Berrin Sönmez
6284 kalksın yürüyüşü ve basın açıklaması yapılacağı duyuruluyor sosyal medya hesaplarında. “Önce aileyi yıkan kanunlar kalksın” sloganıyla duyuruluyor, günlerdir. Taksim Tünel’de pek çok yürüyüşe izin verilmemişken şimdi ataerkinin iktidara dayatılması anlamına gelen bu yürüyüşe izin verilip verilmeyeceği de ayrıca merak konusu.
Kutsal aileciler, ailenin korunmasına karşı. Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a (6284) karşılar. Kanunun adı, kanunun içeriğiyle çok ciddi tenakuz oluşturduğundan hayli eğlenceli bir çelişki varmış gibi algılanıyor. Kendilerine Aile Platformu adını veren çok sayıda sivil toplum örgütü, şüphesiz çelişkinin farkında olarak, sadece kanunun numarasıyla dillendiriyorlar itirazlarını. Aslında kadına yönelik şiddetle mücadeleyi kamunun görevi olarak gören, erkek şiddetini önleme işini devlete veren kanuna karşı olduklarını söylemeleri zor elbet. 6284 kalksın yürüyüşü ve basın açıklaması yapılacağı duyuruluyor sosyal medya hesaplarında. “Önce aileyi yıkan kanunlar kalksın” sloganıyla duyuruluyor, günlerdir. Taksim Tünel’de pek çok yürüyüşe izin verilmemişken şimdi ataerkinin iktidara dayatılması anlamına gelen bu yürüyüşe izin verilip verilmeyeceği de ayrıca merak konusu.
.
AİLE BAHANE ATAERKİNİN CÜZDANI ŞAHANE
Peki neye karşı bu atarkil erkekler ve içlerindeki pek az ataerkil kadın? “Kadının adı yok” metinlerinde, kadının cismi de yok denecek kadar az içlerinde. Yani genel olarak kadına karşılar. Kadın kazanımlarını adeta birer birer sayarak her birinin yok edilmesini isterken gerekçeleri de feminist politikalar doğrultusunda hazırlanmış olmaları. Katolik öğretinin şeytanla özdeşleştirdiği kadın algısını, topluma İslam’ın gereği gibi yutturmaya çalışan bu örgütler de feminizmi, feministleri şeytanileştiriyor. Yoksulluk nafakasının kaldırılması, evlilik birliği içinde edinilmiş malların eşit bölüşümünü öngören mal rejimini ve “icralık çocuk” adını vererek kamuoyuna duyurulan ebeveynin çocuğunu görme hakkının çiğnenmesine karşılar. Şimdi bu sonuncusu son derece haklı ve çocuğa zarar veren bir uygulama. Tamam. Bu konuda istedikleri ne sorusuna verilen cevap ilginç. Çocuğun yararını gözeterek velayet sahibi ebeveynin, diğer ebeveyne verilmiş kanuni görüşme hak ve sürelerini ihlal edişinin önlenmesi için bir düzenleme isteseler, kimse itiraz etmez. Zira insani bir yara çocuğun bir ebeveynden diğerine kamu görevlileri aracılığıyla ve yakınlarda da basına yansıdığı gibi kimi zaman çocuk istemiyorsa zorla götürülmesi, insanlık dışı. Boşanmış eşler arasında ortak çocukların yararı için, medeni ilişkilerin geliştirilmesi için çaba harcanmalı. Eşlerin, çocukları birbirlerine karşı intikam aracı olarak kullanma alışkanlığı, önlenmeli gerçekten. Fakat dile getirdikleri itiraz “çocuğumu her görmek istediğimde icra dairesine para yatırmak” yönünde olduğundan bu talep de tıpkı nafaka ve mal rejimi gibi cüzdanla ilişkili.
Ataerkil erkeklerin cüzdanını korumayı kolaylaştıracak diğer talepleri de aile reisliğinin yeniden ihdası, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının uygulanmasından vazgeçilmesi. Erken evliliklerde kocaya verilen cezanın ve tecavüzcü damgasının önlenmesi. Gece yarısı tecavüz baskını başlığıyla yazdığım önergenin kanunlaşmasını da istiyorlar. Ataerkinin sürdürülebilmesi için gerekli olan her talepleri elbette kadın kazanımlarının yok edilmesine dair. Bir önceki yazımda kadın haklarının, iktidar din çatışmasında turnusol kağıdı işlevi göreceğini söylemiştim. Bu yürüyüş iktidarın konuya ilişkin ilk imtihanı olacağa benzer. Katolik öğreti ve İsrailiyatla harmanlanmış ataerkil yorumları, vatan sosuna bulayarak iktidara yedirip yediremeyeceklerini göreceğiz.
FEMİNİZM SAVUNMANIN DEĞİL GÜÇLÜ DİRENCİN ADIYDI HER DAİM
Yüzyıllardır süren kadın mücadelesinin sonuç ne olursa olsun durmadan yoluna devam edeceği ise şimdiden bilinen gerçeklik. Yüzyıllardır ataerkiyi her alanda geriletmeyi başaran kadınlar, yine güçlü direniş sergilemeye hazır. Öyle ki akşam 19.00’da ataerki (umarım) son yürüyüşüne geçmeden önce kadın örgütleri bu taleplere karşı güçlü direnci ortaya koyan metinlerini yayınlamış olacak. Güçlü bir ortaklaşmayla hazırlandı metin. Türkiye kadın hareketi, feminist politika üretme yönündeki becerisini ve dayanışma deneyimini kullanarak önümüzdeki aylara damga vurmaya hazırlanıyor. En güzel tarafı da kadın hareketinin birikimi sayesinde 100’den fazla örgütün çok kısa sürede organize oluşu.
Ataerkil erkeklerin farkında bile olmadığı ama bugünü hazırlayan kadın kazanımları, 1840’lardan başlayan köşe taşlarıyla hatırlatılıyor, okuduğunuz bu yazı yazılırken yayına hazırlanmakta olan metinde. Ataerkil kadınların da idrak edemeseler bile bu platformda yer almalarını mümkün kılan kadın başarıları bunlar. Şeytanileştirdikleri feminizme karşı slogan atma şansını bile feminizme borçlu ataerkil kadınlar, idrak edemeseler bile. İktidara da iktidar üzerinde kurulan ataerkil baskıya da direnme gücünü, feminizmin tarihi deneyimlerinden ve politika üretme birikiminden alarak yoluna devam edeceğini ilan ediyor bu metinde kadınlar. Din iktidar çatışmasına sahne olan siyaseti, önümüzdeki günlerde ataerkiye karşı feminist dirençle yüzleşme bekliyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025