Berrin Sönmez
Engellenmeleri yanlış. Aileyi Koruma ve Kadına Karşı şiddetle Mücadele Kanunu'na, yuva yıkan kanun adını takmakla, şiddetsiz aileyi yıkılmış yuva olarak tanımladıklarını ilan etselerdi keşke halka. Bu zihniyetin, “içinde şiddet olmayan aileye ben aile demem” mealindeki yaklaşımıyla demokratik ortamda rahatlıkla mücadele ederiz ama ifade özgürlükleri engellenirse sorun çatallaşır.
Fotoğraf: bianet
Umarım son olur dediğim kadın karşıtı yürüyüş gerçekleşmedi. “Yürüyemediler şükür” sevinci pek sönük. “Acaba neden?” sorusu baskın geliyor. Kadın hareketinin aynı güne denk gelen basın açıklaması mı durdu onları? İçlerinde mi anlaşamadılar? İktidar mı izin vermedi?
Bianet haberinden, Galatasaray Meydanı’nda dört polis otobüsünün beklediğini öğreniyoruz. Polis memurlarınca yürüyüş değil basın açıklaması yapılacağı söyleniyor muhabirlere. Platformdan herhangi bir açıklama yok. Bilgi sadece polisten alınabildiğine göre Taksim Tünel’den Galatasaray Meydanı’na doğru yapılacak yürüyüşe Valilik izin vermemiş olabilir. OHAL bahanesiyle pek çok başka yürüyüşe de izin verilmediği gibi. Ne de olsa bitimsiz OHAL düzenlemeleri yapılmıştı ve yandaşa karşı da kullanılmış olabilir. Tabii hâlâ yandaş sayılıp sayılmadıkları da bir diğer soru olmalı.
Kimi kayıtlarda adı Aile Platformu kimi yerde ise Aile Hakları Platformu olarak geçen erkek ağırlıklı sivil toplum yapılanması, iktidar tarafından sessizce bekleyip, toplumsal soruna yol açmadan taleplerinin gerçekleştirilmesi için çalışmaları yönünde ikna edilmiş de olabilir. Ne de olsa bu konuda tecrübeliler. Yıllardır Aile ve Sosyal Politikalar Bakanları ve bakanlık bürokratları üzerinde baskı kurarak yasanın uygulanmasını baltalamayı bilmişlerdi. Kolluk ve yargı da gerek basın gerekse ilişkili oldukları tarikat ve cemaatler sayesinde baskılayabildikleri alanlar kuşkusuz. Ancak iktidar ile ilişkilerinde ciddi bir kırılmanın su yüzüne çıkışına tanıklık etmiş de olabiliriz, ilan edilen yürüyüşün iptaliyle. Din devlet ilişkisinin siyasi iktidar ile dini iktidarcıklar çatışması bağlamında iktidarın, kadın ve kadın hakları yanında yer almasını bile işaret ediyor olabilir. İçeriden iptal değil de yönetimden izinsizlikse söz konusu olan, iktidarın sırtına binip ondan beslenerek büyüme alışkanlığıyla izinsiz yürümeyi tercih etmezler. Hangisi olursa olsun keşke son olarak dahi olsa yürüselerdi, ifade özgürlüğü adına kadın karşıtı bu platformun bile yürüyüşünün engellenmesine karşı çıkmak şart. Koruma tedbir kararına ve zorlama hapsine, ailede erkeğin/babanın itibarını sarstığı gerekçesiyle karşı çıkışlarını sokakta haykırabilselerdi.
Tanınmış isimler de tehdit altında kalabiliyor, ücra köşelerde bilinmeyen kadınlar da. Mesela en yakın örnek olarak Deniz Çakır, koruma hükmünden yararlanmış. Yüksel Volkan’a karşı bir aylık koruma tedbir kararı aldırmış, tehditler ve hayati tehlike gerekçesiyle. Keşke saldırı ve tehlikeyle karşılaşmasaydı ama böyle bir koruma kararı hakkını kullanmakla çok iyi etmiş. İşte bu korunma hakkının ve mekanizmalarının ülkenin her yerindeki her kadın tarafından kullanılabiliyor oluşuna karşılar. Hayati tehlike yaşatanlar, “kadının hayatı koruma altına alınmasın” demek istiyorlar. Tek başına koruma tedbir kararı kadını şiddetten korumaya yetmese bile… Pek çok kadın cebinde koruma tedbir kararıyla veya kaymakamlık ve aile mahkemesi arasında tedbir kararı çıkartmak için koştururken saldırıya uğrasa bile… Kadın için kıymetli bir kazanım korunma hakkı ve şiddet faili için caydırıcı etkisi olmalı ki 6284 karşıtlarının en çok itiraz ettikleri hükümlerden birisi.
Yine de şöyle veya böyle engellenmeleri yanlış. Aileyi Koruma ve Kadına Karşı şiddetle Mücadele Kanunu’na, yuva yıkan kanun adını takmakla, şiddetsiz aileyi yıkılmış yuva olarak tanımladıklarını ilan etselerdi keşke halka. Bu zihniyetin, “içinde şiddet olmayan aileye ben aile demem” mealindeki yaklaşımıyla demokratik ortamda rahatlıkla mücadele ederiz ama ifade özgürlükleri engellenirse sorun çatallaşır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025