Ali Türer
Evet, neyi kutluyoruz?
İşgal altındaki İstanbul’da kapatılan Meclisi Mebusan’ın Heyet-i Temsiliye üyelerinin, Ankara’da Mustafa Kemal liderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı örgütlemek için bir araya geldikleri 23 Nisan 1920 gününü mü?
Eyvallah, kutlayalım! Çünkü Türkiye Cumhuriyet’inin ortaya çıkışını o meclise, o meclis tarafından yönetilen Kurtuluş Savaşından alnımızın akıyla çıkmamıza borçluyuz. Burası çok açık!
Peki ama, atılan o adıma bugün, sahip çıkabildiğimiz söylenebilir mi? İşte bu noktada kafam karışık!
Ne demek istediğimi açayım.
Meclisin işi yasa yapmaktır. Meclis, Anayasa’nın güvencesi altında çalışır değil mi? Peki, bugün TBMM kendi çıkardığı yasalarla mı yönetiliyor?
TBMM’sinden geçen yasalar içinde iktidar partisi tarafından önerilmemiş tek bir yasa teklifi var mı? Muhalefetin Meclis çalışmasına katkısı ne? Mu muhalefetten mi, iktidardan mı kaynaklanıyor?
Muhalefetin son yasa teklifi sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin durdurulması üzerineydi, hatırlayın. İktidar “bu konuda teklifi iki gün sonra zaten meclise biz getireceğiz” dedi ve teklifi reddetti. Buna normal işleyiş der misiniz? Son yıllarda Muhalefetin verdiği kaç araştırma önergesi kabul edildi, kaç soru önergesi yanıtlandı, bir bakın.
Muhalefet milletvekillerinin meclis kürsüsünden düşüncelerini özgürce, taciz edilmeden, sataşma olmadan dile getirebildikleri; bu görüşlerin iktidar partisi sıralarında gerçekten dikkatle takip edildiği bir meclis görüntüsü var mı aklınızda, hatırlıyor musunuz?
Meclisten geçen şu İnfaz İndirimi Düzenlemesine bir bakın, toplumun kaçta kaçının içine sindi bu yasa. Muhalefet partilerinin şiddetle karşı çıktığı bu yasanın oylamasına muhalefet milletvekillerinin %80’i katılmadı, neden acaba.. Verecekleri oyların hiçbir anlamı olmadığının bilincinde olmalarından olabilir mi? Katkısı olmayacaksa mecliste muhalefet niye var?
Mecliste ortaya koyduğu görüşü nedeni ile dokunulmazlığı kaldırılmış, terörist olmakla suçlanmış, hakaret davası açılmış tek bir iktidar partili milletvekili geliyor mu sizin aklınıza?
Son yıllarda Türkiye Kanun Hükmünde Kararnamelerle, onu da geçtim günübirlik kararlar ile yönetilir oldu. “İlgililerin hak ve yükümlülüklerini ortaya koyan yazılı kurallar” deyince artık aklımıza “Yasa” değil, “Kararname” gelir oldu. Yasal mevzuat hiyerarşisi içinde “Karar”ı, Yasanın hemen yanına koymak lazım artık.
Türkiye siyasi tarihinde ilk parlamento (Meclis-i Mebussan) Mithat Paşa’nın hazırladığı Kanun-i Esasi’ye göre 19 Mart 1877'de açıldı. Meclis-i Mebussan üyeleri, geçici talimatla il, liva ve kazaların yönetim meclisi üyeleri arasından seçilirdi.
Cumhuriyet Yıllarında 1946 seçimlerine kadar parlamento üyeleri, tek parti rejiminde hep iki dereceli seçim sistemi içinde belirlendi. Vatandaşların sorumluluğu CHP il yönetim kurulları tarafından belirlenen seçmen listeleri içinden ikinci seçmenleri seçmekle sınırlıydı. Milletvekillerini, bu ikinci seçmen kitlesi seçerdi.
1960 Anayasasının, 1982 Anayasasının hangi koşullarda, nasıl ortaya çıktığı malum. Yazık ki TBMM 1982 Anayasası yerine koyabileceğimiz, toplumun bütün katmanlarıyla uzlaşma içinde yeni bir anayasa üretemedi. Demokratik, sosyal, hukuk devletine sahip çıkacak güçler ayrılığı temelinde yeni bir anayasa yapamadık. Hepimiz bundan sorumluyuz.
Kabul edelim ki, biz bu demokrasi meselesinde sınıfta kaldık, yani beceremedik.
Dünyada anayasal özgürlük ile ilgili ilk adım kabul edilen Magna Carta (1215) sonuçta Kralın yetkilerini sınırlar. Kimse bağımsız tarafsız bir mahkeme kararı olmadan cezalandırılamayacak ve Kral canının istediği gibi keyfi vergi koyamayacaktır artık. Yani Batıda parlamento kralın isteklerine meşruiyet kazandırmak için değil, tam tersi onun yetkilerini sınırlamak için var olmuştur.
Demem o ki, TBMM’sinin kuruluşunun 100. Yılını kutlayalım kutlamasına da, hala anayasa, hukuk, güçler ayrılığı noktalarında kafamız net değil. Demokratik işleyişi anayasa ile güvence altına alınmış bir parlamentoya sahip miyiz değil miyiz, bu noktada muhalefeti iktidarı ile bütün aktörler aynı fikirde mi, belli değil.
Yani Gazi Meclise sahip çıkamadığımız ortada! Öyle ise ne ile övüneceğiz, kafamı karıştıran, tam da bu!
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024