Berrin Sönmez
Büyük egemenlerin şapkasından her daim çıkarabildiği küçük egemenlerin ihtirasıyla savaş bugün Kerkük’ün kapısına dayandı. Önünde sonunda halkların nihai dengesine ulaşacağından şüphemiz olmasa da bugün yaşayanların hayatlarını karartmayı engelleyecek bir yol bulunmalı. Kerkük “yeni Halep” olmasın diyerek çatışmasız çözüme ulaşılmalı.
Kemal Kılıçdaroğlu CHP grup toplantısında yine “Ortadoğu bataklığı” ifadesini kullanınca içim bir kere daha “cız” etti. Ne zaman bu sözü duysam aynı hisle kıvranıyorum. Zira gerçekte bataklık filan değil medeniyetlerin beşiği bu coğrafya. Son yüzyılda ve günümüzde şiddetli çatışmalar yaşanmasına, IŞİD gibi Moğol istilasının kıyıcılığıyla yarışacak denli büyük insani vahşetler sergileyen bir belanın musallat olmasına, hatta Kürtlerin kendi en tabii haklarından olan bağımsızlık referandumunu gerçekleştirirken “açgözlülükle”, Kerkük’ün kendi kaderini tayin hakkını yok sayarak, Kerkük’te yaşayanların kaderine el koyma hevesiyle, Kürt bağımsızlığını Kerkük petrol havzalarına kurban edişinin önümüze bugünkünden daha büyük sorunlar çıkaracağını bilmemize rağmen hâlâ Ortadoğu coğrafyası şu dünyada insanca birlikte yaşamın mümkün olduğu ender bölgelerden birisi.
En fazla on yıl kadar önceydi. Türkmeneli TV’de izlediğim bir yemek programını, bir arada yaşama kültürü açısından ilham ve ibret verici bulmuştum. Aşçının hayran olduğum Türkmen şivesiyle konuştuğu Türkçeyi dinleme zevki bağlamıştı beni ilkin ekrana. Sonra canlı yayına gelen sorular ilgimi çekmişti. Telefonla bağlanan bir izleyicisinin Arapça sorusunu önce Türkmence özetleyip sonra gayet rahat, akıcı bir konuşmayla Arapça cevaplamış, cevabını da bize yine Türkmence özetlemişti, sempatik kadın aşçı. Bir süre sonra da bir başka izleyici Kürtçe soru yöneltti, telefondan. Aynı rahat ve sempatik tavırlarla bu defa da Kürtçe sorunun özetini ve Kürtçe cevabın da özetini duymakla hayranlığım katlandı. Türkmence bir televizyon programını izlediklerine göre soru yöneltenler de az çok biliyor olmalıydı bu dili. Programcı rahat konuşacak denli vakıftı aynı toprağı paylaştığı öteki dillere. Ama farklı olanı ötekileştiren yoktu. Hiç birisi kendi kimliğini, dilini diğerine dayatmadan ama kendi dilini de yok saymadan eşit düzlemde konuşabiliyor, ortak yaşamı mümkün kılıyorlardı. Devletler, siyasetçiler, yöneticiler müdahil olmadığında Ortadoğu halklarının diğergamlığı, bu denli hayran olunası doğallıkta hiç umulmayan yerlerde çıkıveriyor insanın karşısına. “İşte medeniyet bu” dedirten ortak yaşama kültürüne bir yemek programını izlerken dahil olabilmek de ayrı keyifti. Tabii kendi payımıza düşen utancı da yaşatarak ibret olmuştu, aynı zamanda. Bırakınız akıcı konuşmayı, tek kelime Kürtçe bilmeden bir arada olunabileceğini sanmak ülkemizde sorunların temeli kuşkusuz.
Yüz yıl önce yapılan nüfuz alanı paylaşımları bugün halklar tarafından değiştirilemesin diye egemenler tekrar kepçelerini bu coğrafyaya daldırdığı için yaşanan çatışmalar da her gün yeni ittifaklarla yeni dengeler kurulup paylaşılmasına yol açıyor. Üstelik biz de ve dünyada hem entelijansiya hem siyasi çevreler (bizim Kılıçdaroğlu gibi) Ortadoğu politikasındaki dengelerin değişkenliğini müstehzi edayla dile getirir. Kültürlerin bir arada var olma alışkanlığını mümkün kılan o geçişken kıpırtıyı hiç düşünmeden, hoyratça bataklık olarak tanımlamaya kalkışırlar. Şöyle bir düşünseler politik ve askeri dengelerin bunca sık kurulup bozulabilmesi aslında hiçbir kitlenin diğerini “şeytanileştirmemesiyle” mümkün. Ölümüne düşman değil kimse bir diğerine. O nedenle anlık pozisyon alışlarla her daim yeni dengeler kurulabiliyor. Ve bu hal bataklığa değil medeniyetin beşiğine mahsus bir özellik. Yaşanan tüm acılara rağmen bir arada kalmayı mümkün kılan şey…
Yazık ki bugün yeni acılar kapıda. Büyük egemenlerin şapkasından her daim çıkarabildiği küçük egemenlerin ihtirasıyla savaş bugün Kerkük’ün kapısına dayandı. Önünde sonunda halkların nihai dengesine ulaşacağından şüphemiz olmasa da bugün yaşayanların hayatlarını karartmayı engelleyecek bir yol bulunmalı. Kerkük “yeni Halep” olmasın diyerek çatışmasız çözüme ulaşılmalı. Bugün Kerkük’ü, Halep’in viran olmuş haline dönüşme riskiyle karşı karşıya getirense Barzani’nin kendi siyasi ikbalini “Kerkük Fatihi” ünvanıyla taçlandırma arzusu. Tabii hayal edilen “bağımsız Kürdistan”ın petrol zengini ülkelerden birine dönüşmesi de. Dimyata pirince gidişi Kürt siyasetinin…
Evdeki bulgura belki bir şey olmaz ama Kerkük yanarsa Erbil’de kimse bayram edemez. İran ve Amerika-İngiltere hattı yeni çatışma bölgesi olarak Kerkük üzerinde karşılaşmaya durursa Rusya, Türkiye bunu uzaktan seyredemez. Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü başlığıyla 27 Eylül tarihli Duvar yazısında belirttiğim kamyonlarla taşınan Kürt “yerleşimciler” sayesinde demografik yapıyı bir kere daha kendi lehine değiştirmek istemişti. Barzani yönetimi, iki gündür o “yerleşimcilerin”, tersine göç yaşamasına seyirci kalmakla, Kürt halkına da zulüm etmiştir. Tapu ve nüfus kayıtlarının tutulduğu resmi binaları, arşivleri tahrip edip, Kürtleri de çevreye, şehir ve kasabaların mücavir alanlarına yerleştirdiğinde oldu bittiyle hakim olacağını zannetmesi büyük bir siyasi öngörüsüzlük. Ama yerleştirirken Kürt halkını kamyonlarıyla desteklemiş olmasına rağmen Haşdi Şabi ve Bağdat askeri gelirken, vaatlerle yerleştirilen Kürtlerin yalnız bırakılıp, perişan konvoylarla geri dönüşü içler acısı. Kendi halkına reva gördüğü bu muameleyi kim affedebilir? Sırf Kerkük’e egemen olabilmek için Kürtlerin bağımsızlık ilanına, dünya çapında verilebilecek desteği de elinin tersiyle bir kenara ittiğini, her Kürtler de unutmayacaktır. Elbette ülkemizde nice hak savunucusunun, “Türkmenler, Arapların değil Kürtlerin yönetiminde daha mutlu ve güvenli yaşar” minvalindeki sözlerle Türkmenlerin kaderini tayin hakkını, kendi ellerine alma cüretini gösterişi de unutulmayacaktır.
Bugün Kürt bayraklarının indirilip Türkmen ve merkezi yönetim bayraklarının çekilmiş olması Kerkük düğümünün çözüldüğü anlamına gelmiyor. Belki her şey daha yeni başlıyor. Her dinden, her dilden insanı Allah muhafaza etsin.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025