Alper GÖRMÜŞ
Bu yazı için ilk düşündüğüm başlık “‘Kökten dindar’ olamayanların bitmeyen öfkesi… Ya da ‘kökten’ bir dindar Cem Yılmaz’a ne derdi?” idi.
Sonra, Cem Yılmaz’ın Ramazan’ın ilk gününde rakı şişesiyle poz verdiği bir sosyal medya paylaşımının yazımda sadece bir göndermeden ibaret kalacağını düşünüp başlığı değiştirmeye karar verdim. Evet, bu yazıda dindarların Cem Yılmaz’a neden bu kadar büyük bir öfke duyduğunu anlamlandırmaya çalışacağım ama bu hadiseye bir daha hiç göndermede bulunmadan…
Anlaşılabileceği gibi burada ‘kökten dindar‘ı ‘köktendinci’ye tersten bir nazireyle olumlu anlamda kullanıyorum. Köktendinci, ‘günahkâr öteki’nin bu dünyadaki varoluşu konusunda kendisini sorumlu hisseder, bu nedenle onu değiştirmeye çalışır yani ona karşı tahammülsüz ve zorbadır. Kökten dindar ise başkalarının günahlarına karşı bir sorumluluk duymaz, o sadece kendi günahlarını tartar.
Meseleyi Cem Yılmaz’ın ‘günah’ına getirmeden önce şu dediklerimi biraz daha açmak istiyorum.
Bundan tam 10 yıl önce Slavoj Zizek’in bana çok çarpıcı gelen bir makalesini okumuş, onu okurlara tanıtmak amacıyla kendi yorumlarımı da kattığım bir yazı yazmıştım. Makale, IŞİD’in (ya da İslam Devleti – İD) İslam’ı bir ‘kurtuluş ideolojisi’ olarak -ve tabii kaçınılmaz bir şiddet pratiğinin eşliğinde- kullandığı bir zamanda (Eylül, 2014) yazılmıştı ve başlığı “ISIS Is a Disgrace to True Fundamentalism” (“IŞİD, Sahici Köktendinciliğin Maskara Edilmiş Halidir”) idi. (10 yıl önce itiraz etmemişim ama köktendinciliğin iyice yerleşmiş anlamı ortadayken onun tam zıttı bir inanç kategorisini, önüne ‘sahici’ sıfatı ekleyerek de olsa kullanmayı kafa karıştırıcı buluyorum şimdi. Dolayısıyla işaret ettiğim kafa karışıklığını önlemek için Zizek’in köktendincilik dediği şeyi zihnimizde ‘kökten dindarlık’, ‘hakiki dindarlık’ ya da benzeri bir başka kavramla karşılamak iyi olur.)
Zizek makalesinde, köktendinciliği derin, hakiki bir dindarlık olarak tanımlıyor ve IŞİD’in bu tanımın hakkını vermek bir yana, onu maskara eden bir pratik sergilediğini savunuyor, sonra da çok kışkırtıcı bir soru soruyordu: “IŞİD’çiler gerçekten inanıyorlar mı?” (Ya da: “IŞİD’çiler gerçekten köktendinci mi?”)
Zizek’in bu soruya cevabı kesindi: “Hayır.” (Zizek abartıyı, düşünsel provokasyonu seven bir felsefeci olarak “IŞİD’çiler inanmıyor” diyordu fakat asıl kast ettiği hiç kuşkusuz onların inançlarının, içerdiği şüphe nedeniyle sakatlanmış oluşuydu.)
Zizek, bu önermesini temellendirirken epey beyin kurcalayıcı ama epeyce de tartışmalı şeyler söylüyordu (Ümit Kıvanç’ın araya kendi yorumlarını da katarak yaptığı çeviriyle):
“(…) Yazının bir yerinde, ‘Peki bu terörist köktendinciler sahiden terimin otantik anlamında köktendinci mi? Sahiden inanıyorlar mı?’ diye soruyor ve kendi sorusuna cevaben, ‘Tibet rahiplerinden ABD’deki Amish’lere bütün otantik köktendincilerde kolaylıkla fark edilebilen bir şey’in İD militanlarında eksik olduğunu ileri sürüyor. Zizek’e göre sahici köktendinciler hırssız, garezsiz insanlardır ve kendileri gibi olmayanlara kızmazlar, ‘inanmayanların hayat tarzına karşı derin bir kayıtsızlık’ içindedirler. ‘Bugünün sözde köktendincileri eğer sahiden Hakikat’e giden yolu bulduklarına inansalar,’ diyor Zizek, ‘neden inanmayanlarca tehdit edildiklerini hissetsinler ki?’”
“Zizek, ‘köktendinci’ye bir Tibet rahibinin sükûnetini, bir dervişin içe kapanıklığını yakıştırıyor. ‘Bir Budist,’ diyor, ‘Batılı bir hedonist ile karşılaştığında onu ayıplamaz bile.’ Budistimiz, hedonistin zevk ve sefa yoluyla mutluluk arayışının ‘sonunda kendini tüketeceğini yardımsever bir tavırla belirtip’ geçer gidermiş, düşünürümüze göre.“
“Zizek şöyle devam ediyor: ‘Gerçek köktendincilerin aksine, sözde köktendinciler, inanmayanların günah dolu hayatı karşısında derinden rahatsız olurlar, kafaları karışır ve büyülenirler. Günahkâr-öteki ile savaşırken, onların bizzat günaha ayartılmaya karşı mücadele ettiklerini hissedebilirsiniz.’”
“İşte bu yüzden İD gerçek köktendinci değilmiş, köktendinciliğin de şanına halel getiriyormuş.”
10 yıl sonra, inanç sahiplerinin iktidar pratiğini gördükten sonraki tashih
10 yıl önce, bu iki görüş karşısındaki pozisyonumu Nasreddin Hoca’ya benzetmiş, “ikisi de haklı” demiştim:
“Bence Zizek, değil IŞİD’vari bir şiddetin, yumuşak bir baskının bile kişisel, derin, hakiki bir dindarlıktan neş’et edemeyeceğini söylerken haklı. Ümit Kıvanç da, Zizek’in açtığı bahsin mevcut somut şiddeti açıklayamadığını, tam tersine perdelediğini savunurken haklı.”
Fakat…
Fakat: Zizek’in hakiki bir dindarlığın nasıl bir şey olduğuna dair görüşlerine olumlu referansla yazdığım 10 yıl önceki yazıda şimdi önemli bir tashih yapma ihtiyacı duyuyorum. Şimdi baktığımda gördüğüm şu: Zizek tarif ettiği olgun-derin dindarların iktidara nazaran konumlarını dikkate almadan bir analiz yapmış ve ben de aynı şekilde bunu hiç dikkate almamışım. Oysa bizatihi kendi tecrübemizden biliyoruz ki bu her şeyi değiştirir ve ondan bağımsız bir ‘iyi-kötü’ dindarlık tanımı yapılamaz.
Bu yazıda da buraya kadar tümüyle inanç-maneviyat bağlamında kaldım. Fakat dindarları derin-hakiki bir dindarlık mertebesine ulaşamadıkları için tahammülsüz hatta ‘günahkâr öteki’ye karşı şiddete meyyal hale getiren başka etmenler de var. Mesela eksik, olgunlaşmamış dindarlığın iktidarı ele geçirmiş versiyonlarında problem katmerlenir. Çünkü artık başta bizatihi ulaşılmış iktidarın ve bin türlü başka maddi imkânın kaybedilmesi ihtimalinin yarattığı korku ve onu koruma azmi de devrededir. Böyle bir durumda yapılması gereken, ‘bizim’ dışımızdakileri gayrılaştırmak, onların yaşadığı hayatı kötülemek ve onları giderek ‘bizim’ gibi yaşamaya zorlamaktır. İnanca uymayan her davranış üzerinden kutuplaştırma daha da artırılmalı, iktidarın ‘bizim’ kalmaya devam etmesi başka araçların yanı sıra bu propaganda üzerinden de sağlanmalıdır.
İktidar konumu elde etmiş Müslümanların İslamiyetin teorideki ve pratikteki -Kuran ayetlerine dayandırılan- kapsayıcı toplumsal iddialarını da hesaba kattığımızda, Zizek’in tek boyutlu yaklaşımının hayli naif kaldığı biraz daha çıkar ortaya. Yaşıyoruz işte: İktidara yakın ilahiyatçılar ve Diyanet, iktidarın korunabilmesi için, ne lazımsa ona uygun ayetleri seçerek kamuoyu yapıcılığı rolü oynayabiliyor.
Sonuç olarak: İslamiyetin dünyevi iddialarının genişliğini ve ‘siyasi iktidar’ meselesini de hesaba kattığımızda Zizek’in söyledikleri şeyler beyin kurcalayıcı olsa da karşı karşıya olduğumuz somutluğu açıklayamıyor.
Cem Yılmaz hadisesine dönersek: Eskiden böyle olaylar karşısında gösterilen tepki üzüntü belirtmekten ibaret kalırdı fakat şimdi onun yerini tehdit aldı. Bu da bir kez daha Zizek’in yaklaşımının bir ölçüde iktidar konumunda olmayan bir dindarlığın davranış kodlarını analiz etmede işe yarayabildiğini, iktidar konumundaki dindarlığı anlamada ise pek fazla işimize yaramadığını gösteriyor.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025