Atilla YAYLA
Bingöl’ün Sarıçiçek köyü geçtiğimiz günlerde ilginç bir haberle ülkenin gündemine girdi. Köye düşen bir göktaşının parçalarına NASA başta olmak üzere uzay araştırmaları yapan yerli ve yabancı kuruluşlar talip olunca, köylüler taş parçaları arama yarışına çıktı. Gram fiyatı 60 dolara kadar tırmanan taşlar birçok köylünün hatırı sayılır miktarda para kazanmasını sağladı. Bunun üzerine Maliye’nin taşlardan para kazanan köylüleri vergilendirileceği söylendi. Bir süre devam eden tartışmalardan sonra bakanlık vergilemenin söz konusu olmayacağını açıkladı.
Bu olay vergi meselesini tartışmak için harikulade bir fırsat yarattı. Modern devlet ağır vergileme yapıyor. Bildiğimiz bütün ekonomik faaliyetler vergilendiriliyor. Başka bir deyişle, ekonomi kabaca üretim ve tüketim faaliyetlerinin toplamıysa, her tür üretim ve tüketim faaliyeti üzerine vergi bindiriliyor. Bundan kurtuluş neredeyse yok. Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin yolu bile bir yerde ve bir şekilde vergilemeyle kesişiyor.
Vergileme bir olgu ama vergilemenin ahlâklı, âdil ve yararlı olup olmadığını hem genel olarak hem de her tekil vergi açısından tartışmakta fayda var. Bunu yapmazsak vergilemenin bir hastalığa dönüşmesini ve hem ekonomik hayatı hem de onun üzerinden tüm toplumsal hayatı çarpıtmasını engelleyemeyiz.
Devletin olmayacağı ve dolayısıyla vergilemenin söz konusu olmayacağı anarşist sosyalist/komünist ve anarşist kapitalist çizgileri bir yana bırakalım. Bu satırların yazarına göre her ikisi de hayal, hem de toplumsal hayata faydadan çok zarar verecek türden. Geri kalan bütün teoriler vergilemeyi gerekli görür, ancak aralarında vergilemenin sahası ve genişliği bakımından muazzam fark bulunur. Klasik liberaller verginin olabildiğince kısıtlı olmasını talep ederken diğer her teori gittikçe daha ve daha fazla vergi toplanmasını savunmaya meyleder.
Vergilemeyi hafife alamayız. Uzun vadede vergileme her şeyden daha önemli. Ana hatlarıyla şunu söyleyebiliriz: Verginin artması hem devletin büyümesi anlamına gelir hem de büyük bir ihtimalle vergilerin salınması ve toplanmasının maliyetlerini arttırır. İlki devletin sivil toplum alanlarını işgale etmesine yol açar. Aynı zamanda ciddî verimlilik ve adâlet problemleri yaratır. Ülkeyi adeta vergi verenler ve vergi parasını harcayanlar olarak ikiye böler. Bu da bir tür bölücülük teşkil eder. İkincisi vergilemeyi kamu kaynağı yaratmak bakımından etkin olmaktan çıkartır. Bir noktadan sonra vergi toplamak için vergi toplanmış olur. Toplanan paranın neredeyse tamamı vergi salmaya ve tahsil etmeye, yani vergi idaresine harcanır.
Modern devlet vergiye tâbi nesnelerle, faaliyetlerle ve vergi oranlarıyla çok rahat oynamakta. Genel eğilimi ise vergileri devamlı artırmak. Ancak, vergileme bir ülkenin ekonomik güce ve refaha kavuşmasını sağlamaya yetseydi işimiz çok kolay olurdu. Tam tersi doğru, sadece güçlü bir ekonomik faaliyet ağı varsa vergilendirilecek mal ve hizmet üretimi ortaya çıkar. Sınırsız, mantıksız ve ölçüsüz vergi salma ekonomik aktörleri üretken, katma değer yaratacak faaliyetlerden caydırır.
Bence vergileme yapılmalı. Hiçbir kimseye ve sektöre hiçbir şekilde istisna tanınmamalı. Yazıya vesile olan göktaşı olayı açısından da durum bu. Taşlardan para kazananlar vergi ödemeli. Zira, zamanımızda vergileme sadece ekonomik bir olay değil, aynı zamanda devlet ile birey arasında bir vatandaşlık bağı. Ayrıca, kimsenin dışlanamadığı kamu hizmetlerinin finansmanına herkes katılmalı. Ancak, vergiler düşük, vergi mevzuatı basit, vergi idaresi etkin olmalı. Benim önerim vergiyi yüzde 10’da sabitlemek ve anayasayla hükümetlerin daha fazla vergi salma yetkisini ortadan kaldırmak.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Emekli Amirallerin Bildirisi Neden Yanlış?
16.04.2021 - 23 Nisan 100’üncü Yılında Niçin ve Nasıl Kutlu Olsun?
24.04.2020 - Hükümetin Ekonomi Politikasındaki Temel Hata
12.02.2020 - Unutulan ve Unutturulan Mümtaz’er Türköne
13.11.2019 - Su Fiyatları Niye Artırılmalı?
28.07.2019 - Neler Haktır Neler Hak Değildir?
28.05.2019 - Demokratik totaliterizmin kısmî bir örneği: Amerikan totaliterizmi
22.05.2019 - Seçimi sınırları içinde tutmak
14.05.2019 - Seçim sistemimizi ıslah etmeliyiz!
12.05.2019 - AK Parti’nin Yersiz Telaşı
18.04.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































mustafa mehmet seyfioğlu
Güzel yazmışsınız elinize sağlık.