Celal BAŞLANGIÇ
UMUDUMUZU DA TUTSAK ALAMAZSIN YA NAPOLYON!
Günümüze dönmüş Napolyon.
Çok merak etmiş neler olup bittiğini kendisi bu dünyada yokken.
Önce Obama'ya gitmiş. Beyaz Saray'da oturmuşlar karşılıklı. Milli içkileri viskiyi açmış Obama. O anlatmış, Napolyon dinlemiş, dinlemiş... Sonunda demiş ki:
"Sendeki şu savaş teknolojisi bende olsaydı Waterloo Savaşı'nı asla kaybetmezdim."
Sonra Putin'e gitmiş. Kremlin Sarayı'nda oturmuşlar. Milli içkileri votkayı açmış, Putin anlatmış, Napolyon dinlemiş, dinlemiş... Demiş ki:
"Sendeki şu istihbarat örgütü bende olsaydı Waterloo Savaşı'nı asla kaybetmezdim."
Sonra Erdoğan'a gitmiş. Ak Saray'da oturmuşlar. Milli içkileri ayranı açmış, Erdoğan anlatmış, Napolyon dinlemiş, dinlemiş... Demiş ki:
"Sendeki şu medya bende olsaydı Waterloo Savaşı'nı kaybettiğimi dünyada hiç kimse bilmezdi."
İşte dün bizim Silivri Cezaevi'nin önünde tuttuğumuz "Umut Nöbeti"nin nedeni, aynen bu fıkrada olduğu gibi Napolyon'un Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini dünyadaki tüm insanların öğrenmesi içindir.
Napolyon'un Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini yazanların bir kısmı içerdeydi, diğer yazanlar içeri girmek için sırasını bekliyordu, yazacak olanlar da içeri girecekti.
Can Dündar'la Erdem Gül tutuklanınca ilk nöbeti bu ayın başında onlarca yıllık kıdemiyle Mete Akyol tutmuştu.

Arkası koptu geldi. O günden bu yana Basın Konseyi organizasyonuyla her görüşten gazeteci "Umut Nöbeti"ne durmaya başladı. Daha da sırada bekleyenler var.
Fatih Portakal'dan, Murat Keskin'den devraldık nöbeti; Said Sefa ve Bülent Keneş ile birlikte.
İstiyorduk ki Napolyon'un Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini yazan gazeteciler cezaevine düşmesin...
İstiyorduk ki, bütün dünya insanlarının Napolyon'un Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini bilmeye hakkı var, bu gerçeği yazan, yazacak olan gazeteciler tutsak olmasınlar...
Can Dündar'dan Erdem Gül'e, Hidayet Karaca'dan Mehmet Baransu'ya, İdris Yılmaz'dan Vildan Atmaca'ya; Türk'üyle, Kürd'üyle, sağcısıyla solcusuyla, Alevi'siyle Sünni'siyle dün itibariyle tamı tamına 32 gerçek gazeteci vardı içerde.
Hepsi de Napolyon'un Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini yazmışlardı.
Yalanı, rüşveti, hırsızlığı, yolsuzluğu yazmışlardı.
Reza'ların önüne yatan bakanları, "gemiciklerini kurtaran kaptan Bilal"i yazmışlardı.
Kuşatılan Kürt kentlerini; tanklarla, toplarla girilen Kürt mahallelerini, evleri başlarına yıkılan Kürtleri, bir halka karşı açılan savaşı yazmışlardı.
Hendeklerin, barikatların arkasında sadece eli silahlı gençlerin değil de, kendi güvenliği için çoluğuyla çocuğuyla, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bir halkın durduğunu yazmışlardı.
Daha dün köyleri yakıp yıkıp boşaltanların bugün kentleri yaktığını, yıktığını, boşalttığını yazmışlardı.
Eskiden kendi dağını taşını bombalayanların artık kendi kentlerini, mahallelerini, sokaklarını bombaladığını yazmışlardı.
Baskıyı, zulmü, işkenceyi, cinayeti, katliamı yazmışlardı.
Komşu bir ülkede binlerce insanın ölmesine, milyonlarcasının sığınmasına neden olan çetelere devlet eliyle taşınan silahları yazmışlardı.
Aslında en önemlisi Napolyon'un yaptığı darbeyi, Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini yazmışlardı.
Bu yüzden çok kızmışlardı. İnsanlar gerçeği öğrenecek diye çok korkmuşlardı.
Oysa biz biliyorduk ki, halkın gerçekleri öğrenme hakkı olduğu sürece, bizim de Napolyon'un Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini yazma özgürlüğümüz vardır.
Napolyon kaybettikçe zulmü de artıyordu.
Devletin "bilimsel" bir kurumu "yerli" bulmadığı için on binlerce kitabı imhaya kararı alıyordu.
Yayınlandıktan aylar hatta yıllar sonra...
Hasan Cemal'in, Delila Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri ve Kürdistan Günlükleri kitapları...
Tuğçe Tatari'nin; Anneanne, Ben Aslında Diyarbakır'da Değildim kitabı...
Müslüm Yücel'in, Amara'dan İmralı'ya kitabı yasaklanıyordu hem de faşist askeri darbe süreçlerinde bile yaşanmayan yöntemlerle...
Çünkü Napolyon'un Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini yazmışlardı.
Kaybettiğini ne kadar gizlemeye kalkarsa kalksın Napolyon, Waterloo Savaşı'nı...

Biz Silivri Cezaevi'nin önünde farklı siyasi geçmişlerden, günahlarıyla sevaplarıyla gelen gazeteciler Napolyon'un Waterloo Savaşı'nı kaybettiğini söyleme özgürlüğü için bir araya gelebiliyorsak...
Artık "demokrasi ortak paydası" daha dün bir araya gelemeyecekleri buluşturabiliyorsa...
Çorlu'da yaşayan bir Vanlı tekstilci ya da Silivri'ye yerleşen mübadil bir ailenin iyi eğitim görmüş çocuğu; bir "Merhaba" demek için, ev sahibi olarak bir çay, bir kahve ikram etmeye kilometrelerce yol katedip geliyorsa...
Bu demektir ki biz Silivri Cezaevi'nin önünde ancak soğuktan titreyebiliriz, ama asla korkudan değil...
Gerisini sıcak saraylarında oturup korkudan titreyen muktedir Napolyon'lar düşünsün.
Çünkü "Umut Nöbeti"ne başladık bir kere; "Napolyon, Waterloo Savaşı'nı kaybetti" demek özgürlüğü için, halkın bu gerçeği bilme hakkı için...
Umudumuzu da tutsak alamazsın ya Napolyon!
NOT: Bu yazıda Napolyon bir fıkra kahramanıdır ve Waterloo kaybedilmiş bütün iktidar savaşlarını simgelemektedir.
CELAL BAŞLANGIÇ / HABERDAR
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021