayan, öğrencisine nasıl hâkim olacağını, onu nasıl yöneteceğini bilmeyen; bilgiyi öğrencinin bildikleri ile ilişkilendiremeyen, bilgiyi öğrencinin anlayacağı hale getiremeyen, öğrencinin iç görüsünü, güdülerini harekete geçiremeyen öğretmenle ortaöğretimde hangi hedefe yol alacaksınız? Aracı amaç haline getirmiş, kendisi öğrenme özürlü, moralsiz; öğrenciden korkan, öğrenciyi potansiyel suçlu, kendine rakip gören; her fırsatta mesleki rolün arkasına sığınan, disiplinden diğerlerini kontrol altında tutmayı anlayan, bunun için maske kullanan, sınıfa ayağını sürüye sürüye giren mi öğrenciye yol gösterecek?
Peki, bunun sorumlusu kim?
Eğitim fakültelerini ortaöğretime öğretmen yetiştiren kurum olmaktan çıkaranlar değil mi? Formasyon adı altında yalap şap aldığı eğitimle, dershanelerden aldıkları ile KPSS engelini her aşan orta öğretime atanıyor. Ortaöğretim kurumlarına atadıklarımızın iyi bir devlet memuru olup olmayacaklarına bakıyoruz, sınıfını yönetip yönetemeyeceğine değil. Aday öğretmenin aldığı eğitim, öğretmenin aldığı hizmet içi eğitimler de devlet memuru yetiştirmeye dayalı. Atanan gençlerin suçu değil bu?
Tıp alanında birini uzman olarak görevlendireceğiniz zaman üniversitede altı yıl tıp eğitimi üzerinde alanında lisansüstü uzmanlık eğitimi almış olmayı şart koşuyorsunuz. Neden liseye öğretmen olarak atayacaklarınızda 3-4 yıllık alanda lisans eğitimine ilaveten yüksek lisans düzeyinde alan eğitimi deneyimine sahip olmayı şart koşmuyorsunuz? Eğitim, sağlıktan sonra gelen en önemli yaşamsal alan değil mi?
Elinizde ortaöğretim öğretmenini yetiştirecek alan eğitimcisi akademik personel var mı? Eğitim fakültelerinde verilen öğretmenlik meslek eğitimi programları öğrenciye lider özellikler kazandırabilecek özellikte mi? Ortaöğretim için hazırlanan öğretmen adayına belirli uzman eğitimciler kontrolünde okuduğu teorik bilgiyi yaşama geçirebilecek şekilde yeterince okul ve sınıf deneyimi kazandırabiliyor musunuz? Eğitim Fakültelerinizin kaçı gerçekten eğitimci olanlar tarafından yönetiliyor? Bu okullar yeterince özerk mi? Ortaöğretim kurumlarınız, eğitim vereceği öğrenciyi, öğretmeni seçebiliyorlar mı? Ortaöğretimde görevlendirdiğiniz öğretmene emeğinin karşılığını ödüyor musunuz?
Hal böyleyken bu ülkede lise mezunu olmanın elbette bir anlamı olmayacak. Buna şaşırmalı mıyız?
Kaynak: 2011-2012, 2013-2014 Milli Eğitim İstatistikleri.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024