Berrin Sönmez
“Evin meleğini öldürmek” haybeye söylenen boş lakırdı değil. Eş ve anne olmaya itiraz değil. Aile karşıtlığı hiç değil. Ev içi rollerin salt erkek konforuna hizmet amacıyla düzenlenmiş oluşuna itiraz. Erkek konforunu sürdürülebilir kılan eril tahakküm ile kadınların ikinci sınıf insan, yarı insan, dini eksik, aklı kısa ve kötücül (fitne unsuru) sayılmasına itiraz aile karşıtlığı değil. Çelişki gibi görülse de varoluşu diğerinin varlığına bağlı iki karşıtlık melek ve şeytan ve her ikisi de kadını imliyor, ataerkinin inşa ettiği cinsiyet rollerinde. “Allah’ın ipini bırakıp ataların ipine sarılanlar” Allah’ın aynı özden (Nisa, 1) ve eşit (Hucurat, 13) yarattığı, dünyevi sorumluluklarında eşit kıldığı (Ali İmran, 195), eşit ödüllendireceği (Ahzab, 35) kadınlar için dünyevi yaşamın da eşit olması gereğini inkar ile kadınların eşit haklarını gasp ediyorlar. Bu durum kadının insan olarak yaratıldığı gerçeğini, yaratılışı inkardır. Buna karşılık evin meleğini öldürmek aynı zamanda kadının şeytanlaştırılmasına da kökten itiraz. Ve kadının haklarına sahip çıkış yoludur. Yaratılıştan/doğuştan gelen hakların, ataerkil sistem için yok sayılmasına itiraz. Ataerki sistemin inşa ettiği cinsiyet rollerine karşı çıkınca yaratılış prensiplerini, toplum hayatında yaşanabilir kılmak mümkün olacak. Bu nedenle Müslüman kadına feminizm yakışır. Aksini söyleyip feminizmi, feminist kadınları şeytan gibi görüp gösterenler geçmişte İlahî mesajı tersine çevirip kadını şeytanlaştıranların ardıllarıdır. Çok net olarak tavır alabilmek için çok net olarak söylemek lazım ki kadın erkek her insanın eşit olduğu gerçeğini kabul edip buna göre toplumsal düzen kurmaktan kaçınmak, Allah’ın yaratışını inkar ve patriarkal düzenin inşasına tapınmadır.
Bu uzun ve keskin girişin sebebi tahmin edileceği gibi Saadet Partisi İstanbul İl Teşkilatı Başkanlık Divanı listesine tek bir kadın dahi almamak için Kadın Kolları Birimi Başkanı olarak Hakan Tevfik Erdağı’nın atanması. Saadet Partili kadınlar, haklarından fedakarlık ederek yumuşak huylu davrandıkları için bu kadar pervasızca yok sayıldılar. Kadınların fedakarlığını feragat olarak algılamaya meyyal ataerkil erkeklik ve fedakar kadınları kolaylıkla feda ediyorlar. Tarih fedakarlık eden kadınların feda edildiğini gösteren örneklerle dolu. Ataerkinin dayattığı melek rolünü ret etmek için o evdeki meleği öldürmek de yetmez. Partideki meleği de toplumdaki meleği de öldürmeli kadınlar. Aldanmayalım hem melek hem şeytan rolünü kadınlara biçtiklerine, o evde bir melek varsa o evde bir de şeytan vardır. Partide ve toplumda da öyle… Haklarını arayan kadınları şeytan itaat edenleri melek gibi göstermekle asıl şeytani aklı o ataerkillik işletiyor, kimse unutmasın. Dolayısıyla meleği öldüren evde, partide, toplumda meleğin karşısında konumlanmış olan o şeytani erkek aklını da öldürecek. O zaman evde partide, toplumda erkekler de kadınlar da insan olarak eşit konumlara sahip olur. Eşitlik için mücadele gerek, itirazla başlanan mücadele.
İstanbul İl Teşkilatı'nda Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk isimli bir kadın. Ancak kadın olduğu için başkanlık divanına girmesini önleyecek bir düzenleme ile bir erkek, kadın kolları biriminden sorumlu başkan olarak atanmış. Kadınları o temsil edecek. Tek bir kadına bile tahammülleri olmayanlar, erkek bireyin kadınların üstüne basarak koltuk sahibi olmasını, İslam’ın gereği gibi sunuyorlar üstelik. Böyle bir tabloya yumuşak dille, alçak sesle itiraz etmek sessiz kalmakla eş anlamlı olur. Saadet Partisi içinden pek çokları benimle yakın görüşlere sahip olsalar da yumuşak politika izleyerek kitleyi, yöneticileri yavaş yavaş ikna etmek gerektiğini düşünüyorlar biliyorum. İyi niyetlerine saygım da yok değil. Ancak yöntem yavaş yavaş ısındırmak için yumuşak dille söylemek olsaydı eğer İslam kendinden önceki inanca yani ataların dinine karşı kocaman, güçlü, keskin bir “Lâ” ile başlatmazdı tevhidi. Ataların dini olan ataerkil sistemin inşa ettiği ve Allah’ın yaratışına aykırı olan cinsiyet rejimine güçlü bir karşı çıkış şart. Kelime-i Tevhide sarılıp, Kabil’in oğullarının kurduğu bu kadından sorumlu erkek başkan düzenine “hayır” demek için hakkını arayan Havle’nin kızları olmaları da şart. Havle’nin hakkını arayışını, mücadelesini, sözünü, sesini Allah duydu (Mücadele, 1-4) ve şimdi Saadet Partili kadınlar partilerine, Müslüman Feministler yeryüzündeki bütün ataerkillere duyurmakla yükümlü. Sessiz sessiz veya yumuşak sesle kocaman güçlü bir itirazla cedelleşmek (çatışmak) gerektiğini bize bu dört ayet öğretiyor. Sureye adını veren Havle Binti Salebe’nin hakkını arayan cedeli idi bizler de eşitlik mücadelesini buradan aldığımız güçle çatır çatır çatışarak yürütmek durumundayız. Allah’ın duyduğu o sesi, o sözü yeryüzüne duyurmak boynumuza borç. Başka dinlerde, başka toplumlarda, başka kültürlerde ve farklı zaman dilimlerinde aynı kadın karşıtlığı aynı şekilde kadını ikincilleştirdiği için verilen mücadelenin yöntemleri benzerdir. Feminizm bu benzerliklerin getirdiği ortak yöntem, ilke ve politikaların bütünü olduğundan Müslüman kadına feminizm yakışır. Saadet Partili kadınlar da haklarını almak için Havle gibi hareket etmeyi inançlarına, kendilerine ve bütün kadınlara borçlular.
Kadın Kolları Birimi Başkanı olarak Hakan Tevfik Erdağı’nın atanmasına yönelik tepkileri savuşturmak isteyen İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı’nın ileri sürdüğü görev sınırları, özellikle itirazı hak ediyor. Yalnızca “koordinasyon, lojistik ve mali işlerle” ilgilenecekmiş. Düpedüz hakaret. Evinde kadın olmasa çorabını yıkamayı beceremeyenler koordinasyon için kadınların başına bekçi dikiliyor. Kendi çocuğunu okul servisine verip alma işini, beslenme çantasını eğer o çocuğun annesi planlamasa beceremeyecek olanlar, kadın kollarının lojistik işlerini ayarlayacaklarmış. Bir tencere kaç paraya kaynatılır bilmeyenler kadın kollarının mali sorumluluğunu üstleneceklermiş. Gördük, erkek aklıyla maliyenin idaresinde 128 milyar dolar nerede kimse bilmiyor. Toplumun biriktirdiği o paranın yarısı kadınların emeği ve emanet edildiği yerde mi, nerede?
Saadet Partisi içinde bu tabloya, il başkanlık divanına kadın almamak için adam adama markaj yapanlara karşı çıkanlar çok evet, ama karar mekanizmasında değiller. Güçlü itiraz edip tavır almadıkları sürece de karar vericiler arasına girmeleri zor. İlahî mesajı anlamak için akıllarını kullanmak yerine patriarkal yorumları ezberleyenler var karşılarında. Kuran’dan değil fıkıhtan gelenekten dem vurarak kadınlara yönelik ayrımcılığı, kadın emeğini sömürerek yürüttükleri siyasetlerini, gelenekle savunuyorlar Kur’an ile değil. Bir kavvam meselesi var dillerinde. Kavvam erkek olduğu için mali işlerin sorumluluğu erkeğe bırakılmış akıllarınca. İşlerine geldiği zamanlarda hadis diyerek rivayetleri örnek gösterirler. İşlerine geldiği zaman ayetlerin ataerkil yorumlarını delil tutarlar. Erkek çok eşliliği gibi işlerine gelen konularda Peygamberin hayatını örnek gösterirler. Kavvam meselesinde hiç Peygamber ile Hatice’nin evliliğinden ibret almazlar çünkü işlerine gelmez. Peygamberimiz 25 yaşında evlendi ve Hatice öldüğünde Peygamberimiz 50 yaşındaydı. Hatice ile evliliği boyunca tek eşli yaşadı. Hatta Hatice’nin ölümünden sonra 8 yıl evlenmedi bekar yaşadı. Ataerkil dindarların örnek almalara, din karşıtlarının hakaret etmelere doyamadıkları o çok eşlilik süreci Peygamberimizin ömrünün son demlerinde, 58 ile 63 arasında geçen beş yıla ait sadece. Ancak Peygamberimizin hayatından örnek veriş sebebim kavvam konusuyla ilgili. Hatice varlıklı bir kadın olarak kavvam olandı o evlilikte. Sadece ekonomik güç değil aynı zamanda sınıfsal üstünlükle de koruyucusuydu Peygamberin. Ki öldüğü yıl “hüzün yılı” olarak geçmiştir siyerlere. Evet amcası Ebu Talip de aynı yıl öldü. Ancak amcasının ölümünden sonra Hicret etmedi Peygamberimiz. Altı ay sonra Hatice öldüğünde -ki Hz. Muhammed’in peygamberliğini tanıyan ilk Müslüman da odur- Mekke’de koruyucusuz kaldığı için Hicret vakti gelmişti.
Saadetli kadınlar ve tüm Müslüman kadınlar din adına ikincilleştirilmeye itirazı mümkün kılacak bir iç yolculuğa çıkma vakti geldiğini keşke anlasalar. Ataerkil yorumlardan İlahî mesaja hicret etme vakti. İtaatkar ikincil rolden eşit insanlık gerçeğine hicretin tam zamanı. Fedakarlık devri kapansın artık erkeklerin kulu değil Allah’ın kuluyuz bilelim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025