Aydın Selcen
“Kürt Sorunu” deyince, “Kürt yurttaşlar Türkiye Cumhuriyeti için yük ve sorun oluşturuyor” anlaşılıyormuş. Dolayısıyla Kürt yurttaşların, Kürtlerin sorunları demek daha yerinde olurmuş. Filan. Öyle ya, bütün kuşları bitirdik, iş leyleğe kaldıydı çünkü. Şimdi biraz da bunu konuşarak oyalanalım.
Aciz amadeniz diyeceğini geçenlerde yine buradan dediydi. Orada dediğimi yaptım, iyisi mi “Kürt sorunu var mıdır, varsa nedir, nasıl çözülür” sorularını gidip Diyarbakır’da yönelteyim dedim. Ayakta kalan ender STK’lardan DİTAM’ın, Kürt Sorunu ve medyada algılanışı konusuna odaklanan çalıştayına katıldım.
Tek tek yazmaya yerim yetmez, DİTAM’dan Mehmet Vural, Sedat Yurtdaş, Mesut Azizoğlu, Mahmut Bozarslan’a evsahiplikleri, Doç. Dr. Sevilay Çelenk ve başarılı Rawest’in parlak yöneticisi Roj Girasun’a sunumları için kalben teşekkürü borç bilirim. Her zamanki gibi Kürtler cömert ve sıcak ağırlamayla konuklarını mahcup ettiler, Diyarbakır da her zamanki büyüleyici, sıcak, huzur veren enerjisiyle ayrıca sağaltıcı etki yaptı.
Kısa ya da yeterince uzun ve dolu bir günlük çalıştayda anlatılanları dinlerken kendime notlar aldım. Kimi dinlediklerimden esinle yazılmış çağrışımlar, kimi doğrudan dinlediğim cümleler. Aslında amaç kime neyi nasıl düşüneceğini değil de, kendini sorgulatmaya ve sorgulamaya teşvikse, ki doğrusunun o olduğuna inananlardanım, bunları çakma aforizmalar gibi alt alta yazıp bırakmayı da düşünmedim değil. Düşünsel tembellik kaygısı ağır bastı.
Rawest’in kapsamlı bir çalışması, kamuoyu araştırması var. Yılsonuna doğru kendileri paylaşacak. Bizim toplantı o etkinliğe dışarıdan katkı sunmak amaçlıydı. Aradan sansasyonel olabilecek kimi bulguları çekip, başlığa çıkarmamamızı özenle istirham ettiler. Bence de haklılar, emeğe saygı onu gerektirir. Yine de zihin açıcı bulduğum bazı ham verileri aşağıda yeri geldikçe kendi gözlemlerimle harmanlayıp, paylaşacağım.
Ana akım mı, yüzde 90’ı iktidar tarafından satın aldırılmış veya fonlanan medya mı, her neyse o malum baskın medyada Kürt Sorunu, bölücülük ve terör sosuyla sunuluyor. AKP öncesi farklı mıydı? Hayır. Buna karşılık, önce Turksat’tan atılıp, sonra hepten yağmalanarak kapatılan IMC TV’nin geride koskocaman bir boşluk bıraktığı anlaşılıyor. Örnekse, benim de program yaptığım ArtıTV’nin bölgede izlenirliği yüzde 2 dolaylarında. O boşluğu bir ölçüde gidermeye daha çok DW Türkçe gibi uluslararası kaynaklar yöneliyor.
Kürtler pek Kürtçe habere teveccüh göstermiyor, ezici çoğunluk Türkçe alıyor haberini. Ancak haber kaynağı olarak sosyal medya ve özellikle Twitter kullanımı da öne çıkıyor. HalkTV’nin güvenilirlik ve izlenirliği bölgede yükseliyor. Bence bu siyaseten ilginç ve önemli bir gelişme. CHP’nin de, Kılıçdaroğlu’nun üzerinde kafa yorup, belki bir an önce bir Diyarbakır ziyareti düzenlemesine yol açmalı.
TV Şeş’i izlememek yaygın bir protesto biçimi. Aynı bağlamda, aynı izleyicinin TV Şeş’ten örnekse dengbej yayını izleyip, haberler başlayınca kanal değiştirmesi de öyle. Başka deyişle, düşük olmayan izlenirlik oranlarıyla, içerik karşılaştırması yapmak belki daha yerinde.
Trabzon’da nasıl herkes futbol bilir ve konuşur, Diyarbakır’da da herkesin güçlü siyasal bilinci var ve siyaset konuşur. Ama Diyarbakır sessiz. Bekliyor sanki. Neyi bekliyor? Onu da kendilerine sormalı. Ürkekleştirilip, sessiz kılınmışlar. Marifet midir? Güvenlik, sessizlik mi demektir? Mutlak sessizlik ancak mezarlıklarda egemendir.
Binlerce yıllık tarihiyle Diyarbakır için bugün bir “garnizon-kent” de denilebilir mi? Kışlayla hendeğin yan yana geldiği, nüfusu iki milyona dayanmış, hızla yayılıp genişleyen, halkının küçük bir bölümü elli yaşın üzerinde gepgenç, dipdiri de bir kent. O halk kabuğuna çekilmeye zorlanmış, kabuğuna çekilirken Kürt siyasetine de biraz kırılmış.
Öyleyse, aç tavuklar kendilerini darı ambarlarında görmeye başlasın mı? Kesinlikle hayır. Nereden baksanız HDP oyu gelecek seçimde de yüzde ellibeşin altına düşmez. Çünkü ilk kez oy kullananıyla da, artık hacca gitmiş köyüne dönmüş olanıyla da Kürt seçmen “ben önce Kürdüm” diye kullanıyor oyunu. Bu defa da öyle olacak. Baskı sürdükçe hep böyle kalacak. İnadına.
Pekiyi sonra? Sonrası doğal olan. Tekparça, homojen bir Kürt seçmen yok. Kimliğin yurttaşın işi olduğu, yönetimin yani devletin yalnızca yönetsel kararlar aldığı “demokrasiyle taçlanmış bir cumhuriyette” Kürt de kendi derdine göre oyunu verecek. Yani ne zaman? Kürt Sorunu çözüldüğünde. Demek ki, devlet ve kendini devlet sananların istediği, “Kürt Sorunu yok” dediklerinde değil, o sorun çözüldüğünde gerçekleşecek. Muhalefetin de bu durumu içine sindirmesi gerek.
Kürtler medyaya da kırgın haklı olarak. İfade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmak, hukuk devleti olmanın gereği. Devlet ortamı oluşturacak, yol da, yol temizliği de yapacak, gerisini de bırakacak dağınık kalsın. O zaman “ben önce Kürdüm” netliği değişecek. Politika netlik, dediğim dedik, kazığı çaktım bir adım geri adım atmıyorum, zerre değişmedim, değişmiyorum demek değil.
Sevilay Çelenk’ten bir başlık: “Hınç yönetimi” ve bir saptama: “Algı, propagandadan farklı olarak özneldir.” Kürde, Kürtlük veya doğru Kürtlüğü öğretmek devletin işi değil. Hiç birimizin işi olmamalı. Pekiyi, eziyetin bu denli genelleşmesi, yaygınlaşması Kürtleri rahatsız eder mi? Bilemiyorum. Gözlemlenen sessizliğin, kırgınlığın ancak öznel bir yorumu olabilir bu sorunun yanıtı. Benimki: Pek de etmez. Ben Kürt olsam, beni etmezdi.
Salt teknik açıdan: Askerliğin görece profesyonelleştirilip, şehitlerin görünmezleştirilmesi. Hedef gözetilerek yapılan suikastlerin artarak, etkinleşmesi. Teknolojide gelişme (özellikle S-İHA). KDP ile işbirliği ve istihbarat paylaşımı. AB ile düzensiz göç odaklı yürütülen “şantaj/kamikaze” diplomasisinin başarılı olması. Suriye’de Türkiye’nin yanı sıra İran, Rusya ve ABD’nin de bulunması ve İsrail’in sürekli hava operasyonları. Sınırötesi harekâtların Irak içinde genişleyip, kalıcılaşması, fiilî “tampon bölge” yaratması. İran’ın da benzer harekâtlara başlaması. Tüm bunlar PKK’yi eylemsiz, Kandil’i seçeneksiz kılıyor.
İçeride, 15 Temmuz sonrasında “çöktürme” tutkunlarının ellerinin çözülmesi ve bilinen uygulamalar -kayyumlar, tutuklamalar, kapatma davası vb. Ancak hangi düzleme erişildiğinde biteceği bilinmeyen bir duraksız devinim bu. O çekingen biçimde “devinim” dediğim şeyin kendi aslında bitmesi hiç istenmeyen. Yoksa varılacak bir yer, çıkılacak bir aydınlık yok kafalarda.
Ali Topuz’dan bir tanımlama: “Hükümran otoritenin propaganda aygıtı olarak medya”. Ahmet Şık’tan bir saptama: “Medya (aslında tam da) ona verilen görevi yerine getirdi”. Ya otosansür? O da işin içinde. Bana soracak olursanız otosansür, uygulamadaki sağır edici şok doktrininin dilsiz edici doğrudan uzantısı.
Başlığa “Diyarbakır’dan bir bakış” dedim ama doğru başlık şöyle olmalıydı: “…yerde bulduğum bir çatlak ayna aracılığıyla omzun üstünden geriye doğru çaktırmadan fırlatılan kaçamak bir bakış”. Yan yana durup, aynı ufka dümdüz bakacağımız da günler de gelecektir elbet.
*Sayın Selahattin Demirtaş başkanım, lütfetmiş Edirne Cezaevi’nde imzaladığı son romanı Efsun’un bir nüshasını da bana yollamış. Tam bu satırları yazarken elime geçti, sağolsun, var olsun.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024