Celal BAŞLANGIÇ
Gözleri çakmak çakmaktı, ama dokunsan ağlayacak gibiydi.
"Ölmek istiyorum" dedi.
"Gel, otur şöyle" teklifine karşı çıktı:
"Çok kötüyüm, biraz yürümem gerek" diyerek uzaklaştı.
Çünkü evi Sur'daydı.
Yaklaşık altı aydır süren sokağa çıkma yasağı nedeniyle evine gidememişti bir türlü.
Önceki sabah yasakların kalktığı 14 sokaktan birindeydi evi.
Haberi alır almaz bir solukta koşmuştu Sur'a, evinin olduğu sokağa.
Görünce şoka girmişti. Çünkü evi tümüyle yok olmuştu.
Evlerinin olduğu sokaklara altı ay sonra girebilen Diyarbakırlılar'ın büyük bölümü de aynı durumdaydı.
Daha yasakların sürdüğü sokaklarda kalan evlerinin yerinde durup durmadığını görebilmek için yüksek binaların teraslarına çıkmışlardı.
Büyük bir kalabalık, evlerinin yerinde yeller estiğini görünce yıkılmışdı adeta.
Zaten yaklaşık dokuz aydır bölgede süren ablukalar, çatışmalar, sokağa çıkma yasakları, ölümler, göçler insanlarda büyük bir umutsuzluk yaratmıştı.
Herkes aynı duyguyu paylaşıyordu Kürt kentlerinde.
Yaşadıklarından çok büyük bir yara almışlardı. Geleceğe dönük umutlarını yitirmişlerdi. Yarın ne yapacaklarını planlamak bu şartlarda "çok lüks" geliyordu onlara.
Bir haftadır süren Amed Kitap Fuarı'nda bir söyleşi ve bir panele katılmak için gelmiştik Diyarbakır'a.
Bütün yaşananlara karşın büyük bir ilgi vardı fuara. Paneller, söyleşiler yapılıyor, sergiler açılıyor, Sümerpark'taki belediyeye ait kültür merkezinde gençler müzik ve dans kurslarına katılıyorlardı.
Ancak çoğu kişinin yüzü gülmüyordu. Gençler cıvıltılarını yitirmişlerdi.
Sadece iki gün boyunca turladığımız Bismil'de, Savur'da, Batman'da, Cizre'de de insanlar aynı durumdaydı.
Zaten iki ayı aşkın bir süredir Nusaybin'de ve Şırnak kent merkezinde çatışmalar, bombalamalar, ölümler sürüyordu.
Cizre, Sur, Silopi, İdil yakılıp yıkılmıştı. Akşamları sokağa çıkma yasakları hala sürüyordu.
Diyarbakır'da, Cizre'de insanlar çocuklarının cenazesini arıyordu. Hala cenazelerini alamayan aileler vardı bölgede.
Bölgede sokağa çıkma yasağı uygulanan kentlerin girişlerinde, çıkışlarında kontrol noktaları kurulmuştu. Kimliklere bakılıyor, araçların bagajları aranıyordu.
Bölgedeki bütün yerleşimlerde bulunan Valilik, kaymakamlık binaları, resmi lojmanlar, karakollar bariyerlerle çevrilmişti.
Bu binaların bulunduğu sokaklar, kentin en merkezi bulvarı da olsa kapatılmıştı.
Kentlerin sokaklarında panzerler, ZPT-Condorlar, akrepler sürekli tur atıyordu.
İllerin, ilçelerin merkez kavşaklarında, bazı mahallelerin ve sokakların girişlerinde kontrol noktaları oluşturulmuştu.
Diyarbakır'dan Bismil'e, oradan Batman'a, Midyat'a, İdil'e, Cizre'ye uzanan bütün güzergahta dikkat çekecek kadar fazla polis, asker zırhlıları ve ellerinde uzun namlulu silahları, üzerlerinde çelik yelekleriyle güvenlik görevlileri vardı.
Zaman zaman görüntüler 1990'lı yılları anımsatsa da, aslında 2015'ten bu yana yaşanılanların çok daha öteye vardığını söylemek mümkündü.
Görünen o ki, 1980'li, 1990'lı yıllara göre bölgede artık devlet daha fazla güç harcayarak, zorlanarak duruyor. Bu tablonun da ortaya bir "eğretilik" görüntüsü çıkardığı çok açık gözlenen bir gerçek.
KIZILTEPE'DE GERÇEKTE NE OLDU?
Çatışmalar nedeniyle tarihi İpek Yolu'nun Nusaybin-Cizre arası aylardır kapalıydı.
Cizre'den Diyarbakır'a dönmek için İdil-Midyat yolunu kullanıyorduk.
O sırada Kızıltepe'den bir haber geldi.
Dokunulmazlıkların kaldırılması üzerine HDP'nin düzenlediği "Demoratik Siyaset Buluşmaları" dün Kızıltepe'deydi.
HDP ve DTK Eş Genel Başkanları da katılacaktı mitinge Mardin milletvekilleriyle beraber.
Belediye binası önünde toplanan kitle tazyikli su ve biber gazıyla dağıtılmıştı. Çok sayıda gözaltı vardı.
Kızıltepe'de bulunan Mardin Milletvekili Mithat Sancar'a ulaştım.
Yaşanan bütün olumsuzluklara karşın büyük bir kitlenin toplandığını anlatıyordu Sancar:
"Bu şartlarda yaptığımız en barışçıl, en demokratik eylemdi. Güvenlik güçleri 'slogan atılmasın' diye uyarıyordu bizi. Bazı kişilerin slogan atabileceğini, ama kendi kontrolümüzü sağlayacağımızı söylüyorduk. Bu arada belediyenin önündeki Türk bayrağının indirildiğini haber verdi güvenlik güçleri. Bir baktım küçük bir çocuk tırmanmış direğe. Çitlembik gibi, en fazla 30 kilo. Hemen partililere 'aşağıya inip derhal bayrağı direğe takın' dedim. Onların peşinden de ben gidiyorum. Bayrağı takacağız. Daha merdivenleri inerken kitleye gaz sıkmaya başladılar. Çocuk kendi yapmış olabilir. Birileri yönlendirmiş olabilir. Kızgın bazı gençler teşvik etmiş olabilir. Ama çok kolay çözülecek bir sorundu aslında."
İnsanlar kaçışırken bir kısmı belediye binasına sığınıyor doğal olarak.
Bu arada onlarca polisle belediye binası basılıp aranmak istiyor.
HDP'li vekiller, arama izinleri olmadığı için belediyenin basılmasını engelliyor.
Sonunda bir çözüm bulunuyor. Kapalı mekanlara başkanların denetiminde bakıyor birkaç polis. Kimseyi de bulamıyor.
Bu yaşananları değerlendirirken günlerdir bölgede yaptığımız gözlemleri doğrulayacak tesbitler yapıyor Mithat Sancar:
"Yönetmeyi değil de düşmanlaştırmayı kafasına yerleştirmiş görünüyor. 'Ben bunu kontrol altına alırım, yönetirim' mantığıyla bakmıyorlar. Hakim olan mantık 'karşımda düşman var, ben buna aman vermeyeyim' yaklaşımı."
Miting öncesi çalışma yaparken saatlerce dolaşmış Sancar Kızıltepe çarşısında,
"İnsanlar devletin kendilerine hangi gözle baktığının çok farkında. İşte hendeklerden, barikatlardan sonra halkın HDP'den soğuması da söz konusu değil. Aynen 7 Haziran seçimlerindeki hava vardı burada. Görünen o ki her şeye karşın hala halkın umudu var demokratik siyasetten."
Bölgede siyasetin algılanması da Türkiye genelindeki algının çok ötesinde bir yerde.
Örneğin kimse AKP Genel Başkanlığı'na Binali mi gelmiş milyonali mi gelmiş hiç umurlarında değil.
Yeni Bakanlar Kurulu'nda kimlerin olacağını hiç merak etmiyorlar.
Çünkü AKP'den, düzen partilerinden hiçbir umutları kalmamış.
Yalnız HDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda CHP'lilere çok kızgınlar.
Neredeyse herkesin yaklaşımı birbirine benziyor:
"CHP zaten buraya gelip rapor yazmaktan başka hiçbir şey yapmadı. Artık gelip rapor da yazamayacaklar."
Yani artık CHP'liler nadir olarak gittikleri bölgede "Yahu bu zamana kadar neredeydiniz, neden bu kadar geç kaldınız?" sorusuyla bile karşılanmayacaklar.
Bölge insanları yaşadıkları travmayı henüz atlatamamış. Çünkü hala yaşanılan yıkımlı, ölümlü bir sürecin içindeler.
Ama geçen zaman içersinde yaşananları damıttıkça hendeklerden, barikatlardan "kahramanlık öyküleri" çıkarmaya başlamışlar.
Kürtler süreç içersinde yarın başlarına ne geleceğinden emin değiller, şimdilik geleceğe daha "eğreti" bakıyorlar ama bölgede devletin duruşu da bir o kadar "eğreti" görünüyor.
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021