Ali Türer
Kapitalizm mülkiyetin kutsallığı temelinde yükseldi. İnsan bu sistem içinde varoluşunu sahip oldukları üzerinden güvence altına alabileceğini sandı. Kendini biriktirdikleri ile tanımladı, ne kadar mal, mülk, servet sahibi ise o kadar güçlüydü. Madem ki yaşam insan içindi, yaşamı bildiği gibi dönüştürmek insanın hakkıydı.
Oysa bugün üzerinde varoluşumuzu sürdürdüğümüz zemin, ayağımızın altından kayıyor, buna tanık oluyoruz. Yaşamı kolaylaştırmak için hoyratça, hırsla doğaya saldırmanın bedelini ödüyoruz. Artık doğa, eski doğa değil, plastiğe boğduk onu, havasını suyunu bozduk. Sırtına yüklediğimiz yükü taşıyamaz hale geldi doğa. Bunun sorumlusu insanoğlu.
Nero Bilimci Prof. Dr. Türker Kılıç’ın, beyin hücrelerinin birbirleri ile kurdukları ilişki biçimi üzerinden çıkarımları var. “Her varlık, içinde bulunduğu ağ ile anlamlıdır” diyor Sayın Kılıç.
Geştaltçılar (Gestalt Psikologları) bize bütünün tek tek parçaların toplamından daha fazla bir şey olduğunu göstermişlerdi. Sayın Kılıç bize, bu fazla olma durumunun, parçaların birbiri ile karşılaşmasından ortaya çıktığını söylüyor. Organizmada, canlılık, toplumsal sistemlerde sistem ruhu, unsurlar arasındaki ağda ortaya çıkıyor.
Bu durumda, yaşama katkısı bakımından insan ediminin arı ediminden daha değerli olduğunu kim iddia edebilir?
Bilgimizi neye borçluyuz? Bu soru hala çok kritik. Beyindeki milyonlarca hücrenin (neronun) karşılaşma biçimine yön verenin tam olarak ne olduğunu açığa kavuşturmadan bu soruya yanıt verilemez. Enformasyonun kendine özgü matematiği var mı? Nörobilim bugün bu soruya cevap bulmaya çalışıyor.
Bu alandaki sınırlı bilgi, bize, beyindeki yüz milyar nöron arasında kurulan ilişki biçiminin doğrusal, determinist değil karmaşık ve çok yönlü olduğunu söylüyor. Benzer büyüklükte bir ağı bilgisayar teknolojisi ile sanal olarak kurmak bugünün teknolojisi ile mümkün değil. Bunu şayet becerilebilseydik, yaşamı yeniden bükmüş olurduk. İşte buna yaratıcılık denir. Fakat bu yaratıcılık, ne sonuç getirir, orası ayrı bir konu.
Peki, yaşamın geçirdiği evrim içinde doğal yolla elde edilen bu olağanüstü zenginliğin, bugünün bilim insanları, sanatçıları, düşün insanları, siyasetçileri, toplum liderleri ne kadar farkındalar ve bu zenginliği nasıl kullanıyorlar? Yani toplumsal alanda belirleyici liderlerimizin Meta bilişsel (üst bilişsel) farkındalıkları ne durumda. Bu insanlar aklılarını doğaya uygun kullanabilme, geleceği yönlendirme becerisine ve niyetine ne ölçüde sahipler? Geleceğimizin, emin ellerde olduğu söylenebilir mi?
Her varlık içinde bulunduğu ağ ile anlamlı ise, bu, tek tek her birimizin varoluşu, diğer insanların, diğer türlerin eylemine bağlı anlamına gelir. Arının polenleri dağıtmadığı yerde insanın yaşamını sürdürme şansı yok. Hal böyle ise “her şey insan için” anlayışından bir an evvel kurtulmak lazım.
Yeryüzünde yaşamı, bakın ne hale getirdik. Doğaya karşı, bu sorumsuzca tutum daha fazla sürdürülemez. Diğer canlı türleri ile kurduğumuz ilişki biçimini, sahip olduğumuz bakış açısını bir an evvel değiştirmek, yeni bir yaşamdaşlık kültürü geliştirmek zorundayız. Yoksa yolun sonu görünüyor.
Pandemi süreci, bize bir şey öğretti. Kendimizi koruyabilmemiz karşımızdakinin korunmasına bağlı. Maskeyi karşımızdakini korumak için takıyoruz. Aşı olmak özgür irade kullanımı olmaktan çoktan çıktı, bir sorumluluk haline geldi. Her birimiz içinde bulunduğumuz ilişkiler ağının bize tanıdığı olanak kadar özgürüz. Bunun ayrımına bir an evvel varsak iyi olur.
Pek de alışık olmadığımız bir kültür bu. Ya hırsımızı, bencilliğimizi kontrol altına almayı öğrenecek, sadece diğerleriyle değil, doğayla, diğer türlerle barış içinde birlikte var olmanın yolunu bulacağız, ya da mezarımızı kendi elciğimizle kazacağız.
Hal böyle iken, birbirimizin kafasını gözünü yarmak, üstünlük taslamak, bizim gibi inanmıyor diye karşımızdakini aşağılamak, dışlamak, küçük avantajlar uğruna doğanın altını üstüne getirmek, milliyetçilik, İslamcılık üzerinden insanları bir birine düşürmek, bunlar boş işler. Büyük büyük laflar ederek böbürlenmenin yaşamda bir karşılığı yok. Bütün bunların üzerinde yeniden düşünmenin zamanı gelmedi mi?
Liderlik, içinde oluşan bencil dürtüye rağmen, yaşamın sağlıklı bir nehir oluşturarak akmasını sağlamak üzere, unsurlar arasındaki ilişkileri yeniden şekillendirebilecek, dönüştürecek bir etki yaratmaktan geçiyor. Yaratıcılık budur. Çatışmacı yaşam içinde çete lideri olmuşsunuz, kime ne yararınız olur?
Antik kültürde Kıbrıslı Zenon (MÖ 364-262), XVII. Yüzyılda Spinoza, bize aslında yüzyıllar öncesinden ihtiyacımız olan bu kültürün ipuçlarını gösterdiler. Helenistik döneme damgasını vuran Stoacılar, bütünün bir parçası olmanın bilinciyle doğaya ve akla uygun yaşamayı önerdiler. Spinoza doğada var olanların düzenli uyumunda kendini belli eden bir ruha, tanrısallığa inandı. Geçmişimizde Şeyh Bedrettin öğretisi ile Yunus Emre şiirleri ile, Mevlana mesnevisi ile bize bu yolu gösterdi.
Ötekine dönük önyargılarını henüz terk edemediği, tehditler savurmaktan usanmadığı, hırsına boyun eğmekten kendini kurtaramadığı, içine düştüğü yabancılaşma ile baş edemediği yerde, insan için bir gelecek yok. Bunu görmek lazım!
Kaynak: Türker Kılıç, Bilim: Bağlantısallık, Yeni Kültür: Yaşamdaşlık, Ayrıntı yayınlar, 2021.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024