Berrin Sönmez
Merak ettim, "SMS ile boşanma fetvasını verenler reformist sayılacak mı?" diyerek kulak kabarttım, göz gezdirdim ama çıt yok. Tuhaf. Üç beş yüzyıl önceki yerel adetleri ‘çağı yakalamak gayretiyle’ günümüz bilişim teknolojisine uyarlayanlara reformist suçlaması(?) yöneltilmezken medeni kanunu yani bugünün örfünü geçerli bulanların ‘bozguncu’ ilan edilmesi de ayrı muamma.
Son teknoloji iletişim araçlarıyla boşanma hakkında ilginç hüküm getiren fetvanın tek sorunu kadın haklarını ve haysiyetini çiğnemesi değil. Aynı zamanda insan aklıyla alay edercesine cehalet çukurundan sesleniyor oluşu. On beş asırdır verilen milyonla fetva içinden bir iki tanesini seçerek, kimi yerel adetleri, günümüze ve ülkemize taşıma çabasına sessiz kalmak olmaz. Tarihe mal olmuş veya farklı coğrafya ve kültürlerde yaşanmış alışkanlıkları, haberleşme araçlarıyla sürdürülebilir kılma hevesi sadece bu fetvaya özgü değil. Demek ki bu hevesi anılan SMS yoluyla “boşama” fetvası örnekliğinde tartışmak kaçınılmaz.
Bilindiği gibi kişinin sorusuna cevap olmak üzere üretilmiş içtihada fetva denir. Yani fetva hem kişinin sorusuna özel hem de içinde yaşanılan zamanın ihtiyacına uygun içtihat demek. Fetvanın en önemli özelliği ise nasa değil hukuka ilişkin sorulara cevap getirmek için kurulmuş bir mekanizma oluşu. Nasa ilişkin yani vahiy ve sünnette açıkça belirtilen bir başka deyişle değiştirilemeyecek hükümler hakkında fetva verilmez. Şerî yani birey ve toplum hayatını düzenleyen hukuk alanındaki sorulara cevap üretme işini üstlenir, fetva. İnsan aklına bırakılan meselelerle ilgili dini görüş. Günün ihtiyaçlarına göre gerçekleşen olay ve eylemlerdeki dine uygunluk değerlendirmesi, fetvalar. Fetvanın bir başka özelliği de bağlayıcı olmayışı. İnsan herhangi bir müçtehitten fetva isteyip cevap almışsa da ona uymak zorunda değil. Beğenmediği takdirde gidip bir başka müçtehide sorabilir. Üstelik bir başka müçtehit farklı dayanaklarla tamamen değişik bir cevap da verebilir aynı soruya karşılık olarak. Bu nedenle Diyanetin anılan fetvasını, önceki birçokları gibi görmezden gelmek mümkündü. Ancak fetva mekanizmasının işlevi/işlevsizliği açısından konuşulmalı.
Fetvanın bir özelliği insan aklıyla çözüm üretilmesi olduğu gibi aynı zamanda hayatın gerçekleriyle uyumlu olması. Hayatta karşılığı olmalı fetva hükmünün. Uygulanabilir olmalı. Gerçeklikten kopuk fetva olmaz. Kendi kendini baştan işlevsiz kılan bir fetva sizce de tuhaf değil mi? Koca, canı istediği vakit kısa mesaj, mail, mektup, faks ya da telefonla “boş ol” diyebilecek. Karısının bu mesajı aldığından emin olması istenmeyecek ama kadın mesajın kocasından geldiğinden emin olacak. Nasıl? Emniyete mi soracak? İstihbarata mı? Yoksa Bilişim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bundan böyle “boş ol” mesajlarının izini sürme görevini de mi yüklenecek? Bylock listelerindeki karmaşayı ve hataları çözememişken hem de. Yoksa fetvaların idari işleyişle ilgisinin kurulması gerekmiyor mu? Bir fıkıh ehli çıkıp “fetva, günün toplumsal, siyasal, idari işleyişine uyumlu olmak ve günün sorunlarına cevap getirmek niyetiyle yazılma” derse, diyebilirse ne âlâ.
Bu durumda Din İşleri Yüksek Kurulu ve fetvaları külliyen yok hükmündedir, diyebiliriz biz de. Hukuk devletinde vatandaşlarını hukuken bağlamayan fetvalar üreten bir kuruma hiç mi hiç ihtiyaç yoktur. Kaldı ki tarih boyunca değişen ihtiyaçlara cevap ürettiği için vardı. Fetvanın bu özelliği farklı ülkelerde, farklı zamanlarda farklı uygulamaların yapılabileceğine de en açık delil. Geçmişin hukuki yorumları olan fetva uygulaması, somut kriterlere sahip modern hukuk düzleminde karşılıksız kalmaktadır. Bugün ülkemizde ihtiyaç olmadığı ortada. Laf olsun diye koca bir kurul oluşturulup, hayatta karşılığı olmayan hükümler üreterek toplumu meşgul etmeleri gereksiz ve hatta zararlı. “Ama fıkıh”, “ama şeriat, “ama fetva” diyecek çokları ve din düşmanlığı olarak görecekler. Ancak fıkıh, şeriat, fetva din değil hukuk. Bu fetvayı veren hazeratın, kendi kızları için aynı hükmü geçerli bulmayacağına da şüphe yok. Evlilik ve boşanma gibi örfe ilişkin konularda mevcut kanunları işaret etmeli fetvalar veya susmalı. Hukuken geçersiz olduğu bilinerek verilen bu fetvalar insanların düşünme ve akletme becerisini baltalayan prangalar. İnsanların zihnine pelesenk vuran bu türden fetvaların bir de suç tarafı var tabi. Anayasasında eşitlik yazan bir devlette kurul güya ‘dinin’ en yetkili ağzı görünerek ayrımcılık yapar, kadını ikinci sınıf gösterirse açıkça suç işlemiş olur.
Son fetvanın çağrıştırdığı bir başka konu da en az yüz elli yıldır İslam dünyasında süren ‘ceditçilik’ tartışmaları oldu. Hani Akif’in “asrın idrakine söyletmeli İslam’ı” dizesiyle dikkat çektiği mesele. İslam dünyasında günümüz bilgi ve algı düzeyiyle yeni tefsirler ve bu yeni tefsirler doğrultusunda yeni içtihat üretme ihtiyacı, özellikle nakilciler tarafından reformistlikle suçlanır ya işte fetva bu suçlamaları hatırlatıyor. Merak ettim, “şimdi bu fetvayı verenler reformist sayılacak mı?” diyerek kulak kabarttım, göz gezdirdim ama çıt yok. Tuhaf. Üç beş yüzyıl önceki yerel adetleri ‘çağı yakalamak gayretiyle’ günümüz bilişim teknolojisine uyarlayanlara reformist suçlaması(?) yöneltilmezken medeni kanunu yani bugünün örfünü geçerli bulanların ‘bozguncu’ ilan edilmesi de ayrı muamma. Teknolojiyi kullanmak serbest o teknolojiyi de üretebilmenin temelinde yatan düşünsel gelişime ulaşma çabası kusur sayılıyor. Akılcılık-nakilcilik karşıtlığı üzerine süregelen tartışmalar sonuca ulaşmadığından kopya fetvalar dönemine geldik.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025