Berrin Sönmez
Ramazanı, siyasi gerilim ve yeniden seçim atmosferine hapsolarak geçireceğiz, el mahkum. İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararı, ülkede hukukun son kırıntısı olan seçim hukukunu da, demokrasi namına tanıdığımız tek unsur olan sandığı ve milli iradeyi de yok edince bir anda “her şey bitti” hissine kapılmak o kadar normal ki. Üstelik Ankara’da iftar sofrasından henüz kalkmamışken İstanbul’da Yeryüzü Sofrası’na yapılan polis baskını ve gözaltı haberlerini alınca omuzlara çöken ağırlığın tarifi güç. Gerçi tarife ne hacet öyle yaygın ki bu hissiyat, AKP’ye oy veren seçmenin bile demokrasi ve hukuka güven adına duygu durumu karışık şu an. Polisin, iftar sofrası kurulurken İhsan Eliaçık hocayı çelme takarak düşürmesi, annelerin adice itilip kakılmasından farklı değil. Zeynep Duygu ve Hadiye Yolcu’nun yerlerde sürüklenmesi de kadınlara yönelik ilk polis şiddeti değil. Ancak AKP iktidarı emriyle polisin iftar sofrasına yönelik ilk saldırısı oldu. İftara saldırının detaylarını ben de Hadiye Yolcu’nun açıklamalarından okuduğum için bu konuya girmeyeceğim.
Ancak merak ediyorum, İBB seçimlerinin yenilenme kararının ilan edildiği gün iftar sofrasına uygulanan polis şiddeti, 23 Hazirana kadar sürecek seçim kampanyalarına yansıyacak mı? Nasıl yansıyacak? AKP hâlâ 30’lar, 40’lar edebiyatıyla oy toplamaya girişerek, “CHP camileri ahıra çevirdi, Müslümanlara zulmetti” diyebilecek mi? AKP iktidarının polisleri, oruçlu insanları, iftar sofrasında yerlerde sürükleyerek gözaltına aldığına göre artık söyleyemez olmaları gerekir. Devr-i iktidarlarında kırk beş gün sonra yeniden İstanbullu seçmenin huzuruna çıkacakları kesinleştiği gün, İstiklal’de yapılan bu zulmü onlar unutsa biz unutturmayacağız kuşkusuz. Haberlerin alındığı, İhsan Hoca ve Zeyneb Duyguya reva görülen muameleye fotoğraflarla şahit olunduğu an yaşanan duygusal çöküş halini unutmak da unutturmak da söz konusu değil. Artık AKP’nin kazanmadığı hiçbir seçimin seçim sayılmayacağı anlaşılıp, zulmün tırmanacağı mertebe ayan olduğunda demokrasi, hukuk ve giderek daha da otoriterleşerek yalnızlaşacağı düşüncesiyle güzel ülkemize dair ümitlerin tükendiği dakikalardı.
Derken ceketi, kravatı çıkarıp, gömleğinin kollarını kıvıran Ekrem İmamoğlu, belirdi karşımızda. YSK darbesi üzerine ceketini alıp gitmek yerine ceketi çıkarıp halkın karşısına çıkması, kazandığı andı. “Adam kazandı” deyip sessizliğe gömülmediği seçim akşamı gibi. Daha önemlisi ilk cümlelerinden itibaren üzerimize çöken karabasanı dağıtıveren enerjisi, kararlılığı ümit verdi. Sözleriyle beden dilinin uyuşması samimiyetinin delili olarak görülüp sevdirmişti zaten kendisini. Şimdi “yolumuz uzun, işimiz çok” diyerek seçmenini konsolide etmekle kalmayıp, boykotçuları bile sandığa çekmeyi bu ilk konuşmasıyla başardığını söylemek abartı sayılmaz. Fakat gerçekten yol uzun ve çetin. Daha ne gibi hukuksuzlukların, seçmeni, sandığı ve siyaseti etkilemek için sahneleneceğini bilemeyiz.
Recep Tayyip Erdoğan “İstanbul’u yöneten Türkiye’yi yönetir” sözüyle siyasi hayatının en büyük hatasını yaparak kendi kendisini köşeye sıkıştırmıştı. Şimdi AKP kurmayları var güçleriyle onu, sıkıştığı bu köşeden kurtarmak için çırpınırken sadece kendi kişisel itibarlarını, partilerinin itibarını tehlikeye atacak hamleler yapmakla yetinmiyorlar. Ülkeyi, her açıdan riske atmak pahasına yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim kampanyasında neleri göze alabileceklerini tahmin bile edemeyiz.
Sadece parti kurmayları değil basın desteği de hem AKP’nin itiraz ve tam kanunsuzluk iddialarına hem YSK iptal ve yenileme kararına seçmen gönlünde meşruiyet kazandırma çabasına girdi bile. Parti içinden verdiği kulis bilgileriyle tanıdığımız Abdülkadir Selvi, İstanbul Stratejileri başlıklı yazısında kulis bilgisi görünümünde PR yapıyor örneğin: “YSK, İstanbul seçimlerini 225 sandık kurulu başkanı ile 3 bin 500 sandık kurulu üyesinin kamu görevlisi olmaması nedeniyle iptal etti. Seçim sonucunda etkili olacak müessir fiili ise 22 tane sayım döküm cetvelinin boş, 101 tanesinin ise imzasız olması oluşturuyor. Recep Özel, “Her sandıkta 300 kişinin oy kullandığı düşünüldüğünde ortalama 40 bin oya karşılık geliyor” dedi. Ancak ilçelerdeki oy farkları on binlerle ifade edildiği için, iptal cihetine gidilmemiş.” İlçelerdeki on binlerle ifade edilen oy farkı iptal cihetine gidilmesini engellemiş ama Büyükşehirdeki on üç bin oy farkı iptal sebebi sayılmış. Hiçbir inandırıcılığı olmayan bu iddialar, yitirilen adalet duygusunu yeniden tesis etmekten uzak.
“Adalete susadığımızı” söylerken ise Ekrem İmamoğlu inandırıcı, güven telkin ediyor. 23 Haziran akşamı yine kazanma ihtimali yüksek. Ancak bir şartla, maestro kendisi olursa. Şu ana kadarki başarısı zaten CHP kurmaylarına rağmen elde edilmiş bir başarıydı. Kampanyanın bu yeni aşamasında CHP içindeki ulusalcı akıl Ekrem İmamoğlu’nun yakaladığı rüzgarı kesmezse. Örneğin Kürt seçmene, Kürt siyasetine yönelik ırkçı söylemler, ırkçı bakış açısı engellenebilirse. Örneğin 6 Mayıs gecesi Kadıköy, Beşiktaş gibi semtlerde yapıldığı gibi tencere, tava çalmalar, AKP tabanının küskünlerini irite ederek yeniden AKP’ye oy vermeye yöneltebilir. Çünkü en az Erdoğan ve Soylu’nun söylemleri kadar belirgin bir kamplaşma/saflaşma olgusunun çağrışımı bu tencere/tava sesleri. İmamoğlu’nun kucaklayıcı, kapsayıcı politik söylemine ters ve onun etkisini azaltacak eylemler. Her şey güzel olacaksa kampanya sürecinde hiçbir şey eskisi gibi olmamalı. Kaldı ki kampanya sürecinin bu aşamasında AKP ve Erdoğan’ın da hatalarından ders alarak kutuplaştırıcı dilden, artık ne kadar başarabilirlerse, uzaklaşmaya çalışacakları anlaşılıyor. Hal böyle olunca Ekrem İmamoğlu’nun şu ana kadar yürüttüğü politik söylemi güçlendirecek şekilde kampanya inşası gerekliliği artmış halde.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025