Amberin ZAMAN
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, evvelki gün gazetecilere yaptığı açıklamalarda, beş yıllık görev süresi dolduğunda Recep Tayyip Erdoğan ile değiş tokuş yaparak başbakanlık koltuğuna ikinci kez oturabileceğinin sinyalini verdi.
Gül, Başbakan’la anlaşarak yola devam edeceğini, Türkiye’nin artık normalleşmesi gerektiğini, hukukun üstünlüğünden ve demokrasiden yana olduğunu belirtirken kanun dışı dinlemelere ve sosyal medyaya getirilen yasaklara karşı olduğunu vurguladı.
Gül’ün yıllardır çizdiği profil ile örtüşen sözleri hepimizi rahatlatmalı. Yeter ki başbakanlık koltuğuna kazasız belasız oturabilsin. Çünkü “Başbakan Gül” hızla artan kutuplaşmayı durdurur. Avrupa Birliği ile müzakerelere dört kolla sarılır. Kürtlerle barışa hız verir. Başta Suriye olmak üzere dış politikadaki mezhepçi ve maceracı savruluşa set koyar. Yolsuzluğa izin vermez. AK Parti’ye oy vermeyen kesimlerin taleplerine kulak verir. Devletle Gülen Hareketi arasındaki ilişkileri onarır. (Dikkat ettiyseniz yanında götürdüğü gazeteciler arasındaZaman gazetesinin dış politika yazarı Abdülhamit Bilici de vardı.) Toplumun yaralarını sarar. Piyasaların güvenini sağlar. Böylece Türkiye AK Parti’nin ilk döneminde sergilediği başarıyı yeniden yakalar.
Peki, bu çizdiğim pembe tablo ne kadar gerçekçi?
Belki en yoğun itirazlar Gül’ün bir zamanlar en koyu destekçileri olan liberallerden gelecektir. “Gezi’de çoluk çocuk dövülüp öldürülürken, pasif kalan Gül, kendi kariyerini ülke menfaatlerinin önüne koydu. Hırsızlara göz yumdu. Yasakçı zihniyeti kolladı. Bizim için büyük bir hayal kırıklığı,” diyeceklerdir. Gül’ün “Kanunları imzalamasaydım en ufak düzeltme yapılmadan aynen yürürlüğe girecekti” savunmasını ikna edici bulanların sayısı az.
Erdoğan’a karşı tek etkili muhalefetin merkez sağdan, AK Parti’nin içinden gelebileceğini, öncülüğünü ancak Gül’ün yapabileceğine inanan liberal entelektüeller Cumhurbaşkanı’nın Erdoğan’la arayı bozmama adına bu şansı kullanmadığı için çok kırgınlar.
Farklı kesimlerin birleştiği bir diğer nokta ise şu: Gül başbakan olur da Erdoğan cumhurbaşkanı koltuğuna oturursa ülkeyi yine Erdoğan yönetecektir. Yerel seçimlerden yüzde 45’lik bir galibiyet elde eden Erdoğan, Gül’ü mü dinleyecek?
Cumhurbaşkanının mevcut yetkilerini sonuna kadar kullanacak. Kabineyi toplayacak. AK Parti’nin yönetimini elden bırakmayacak. Milletvekili listelerini yine kendi belirleyecek. Kimin hangi ihaleyi kazandığını da... Özetle mikro yöneticiliğe devam edecek. Kötümser senaryo az çok böyle.
Bir de tabii Erdoğan’ın parti tüzüğünü değiştirip seçimleri öne alarak dördüncü kez başbakan olma ihtimali de var.
Bu durumda Gül yeniden AK Parti’nin desteklediği cumhurbaşkanı adayı olur olmasına da seçimlerde eskiden sahip olduğu geniş desteği sağlar mı? Şüpheli...
Kürtlerin oylarıyla koltuğunu korur elbette. Ancak Gül’ün en büyük özelliği sağ- sol, laik- dindar, milli görüşçü- nurcu, Alevi- Sünni, Kürt ve milliyetçi toplumun tüm kesimler tarafından benimsenmesinde yatıyordu.
Başbakan olarak Gül bu desteği yeniden inşa etme şansına sahip olabilir. Ancak bu durumda büyük ihtimalle Çankaya’ya çıkacak olan Erdoğan’ın tavrı belirleyici olacaktır.
Tabii bir diğer senaryo da şöyle: Gül başbakan olduktan sonra, yani “işi sağlama aldıktan” sonra, Erdoğan’a bayrak açar. Partiyi kendisine çeker. Neticede Fazilet’ten kopuşta ve AK Parti’nin kuruluşunda “yenilikçi” Abdullah Gül kilit rol üstlenmişti. Bu satırlardan ne denli rahatsız olacağından en ufak şüphem yok. Çünkü Başbakan ile kendisini rakip şeklinde konumlandıran her senaryoya her söze hatta imaya müthiş tepki duyuyor. Ama nereye kadar? Erdoğan tek adam olma ısrarında devam ettiği takdirde Gül’ün er veya geç cevaplandırması gereken soru bu olacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.08.2018
18.08.2018
31.07.2018
3.02.2018
24.06.2018
14.06.2018
3.02.2018
20.05.2018
1.02.2018
23.04.2018